“Öyle Güzel Mantı Yapardı Ki Annem…”

“Kurbanlıklara gösterilmesi gereken saygının esamesi okunmuyordu.
Bıçak sallayışına güvenen sözde kasaplar, özellikle büyükbaş hayvanları işkence edercesine kesti.
Kiminin daha kesilmeden bacağı koparıldı, kimi canlıyken iş makinelerine asılarak kesildi.

Önceki günkü görüntüler ‘vicdanlara’ huzur veren bir yöntem miydi?”

***

Bu satırları önceki gün yaşananlar için yazmıyorum.
2005 yılındaki kurban bayramında yazmışım.
Tam 21 yıl önce…

***

“Yerel ve evrensel vicdan…” başlıklı o yazıya gene vicdan üzerinden devam etmişim:

“İyilik etmekten lezzet alan, kötülükten elem duyan bir duyguya sahip miyiz?

İçimizde eylemlerimizi yargılayan, iyi ya da kötü bulan bir manevi mahkeme var mı?

İyiyi, doğruyu yapmak için gelişmiş bir zorunluluk hissimiz bulunuyor mu?

Vicdanımız hala azap çekme yeteneğini sürdürüyor mu?
Aslında vicdanı tartışmanın tam da zamanı bu bayram günleri değil mi?

Ahlaksızlıktan, iki yüzlülükten, çalmadan, çırpmadan yaralı olan bir topluluğun vicdanı ne kadar hırpalanmıştır?”

***

21 yıl önce vicdanların hırpalanmasından söz ediyormuşuz.

Aynı yazıyı önceki gün yazsam, “vicdanımız var mı?” diye sorardım.

Vicdan aynı zamanda adalet değil midir?

2006 yılındaki “Bugün Bayram” başlıklı yazımda da o toplumsal adaletsizlik üzerinden dolaylı bir vicdan muhasebesi yapmışım…

“Bayramın ilk gününün hafta başına gelmesi de muhtemelen herkesi bayram kadar sevindirdi.

Sabahın köründe kalkmak yok. İtiş kakış, salkım saçak yollara düşmek yok. Sevmediğine mecburen merhaba demek yok. Akşama kadar saat saymak yok. Rutinleşmiş bir işin çarklarına kapılıp aynının tekrarı yok.

Günün efendisi sensin. Mekanın efendisi de…

Bugün bayram. Hem de pazartesi.”

***

“Bayramın pazartesiye denk gelmesi ‘çalışanlar’ için çift kaymaklı kadayıf.

Ama bir de işsizler var.

Türkiye’de çalışanların sayısı toplam nüfusun neredeyse üçte biri kadar. Son rakamlar toplam nüfusu yetmiş iki küsur milyon göstermekte.

Bunun elli milyonun üzerindeki kısmı iş yaşamına dahil olabilecek yaş ve durumda. Ama istihdam edilebileceklerin ancak yarısı aktif olarak iş yaşamında.

Bu, diğer ülkelerle kıyaslandığında çok düşük bir oran.

İş yaşamında bir yer alıp çalışmak isteyen bu yirmi beş milyon civarındaki insanımızın iki milyon iki yüz elli bini ise iş bulamıyor. İşsiz.
Onlar için bayramın da, bayramın ilk gününün pazartesiye gelmesinin de hiçbir anlamı yok.
Belki tersine.
İş aramaya ara verdikleri için biraz daha mutsuzluk demek.”

***

Geçmiş bayramlarda yazdığımız yazıların peşinde dolanırken, bir sürprizle karşılaştım.

Ahmet Altan, 17 yıl önce yazdığı “Bayram” başlıklı yazıda annemin kurduğu bayram sofralarını anlatıyordu:

“Kavgalar, küslükler biter.

Ama asıl şenlik öğle yemeklerindedir.

Anneler bütün yeteneklerini döktürürler.

Dolmalar, börekler, mantılar, zeytinyağlılar, çorbalar, tatlılar.

Herkes birbirine takılır.

