“Yeni Dağıtım Teorisi”

Kamu açığı, devletin ve kamu kurumlarının belirli bir dönemdeki toplam harcamalarının, topladıkları toplam gelirleri aşması durumudur.

Kamu açığı kavramı, literatürde çoğunlukla bütçe açığı ile eşanlamlı kullanılır. Merkezi yönetim bütçesi, yerel yönetimler ve kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) mali durumları da hesaba katıldığında kamu kesimi genel dengesi (kamu açığı) tam olarak ortaya çıkar.

Hükümetler bu farkı kapatmak için genellikle borçlanmaya yönelir ya da para arzını artırarak enflasyona yol açabilecek politikalara başvururlar.

***

Türkiye’nin de kamu açığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan rapora göre Mayıs 2026 sonu itibarıyla yılın ilk 5 ayında 1 trilyon 57 milyar TL olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin 2026 yılı merkezi yönetim bütçe açığı hedefi, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi kapsamında 2 trilyon 713 milyar TL olarak belirlenmişti.

***

ABD-İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın durumunun bir dönemlerin popüler reklam spotundaki gibi “aç, kapa” oyununa dönüşmesi, dünyadaki tüm maliye bakanlarının da işini zorlaştırıyor ve bütçe açığı hedeflerini tutturmak en zorlu hedef haline geliyor.

Fransa da kamu açığını 2026 yılının sonuna kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) %5’ine düşürmeyi hedefliyor.

Geçen yılın sonlarında Fransız Televizyonu’nda bir sabah programında sunucu ile Fransa Ekonomi Bakanı arasındaki ilginç bir diyaloga denk geldim.

Ekonomi Bakanı Roland Lescure, hükümetin öncelikli hedefini yineledi.

Kamu açığını “2026 yılında %5’e düşürmeyi hedefliyoruz” dedi.

Gazeteci Apolline de Malherbe şüpheci bir ifadeyle sordu: “Tahmin mi ediyorsunuz? Ümit mi ediyorsunuz? Dua mı ediyorsunuz?”

Bakan gülümsedi:

“Ben laik biriyim, vaftiz edilmedim, bu yüzden ilk ikisine daha yakınım. Umuyor ve tahmin ediyorum,” dedi ama çaresiz bir biçimde şu vurguyu da yapma ihtiyacını duydu:”

Ama bunu başarmak için çaba göstermemiz gerekecek.”

Şimdi diğer AB ülkeleri de bütçe açıklarına gelen yeni yükleri ve halkın canını daha fazla sıkmadan bununla nasıl başa çıkılacağını tartışıp duruyor.

***

Bütçe açıklarını azaltmak, yüksek bir büyüme ivmesi yakalamak, iktisatçıların özellikle de akademisyenlerin en hararetli meşguliyet konusu.

Nitekim, Paris-Dauphine Üniversitesi akademisyenleri Jean-Hervé Lorenzi ve Alain Villemeur’ün yeni çıkan “Kâr ve Ücretler Arasında Savaş ve Barış” adlı kitapları hızlıca öne çıktı.

Akademisyenler, Fransa’da kamu açığını önümüzdeki beş yıllık dönemin sonunda yani 2032’de, GSYİH’nin %2’sinin altına düşürülmesi gerektiğini savunuyorlar.

Bu hedef Fransa için 82 milyar Euroluk bir tasarruf gerektiriyor.

Siyaset kurumunun bir milyar Euro için bile saç saça baş başa kavgaya giriştiği bir siyasal ortamda bu nasıl olacak?

Kitap bu soruya “ekonomik büyümeyi yeniden canlandırmak” ve bunun için de “yeni bir dağılım teorisi uygulamak gerek” diye yanıt veriyor.

***

Peki, bu nasıl olacak?

Ekonomistler Jean-Hervé Lorenzi ve Alain Villemeur, kitaplarında hem talebi hem de verimliliği artırmak için ölçülebilir reformlardan oluşan somut bir liste öneriyorlar.

Kitabın temel tezine göre “emek ve sermaye arasında daha iyi bir katma değer dağılımını yeniden sağlamak, büyümeye geri dönmenin temel koşulu.”

Ayrıca, “iklim değişikliği, yaşlanan nüfus, küreselleşmenin tersine dönmesi ve yapay zekanın yükselişi gibi büyük çağdaş zorlukların üstesinden gelmenin de tek yolu.”

***

Lorenzi ve Villemeur, uzun yıllardır “yeni dağıtım teorisi”ni savunuyorlar.

