İran Petrolü Norveç’te Olsaydı…

Önce ABD ve İsrail’in saldırısına hedef olan İran’a bakalım.
İran’da da önce ekonomiye bakalım.

Dünya Bankası’na göre İran, petrole aşırı bağımlılık ve yaptırımlar nedeniyle “kayıp bir on yıl” yaşadı.

“Kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla, 2011–2020 döneminde yıllık ortalama yüzde 0,6 oranında daraldı.”

Dünya Bankası raporuna göre, “Son on yılda yaklaşık 10 milyon İranlı yoksulluğa sürüklendi. 2011–2020 arasında uluslararası yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranı yüzde 20’den yüzde 28,1’e yükseldi.”

Yoksul İranlıların sayısı artmakla kalmadı; yoksulluk sınırının biraz üzerinde yaşamayı başaranların da kırılganlığı derinleşti.

Rapora göre, “İranlıların yüzde 40’ı yoksulluğa düşme riski taşıyor; yani yakın gelecekte yoksul hâle gelme olasılıkları beşte birden fazla. Bu oran, 2011’e kıyasla 10 puanlık bir artış anlamına geliyor.”

2026 yılında durum daha da vahim.

***

Ekonominin elden ayaktan düşmesi, dermansızlaşması için rejimin de buna el vermesi gerekir.

İran’da “servet ve gücün belli ellerde yoğunlaşmasını meşrulaştıran”, “devletçi ve güvenlik odaklı”, insanı ve halkı yok sayan bir rejim var.

Böyle bir düzen de ekonomiyi perişan ediyor.

***

Geçenlerde ABD, diktatör Maduro’yu yatağından kaldırıp götürdüğünde şöyle yazmıştım:

“Büyük zorbanın uluslararası hukuku, küçük zorbanın ise iç hukuku yok saydığı, ‘haksızlar’ arasındaki bu rezalette nasıl bir ‘zihinsel’ pozisyon tutmalıyız konusunda kendi görüşümü birkaç gün önce yazmıştım, tekrarlamakta beis yok:

Hukuku tanımayan büyük zorba, hukuku tanımayan küçük bir zorbayı yendi.

Zorbalığa karşı çıkarken sanırım her türlü zorbalığın karşısında durarak yapmalıyız bunu.

‘Bir ülkenin egemenliğinin ve bağımsızlığının’ o ülkeyi yöneten zorbaya halkını ezme özgürlüğünü vermemesi gerektiğini de belirtmeliyiz herhalde.

‘Demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti’ ilkelerini pusula yapmalıyız ki zorbalar arasındaki hukuksuz dövüşte yolumuzu kaybetmeyelim…”

***

“Demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti” ilkelerini pusula yapan, yolunu kaybetmeyen petrol zengini bir ülke var: Norveç.

Norveç, petrolün fakirleşme değil, zenginleşme aracı olduğunu ispat etti.

Ne yaptı?

İran’ın yaptığının tam tersini yapması yetti.

“Norveç Varlık Fonu, 1990’dan bu yana ülkenin petrol ve doğalgaz üretiminden sağlanan gelirle yabancı ülkelerin hisse senetleri, tahvil ve emlak piyasalarına yatırım yapıyor.

Hükümetin yalnızca çok küçük bir bölümünü kullanabildiği fonun büyük kısmı gelecek nesiller için biriktiriliyor.

Dünya genelinde 68 ülkede 7 bin 200’den fazla firmada yatırımı bulunan Fon, küresel borsalardaki hisselerin yaklaşık yüzde 1,5’ini elinde bulunduruyor. Fon’un mevcut büyüklüğü, Norveç’te kişi başına yaklaşık 385 bin dolara karşılık geliyor.”

***

2025 yılı itibariyle Fon’un başarısını da anımsayalım:

“Norveç Varlık Fonu, geçen yıl 247 milyar dolar kar elde etti. Fonun piyasa değeri 31 Aralık 2025 itibarıyla 2 trilyon 221 milyar dolar büyüklüğüne ulaştı.

Norveç Varlık Fonu, geçen yıl teknoloji ve finans hisselerine yaptığı yatırımlardan 2 trilyon 247 milyar dolar yatırım karı elde ettiğini açıkladı.

Norveç Varlık Fonu, 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını da duyurdu: Buna göre, geçen yıl fonun yatırım getirisi yüzde 15,1 olurken, bu oran 247 milyar dolara denk geldi.

Öz sermaye yatırımlarından yüzde 19,3 getiri sağlayan fonun toplam piyasa değeri, 31 Aralık 2025 itibarıyla 2 trilyon 221 milyar dolara ulaştı.”