‘Babayla’ bile şakalaşılır, baba olgun bir gülümsemeyle çizer sınırı, çocuklar nerede duracağını bilir.

Ailenin bütün fertleri masaya dizilir.

Benim annem bayramda mantı yapardı. Geniş bir tepsinin içinde gelirdi mantı, sarımsaklı yoğurdun içindeki küçük beyaz hamur bohçacıklarının üstüne kızdırılmış yağ dolaştırılıp, biraz kırmızıbiberle sumak serpiştirilirdi.

Uzun saplı bir kepçeyle annem tabaklara mantı dağıtırdı.”

***

“Annem öldü.

Onun yerini Zeynep aldı.

Aynı annem gibi yapar o da mantıyı, aynen onun gibi tepside getirir, onun gibi dağıtır.

Küçük kızkardeş, bayramlarda anneliğimizi üstlenir.”

***

“Bayramların belki de en sevdiğim yanı bu, inançsızları bile koynuna alan o huzurlu neşesi.

Kimseyi dışarıda bırakmaz bu bayramlar, kapısını çalan herkesi buyur eder içeri.
Çok konuşulur, çok gülünür.

Ve, bugün bayram.

Annem öyle güzel mantı yapardı ki…”

***

“Uzun bir Kurban Bayramı’nın ortasındayız.

Ama vicdanın, toplumsal adaletsizliğin neresindeyiz, her birimiz kendi konumumuza göre yanıt vereceğiz.

Ben ise annemin sofrasındayım… Bir zaman o sofrada kaybolacağım.”

***

Yukardaki yazıyı eski Kurban Bayramlarından birinde yazmışım.

Yeniden paylaşmak istedim.

Herkese iyi bayramlar diliyorum.

Mehmet Altan
Mehmet Altan
Mehmet Altan (d.1953) gazeteci, yazar ve akademisyen. İlk, orta ve yüksek öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yükseköğrenimi sırasında özel sektörde ve Türk Haberler Ajansında görev yaptı. 1979 yılında doktora yapmak için Fransa’ya gitti. Paris I. Pantheon Sorbonne Üniversitesinde, Türkiye-IMF ilişkilerini inceleyen çalışmasıyla 1980 yılında uzman, Türkiye’nin ABD ve SSCB ile ilişkilerini inceleyen teziyle de iktisat doktoru oldu. Doktora eğitimi sırasında çeşitli gazetelerde çalıştı, Cumhuriyet Gazetesinin Paris muhabiri olarak görev yaptı. 1984 yılında Türkiye’ye dönen Altan’ın 1985 yılında, Paris’teyken yazdığı denemeleri Kanatlı Karınca adlı kitapta topladı. Akademi Kitabevi Deneme Ödülünü alan bu kitaptan sonra, tezini kitaplaştırarak Süperler ve Türkiye Türkiye'de Amerikan ve Sovyet Yatırımları adıyla yayınlandı. Altan'ın, Türkiye’deki devlet kavramını irdelemeyi amaçladığı Marks’tan Sevgilerle adlı kitabının yanında, askeri darbelerin ekonomik nedenlerini incelediği Darbelerin Ekonomisi ve Türkiye’den yeryüzüne bakmaya çalıştığı edebi yazılarını içeren Matadorun Ölümü adlı kitapları da bulunmaktadır.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

ABD ve Çin Melezleşir Mi?

Önümüzdeki dönemi fazlasıyla etkilemeye aday olan Trump’ın Çin gezisini nasıl değerlendirmek gerekir? Hele Putin’in de Çin’i ziyaret edeceği...

NATO’nun Papatya Falı

NATO veya Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü… 1949 yılında kurulan uluslararası askeri ve siyasi bir savunma ittifakı. Üye ülkelerin...

Amerikan Nükleer Rönesansı

Çernobil nükleer felaketi, 26 Nisan 1986 tarihinde, o dönem Sovyetler Birliği'ne bağlı olan Ukrayna'nın Pripyat şehrinin yakınlarındaki Çernobil...