Yaptıkları çalışmalara dayalı olarak, “büyümenin meyvelerinin ideal dağılımının, üçte ikisinin emek, üçte birinin ise sermaye tarafından alınması” olarak gözlemlemişler.

Eğer kâr payı %33’ü aşarsa ki bu 1980’den beri gelişmiş ülkelerde sıklıkla görülen bir durum, sistem felç oluyor. Elde edilen karlar, toplumsal refah yaratmıyor.

Çünkü dünyada satın alma gücü üzerine devam eden tartışmaların da gösterdiği gibi ücretler ve kârlar arasındaki dağılım, ücretler aleyhine değişiyor.

Lorenzi ve Villemeur’e göre “yeniden dengeleme için”

– Orta sınıf istihdamını güçlendirmek

– Yaşlı ya da genç olduklarına bakmaksızın işçiler arasında eksik istihdamı sona erdirmek

– Ve 2000 yılından bu yana gayri safi yurtiçi hasılanın yaklaşık %2,2’sinde durgunlaşan araştırma ve geliştirme harcamalarını canlandırmak gerekiyor.

İki ekonomist, “Talebi canlandıracak bir gelir politikası ve verimliliği artıracak geniş ölçekli bir inovasyon politikası olmadan, Cumhurbaşkanı Macron’un yalnızca arz yönlü politikaları ekonomiyi canlandırmada başarılı olamaz” sonucuna varıyorlar.

***

Tabii kitaplarında sekiz maddelik bir vergi reformu listesi de sunuyorlar.

Sosyal güvenlik katkı paylarında işveren ve çalışan hedefli indirimler, genel sosyal katkı payı ve katma değer vergisinin mütevazı haneler lehine yeniden dengelenmesi, arazi varlıklarına yeni bir vergi, miras vergisinde artış vb…

Bu öneriler “yeni dağıtım teorisinin” maliyetlerinin kaynağını somutlaştırıyor.

***

Hem radikal hem de acil reformlara ihtiyaç duyan geri ülkeler, kendi iç talanlarıyla cehennemi yaşarken, sosyal devletler krize ve küresel çalkalanmalara karşı önlem arayışlarında gaza basıyor.

Jean-Hervé Lorenzi ve Alain Villemeur‘ün yeni çıkan kitapları da bu çabaların günümüzdeki önemli ürünlerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Mehmet Altan
Mehmet Altan
Mehmet Altan (d.1953) gazeteci, yazar ve akademisyen. İlk, orta ve yüksek öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yükseköğrenimi sırasında özel sektörde ve Türk Haberler Ajansında görev yaptı. 1979 yılında doktora yapmak için Fransa’ya gitti. Paris I. Pantheon Sorbonne Üniversitesinde, Türkiye-IMF ilişkilerini inceleyen çalışmasıyla 1980 yılında uzman, Türkiye’nin ABD ve SSCB ile ilişkilerini inceleyen teziyle de iktisat doktoru oldu. Doktora eğitimi sırasında çeşitli gazetelerde çalıştı, Cumhuriyet Gazetesinin Paris muhabiri olarak görev yaptı. 1984 yılında Türkiye’ye dönen Altan’ın 1985 yılında, Paris’teyken yazdığı denemeleri Kanatlı Karınca adlı kitapta topladı. Akademi Kitabevi Deneme Ödülünü alan bu kitaptan sonra, tezini kitaplaştırarak Süperler ve Türkiye Türkiye'de Amerikan ve Sovyet Yatırımları adıyla yayınlandı. Altan'ın, Türkiye’deki devlet kavramını irdelemeyi amaçladığı Marks’tan Sevgilerle adlı kitabının yanında, askeri darbelerin ekonomik nedenlerini incelediği Darbelerin Ekonomisi ve Türkiye’den yeryüzüne bakmaya çalıştığı edebi yazılarını içeren Matadorun Ölümü adlı kitapları da bulunmaktadır.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

Fransa’dan Bir Örnek: “Demokrasi İçin Yurttaşlar Kongresi”

Soru ne? “Ne tür bir demokrasi istiyoruz?” Ya cevap: “Tüm araştırmalar, vatandaşların, hatta umutsuz ve şüpheci olanların bile, demokratik ilkelere bağlı...

Seyrüsefer Özgürlüğü

1980'lerde İran ve Irak savaşı sekiz yıl sürdü. Savaş boyunca birbirlerinin petrol tankerlerine saldırdılar. O dönemde adeta bir...