***

Yapay zekaya, akıl ile petrol arasında doğru ilişki kurmanın nasıl bir zenginlik getirdiğini vurgulayan Mahfi Eğilmez’in yazılarının özetini maddeler halinde kısaca sıralamasını söyledim:

1-Norveç: Petrolün Kalkınmaya Dönüşümü

Kaynak Yönetimi: Eğilmez, Norveç’i petrolün “kader” değil, doğru yönetimle “kalkınma” aracı olduğuna en iyi örnek olarak gösterir.
Petrol Fonu: Norveç’in Kuzey Denizi’nden elde ettiği petrol gelirini tüketmeyip bir fonda (Varlık Fonu) biriktirdiğini ve bu geliri geleceğe dönük bir kalkınma modeli olarak kullandığını vurgular.
Kurumsal Yapı: Kaynağın değil, aklın ve hukukun sonucu belirlediğini; Norveç’in bu sayede zenginleştiğini vurgular.

2- İran: Petrolün “Keder”e Dönüşümü (Kurumsal Zayıflık)

Potansiyel ve Gerçeklik: İran, 155 milyar varil rezerve sahip, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biridir. Ancak Eğilmez, zengin doğal kaynakların (Nijerya veya Venezuela örneklerinde olduğu gibi) doğru yönetilemezse “keder” (kalkınamama, yoksulluk) getirebileceğini belirtir.
Yaptırımlar ve Ekonomi: İran’ın petrol sektörünün yaptırımlar nedeniyle zorlandığını ve bu durumun ülke ekonomisini olumsuz etkilediğini vurgular.

3- Eğilmez’in Petrol ve Coğrafya Yorumu

Coğrafya Kaderdir (Ama Değiştirilebilir): Eğilmez “Petrol zenginliği kader değildir” diyerek, petrolü olan her ülkenin zengin olmayacağını, asıl belirleyicinin “akıl ve yönetim” olduğunu vurgular.
Türkiye’ye Etkisi (İran-İsrail Gerilimi): Ortadoğu’daki gerginliklerin petrol fiyatlarını artırarak Türkiye’nin cari açığını (enerji maliyeti kanalıyla) artıracağını ve enflasyonist baskı yaratacağını analiz eder.
Piyasa Aldırmazlığı: Haziran 2025’teki analizlerinde İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditleri gibi jeopolitik risklerin artık piyasalarda (altın, petrol) daha sınırlı tepki verdiğini söyleyerek bunu “piyasa aldırmazlığı” olarak tanımlamıştır.

***

Norveç doğru kurumlarla petrolü zenginliğe, İran ise yönetimsel sorunlar ve jeopolitik risklerle petrolü istikrarsızlığa dönüştüren çarpıcı iki örnek.

Petrol, Norveç’i “abad” ederken, İran’ı sefil ediyor.

Aralarındaki fark da yönetim farkı.

***

İran petrolü Norveç gibi yönetilse şimdi İran bu durumda mı olurdu?

İran halkı, bunca zenginliğin ortasında böyle yoksul mu yaşardı?

İran’la Norveç kıyaslaması çok net bir gerçeği bize gösteriyor:

Kendi halkını tutsak alan rejimler halkını yoksul ve mutsuz bırakıyor.

O tür rejimler oluşmasına izin veren toplumlar da çok büyük bedeller ödüyor.

Mehmet Altan
Mehmet Altan
Mehmet Altan (d.1953) gazeteci, yazar ve akademisyen. İlk, orta ve yüksek öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yükseköğrenimi sırasında özel sektörde ve Türk Haberler Ajansında görev yaptı. 1979 yılında doktora yapmak için Fransa’ya gitti. Paris I. Pantheon Sorbonne Üniversitesinde, Türkiye-IMF ilişkilerini inceleyen çalışmasıyla 1980 yılında uzman, Türkiye’nin ABD ve SSCB ile ilişkilerini inceleyen teziyle de iktisat doktoru oldu. Doktora eğitimi sırasında çeşitli gazetelerde çalıştı, Cumhuriyet Gazetesinin Paris muhabiri olarak görev yaptı. 1984 yılında Türkiye’ye dönen Altan’ın 1985 yılında, Paris’teyken yazdığı denemeleri Kanatlı Karınca adlı kitapta topladı. Akademi Kitabevi Deneme Ödülünü alan bu kitaptan sonra, tezini kitaplaştırarak Süperler ve Türkiye Türkiye'de Amerikan ve Sovyet Yatırımları adıyla yayınlandı. Altan'ın, Türkiye’deki devlet kavramını irdelemeyi amaçladığı Marks’tan Sevgilerle adlı kitabının yanında, askeri darbelerin ekonomik nedenlerini incelediği Darbelerin Ekonomisi ve Türkiye’den yeryüzüne bakmaya çalıştığı edebi yazılarını içeren Matadorun Ölümü adlı kitapları da bulunmaktadır.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı

“İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı” lafını kim söylüyor? Jensen Huang… Jensen Huang kim? 63 yaşında Amerikalı iş insanı, elektrik mühendisi,...

Vietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu?

Ekopolitik Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Arıtürk ve Genel Sekreter Bilgehan Uçak, Ekopolitik’i bir yandan da adeta...

Kleptokrasi- “Hırsız Yönetim”

Anne Applebaum, 62 yaşında Amerikalı bir gazeteci ve tarihçi. Birçok kitabın da yazarı. Geçen yıl yayınlanan “Otokrasiler” adlı son...

Dünya Nüfusunun Dörtte Biri…

Bir iki hafta önce Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği’nin 25 yıllık müzakerelerin ardından tarihi bir...

Verimlilik ve Siyaset

2024 yılında, Avrupa’nın rekabet gücü üzerine hazırlanan Draghi raporu, ABD'den daha yavaş büyüyen, inovasyona, dijital teknolojiye ve enerji...

Latin Amerika’da Hamle…

Ne kadar duyuldu bilmiyorum ama geçen hafta… Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği, 25 yıllık müzakerelerin...

En Sert Kürek Çeken…

Maduro’nun başına gelenlerin hemen ertesinde İran ile yatıp kalkar olduk. Artık kimse “sıra İran’da mı?” diye sormuyor çünkü herkes...

Bir Yanım Venezuela Bir Yanım Silikon Vadisi

Kendi ülkesinde hukuku nişan tahtasına döndürmüş, halkını sefilleştirmiş bir zorba gece yarısı yabancı askerler tarafından derdest edilip yargılanmak...

“Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” mü?

Le Monde Gazetesi geçen hafta “Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” başlıklı beş gün süren çok çarpıcı bir yazı dizisi...

100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu?

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak...

Dünya Çip Etrafında Dönüyor

ABD’nin yıllık üretiminin parasal değeri 29.2 trilyon dolar… 112 trilyon dolarlık toplam dünya üretiminin üçte birine yakın. Çin’in toplam...

Küresel Ticaret Trump’a Direniyor…

2025 yılı da bizi terk etmeye hazırlanıyor. Bu yılın bitmesiyle birlikte 21. yüzyılın ilk çeyreği de geride kalmış...

Büyü ve Büyüme

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 3. Çeyrek Büyüme rakamlarını açıkladı. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan...

Yeni Çağı Anlama Kılavuzu

Ekopolitik'e yazdığım “Köpük Mü, Balon Mu, Çağ Gerçeği mi?” başlıklı son yazımdan sonra yeni gelişmelere şahit olduk. Yatırımcıların bazı teknoloji...

Köpük Mü, Balon Mu, Çağ Gerçeği Mi?

Bir önceki “Yeni ekonomi-Eski ekonomi” başlıklı yazıyı şöyle bitirmiştim: “Çağ derinden değişiyor ve sosyal bilim olan ekonomiyi de yeniden...

Eski Ekonomi – Yeni Ekonomi

Öncelikle yaşarken tanık olduğumuz tarihsel bir gelişmenin altını çizmemiz gerekiyor. Teknolojik inovasyon için “olmazsa olmaz” çipleri üreten Kaliforniya merkezli Nvidia...

İktisat Eğitiminin Kayıp Kavramları

Ekopolitik Düşünce Merkezi çok önemli bir iş yaptı ve bir “Ekopolitik Akademi” kurdu. Ekopolitik Akademi’de farklı disiplinlerdeki derslerle birlikte...

21. Yüzyılın çilingiri…


Joseph Schumpeter, teknolojik yeniliği merkezi bir konuma oturtarak dünya kapitalist sistemini sorgulamış çok önemli bir iktisatçı… Teknolojik inovasyonun...

İç Barış – Dış Barış

NATO üyesi ülkelerin askeri bütçeleri, ortalama olarak toplamda gayri safi yurt içi hasılalarının yüzde 2’sine tekabül ediyor. Ancak birkaç ay...

Çin Robotları Burada, Türk Robotları Nerede?

Günlük gündemlerin peşine düşmek yerine, olup biteni bir bütün olarak anlamaya çalışınca karşınıza kaotik karmaşasıyla 21. Yüzyıl çıkıyor. 2....

Orta Sınıf Eriyor mu, Büyüyor Mu?

Orta sınıflar dünyanın bel kemiğidir. Zafiyete uğrarsa dünya da yamulur. Bu nedenle ‘orta sınıf’ kavramı yerküreyi okumakta önemli pusulalarımdan biridir… Ayrıca...