Avrupa Birliği’nin Kara Kalem Tarımsal Resmi

AB tarımının durumu, bizim güncel konularımız ve tartışmalarımız arasında fazla yer almıyor. Halbuki 27 üyeli Avrupa Birliği’nin tarım sektörü,...

Petrol ve Demokrasi

İçerde çok sarsıcı ve can yakıcı bir gündem var… Okulların hali… Üzerine beş yıldır gidilmeyen bir cinayetin kamudaki karanlık...

Nobel’in Jeopolitiği

ABD ile İran arasında Pakistan’ta yapılan görüşmeler çıkmaza girdi. ABD, İran limanına giriş çıkış yapan gemilere abluka başlattı. Belirsizlik...

Vicdanın Enerjisi

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in Trump’a isyanı “küresel vicdanın” haykırışı olarak kabul edildi. Dünya egemenliği için yaşanılan çatışmaların enerji kaynakları...

Çarşıda Dizel, Pazarda Helyum

BBC’ye bakarken haberlerin ilk sırasında dizel fiyatlarını gördüm. Dizel ne, bizim mazot… Ardından da New York Times’da “Dizel, tüketiciler için...

2026 Yılını İran Mı Yoksa Çin Mi Belirleyecek?

Bugün Ortadoğu’daki savaşın 26. günü… Şimdilik somut olan, insanların ölmeye devam ettiği, kentlerin harap olduğu, petrol fiyatlarının yükseldiği… Bir de...

1973 Krizi ve Hürmüz Boğazı

Bugün Ortadoğu’daki savaşın 17. günü. Cumartesi günü ABD, İran’ın Hark adasındaki askeri tesisleri yerle bir etti ama petrol tesislerine...

Çin De Tayvan’ı İşgal Ederse…

Amerika’daki tartışmalarını izliyorsanız, tek konunun Ortadoğu ve petrol olmadığını görüyorsunuz. ABD yönetimi için “yarı iletkenler”in üretimi, Tayvan ve Çin...

İran Petrolü Norveç’te Olsaydı…

Önce ABD ve İsrail’in saldırısına hedef olan İran’a bakalım. İran’da da önce ekonomiye bakalım. Dünya Bankası’na göre İran, petrole aşırı...

İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı

“İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı” lafını kim söylüyor? Jensen Huang… Jensen Huang kim? 63 yaşında Amerikalı iş insanı, elektrik mühendisi,...

Vietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu?

Ekopolitik Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Arıtürk ve Genel Sekreter Bilgehan Uçak, Ekopolitik’i bir yandan da adeta...

Kleptokrasi- “Hırsız Yönetim”

Anne Applebaum, 62 yaşında Amerikalı bir gazeteci ve tarihçi. Birçok kitabın da yazarı. Geçen yıl yayınlanan “Otokrasiler” adlı son...

Dünya Nüfusunun Dörtte Biri…

Bir iki hafta önce Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği’nin 25 yıllık müzakerelerin ardından tarihi bir...

Verimlilik ve Siyaset

2024 yılında, Avrupa’nın rekabet gücü üzerine hazırlanan Draghi raporu, ABD'den daha yavaş büyüyen, inovasyona, dijital teknolojiye ve enerji...

Latin Amerika’da Hamle…

Ne kadar duyuldu bilmiyorum ama geçen hafta… Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği, 25 yıllık müzakerelerin...

En Sert Kürek Çeken…

Maduro’nun başına gelenlerin hemen ertesinde İran ile yatıp kalkar olduk. Artık kimse “sıra İran’da mı?” diye sormuyor çünkü herkes...

Bir Yanım Venezuela Bir Yanım Silikon Vadisi

Kendi ülkesinde hukuku nişan tahtasına döndürmüş, halkını sefilleştirmiş bir zorba gece yarısı yabancı askerler tarafından derdest edilip yargılanmak...

“Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” mü?

Le Monde Gazetesi geçen hafta “Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” başlıklı beş gün süren çok çarpıcı bir yazı dizisi...