Şiddet Çıkmazı: İsrail Örneği

21. yüzyıl düşe kalka, bazen sarsıla sarsıla, bazen kan ve gözyaşıyla, bazen de şaşırtıcı kazanımlarıyla kendi menziline doğru...

“Evrensel Temel Gelir” ve Sol…

“Evrensel Temel Gelir” kavramı on senedir ortalarda dolaşır durur… “Çocuklardan yetişkinlere, işsizlerden ve emeklilerden çalışanlara, sağlıklılardan hastalara kadar...

Trump Avrupa Birliği’ni Diriltiyor

AB liderleri, 23 Nisan akşamı Kıbrıs'ta bir araya geldi. Bu toplantı, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye katılımından bu yana adada...

G1, G2, G3: ABD, Çin, Avrupa

Olivier Blanchard, makroekonomi, para politikası ve işsizlik alanlarındaki çalışmalarıyla uluslararası alanda tanınan çok önemli bir Fransız iktisatçı. Paris Ekonomi...

“Öyle Güzel Mantı Yapardı Ki Annem…”

“Kurbanlıklara gösterilmesi gereken saygının esamesi okunmuyordu. Bıçak sallayışına güvenen sözde kasaplar, özellikle büyükbaş hayvanları işkence edercesine kesti. Kiminin daha kesilmeden...

ABD ve Çin Melezleşir Mi?

Önümüzdeki dönemi fazlasıyla etkilemeye aday olan Trump’ın Çin gezisini nasıl değerlendirmek gerekir? Hele Putin’in de Çin’i ziyaret edeceği...

NATO’nun Papatya Falı

NATO veya Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü… 1949 yılında kurulan uluslararası askeri ve siyasi bir savunma ittifakı. Üye ülkelerin...

Amerikan Nükleer Rönesansı

Çernobil nükleer felaketi, 26 Nisan 1986 tarihinde, o dönem Sovyetler Birliği'ne bağlı olan Ukrayna'nın Pripyat şehrinin yakınlarındaki Çernobil...

Avrupa Birliği’nin Kara Kalem Tarımsal Resmi

AB tarımının durumu, bizim güncel konularımız ve tartışmalarımız arasında fazla yer almıyor. Halbuki 27 üyeli Avrupa Birliği’nin tarım sektörü,...

Petrol ve Demokrasi

İçerde çok sarsıcı ve can yakıcı bir gündem var… Okulların hali… Üzerine beş yıldır gidilmeyen bir cinayetin kamudaki karanlık...

Nobel’in Jeopolitiği

ABD ile İran arasında Pakistan’ta yapılan görüşmeler çıkmaza girdi. ABD, İran limanına giriş çıkış yapan gemilere abluka başlattı. Belirsizlik...

Vicdanın Enerjisi

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in Trump’a isyanı “küresel vicdanın” haykırışı olarak kabul edildi. Dünya egemenliği için yaşanılan çatışmaların enerji kaynakları...

Çarşıda Dizel, Pazarda Helyum

BBC’ye bakarken haberlerin ilk sırasında dizel fiyatlarını gördüm. Dizel ne, bizim mazot… Ardından da New York Times’da “Dizel, tüketiciler için...

2026 Yılını İran Mı Yoksa Çin Mi Belirleyecek?

Bugün Ortadoğu’daki savaşın 26. günü… Şimdilik somut olan, insanların ölmeye devam ettiği, kentlerin harap olduğu, petrol fiyatlarının yükseldiği… Bir de...

1973 Krizi ve Hürmüz Boğazı

Bugün Ortadoğu’daki savaşın 17. günü. Cumartesi günü ABD, İran’ın Hark adasındaki askeri tesisleri yerle bir etti ama petrol tesislerine...

Çin De Tayvan’ı İşgal Ederse…

Amerika’daki tartışmalarını izliyorsanız, tek konunun Ortadoğu ve petrol olmadığını görüyorsunuz. ABD yönetimi için “yarı iletkenler”in üretimi, Tayvan ve Çin...

İran Petrolü Norveç’te Olsaydı…

Önce ABD ve İsrail’in saldırısına hedef olan İran’a bakalım. İran’da da önce ekonomiye bakalım. Dünya Bankası’na göre İran, petrole aşırı...

İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı

“İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı” lafını kim söylüyor? Jensen Huang… Jensen Huang kim? 63 yaşında Amerikalı iş insanı, elektrik mühendisi,...

Vietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu?

Ekopolitik Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Arıtürk ve Genel Sekreter Bilgehan Uçak, Ekopolitik’i bir yandan da adeta...