“Evrensel Temel Gelir” kavramı on senedir ortalarda dolaşır durur… “Çocuklardan yetişkinlere, işsizlerden ve emeklilerden çalışanlara, sağlıklılardan hastalara kadar herkese ödenecek” bir temel gelirden söz ediyoruz.
Herhangi bir koşul veya gerekçe olmaksızın, herkese evrensel bir gelir vermek hedefleniyor.
İşsizlik ödeneği, sağlık sigortası veya aile yardımı almak için uğraşmaya gerek kalmayacak.
Bu “evrensel temel gelir” meselesi, epeydir bütün farklı kesimlerin dikkatini çeken bir kavram.
Sadece dikkat çekmiyor destek de buluyor.
Son derece eşitlikçi olması nedeniyle sol kesime de hitap ediyor.
Sistem, vergilerle finanse edilen savaş sonrası İngiliz sosyal modelinin babası William Beveridge’den de esinlenmiş.
Öncelikle en düşük gelirli kişilere yardımcı olacak bir sistem önerisi.
***
“Evrensel temel gelir” kavramı tarihsel bir geçmişe de oturtuluyor. Thomas Moore’un 1516 yılında yazdığı Ütopya’da hayal edilen hayatı gerçekleştirmekten de söz ediliyor. Moore’dan iki asır sonra eşitlikçilik fikrini yürüten Thomas Paine de atıfta bulunulan kaynaklardan.
“Evrensel Temel Gelir: 21. Yüzyıl İçin Bir Ütopya mı?” başlıklı bir kitap da yayımlandı.
***
2016’da İsviçre “koşulsuz temel gelir” uygulamasını referanduma sundu. Ancak öneri, halkın yüzde 77’si tarafından reddedildi.
Finlandiya bu öneriyi pilot bölgeler kurarak büyük ölçekte denedi ancak sonrasını getiremedi.
20. yüzyılda, evrensel temel gelir fikri, çeşitli görüşlere sahip filozoflar ve ekonomistler tarafından savunularak, kamuoyunda dalgalar halinde yankı buldu.
Bu fikir, Bertrand Russell’dan (1872-1970), liberal ekonomist Milton Friedman’dan (1912-2006), Toni Negri (1933-2023) gibi neo-Marksist düşünürlerden Papa Francis’e (1936-2025) kadar farklı zihinler tarafından savunuldu.
Fransa’da 2017’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sosyalist Aday Benoit Hamon tarafından en temel vaat olarak savunuldu.
Sonra unutulur gibi oldu.
***
Şimdilerde “temel gelir kavramı” kavramı Silikon Vadisi’nin üst düzey yönetiminin de gündemine girmiş.
Neden mi?
Çünkü konu “yapay zeka” olduğunda Amerikan gençliği kırmızı görmüş boğaya dönüyormuş…
Nisan ayında yayınlanan bir Gallup anketine göre 14-29 yaş arasındakilerin üçte biri bu teknolojinin kendilerini kızdırdığını söylüyor.
Öyle ki mezuniyet törenlerinde, devam eden teknolojik devrimi övmeye cüret eden konuşmacıları öğrencilerin yuhalayacakları endişesine kadar varmış bir ortam var.
Çünkü yapay zeka rekabeti karşısında mezunlar için iş piyasasına erişim çok daha zorlaşmış durumda.
Yapay zekanın beyaz yakalı işlerin kitlesel yıkımını gerçekleştireceğinden ürkülmekte.
Silikon Vadisi’ndeki teknoloji insanlarının bu konuyla uzun zamandır ilgilenmesi de bu artan toplumsal rahatsızlıkla ilgili.
En azından yapay zekanın yükselişinin vaat ettiği sosyal felaketi gördükleri söylenmekte…
Temel çözüm aranışı bu nedenle gündemde.
***
Konuyla ilgili yeni bir analiz, Sol’da “çalışma yabancılaşmasına son vermeyi hayal eden ütopyacılar” ile Sağ’da “sosyal refah programlarının karmaşık ağını basitleştirmeyi hayal eden liberaller”den söz ediyordu.
Kısacası, “kimileri bunu kapitalizmden kaçmanın bir yolu olarak görürken, kimileri de onu kurtarmanın bir yolu olarak görüyor.”
***
Sol eğimli ütopyacılar için evrensel temel gelirin amacı sadece yoksulluğu ortadan kaldırmak, her insanın ihtiyaç duyduğu şeylere (yiyecek, barınma, giyim ve sağlık hizmeti) sahip olmasını sağlamak değil.
Bu, sistemi dönüştürmek için bir araç, hatta kavramın öncülüğünü yapan Belçikalı filozof ve ekonomist Philippe Van Parijs için “kapitalist bir komünizme giden yol”.
Ve kavram etrafında ağır bir tartışma yürüyor.
Kimi Marksistler için “evrensel temel gelir” temelde anti-Marksist bir anlayış… Hatta kapitalizmin çelişkilerine uygulanan bir yara bandı.
Buna karşın İtalyan neo-marksist düşünürler, “bilişsel kapitalizm”in artık ücretli emeğin ötesinde kolektif bilgiyi sömürdüğü gerekçesiyle, evrensel temel gelirin tamamen toplumsallaşmış değer üretiminin adil bir karşılığı olduğunu savunarak Marksizm’le evrensel temel geliri uzlaştırma peşinde.
Örneğin bu grupta yer alan siyasi ekonomi profesörü Andrea Fumagalli, “Platform ve yapay zeka kapitalizminde, hepimiz eylemlerimiz, alışverişlerimiz, yaşamlarımız aracılığıyla üretkeniz. Bu nedenle, sermaye tarafından şu anda sömürülen bu üretkenliği tanıyan bir tazminat aracı olarak koşulsuz bir temel gelire acil ihtiyaç duyulmaktadır,” demekte.
***
“Temel gelir” kavramı bugün bile Avrupa’daki sendikalar, sol partiler ve örgütler arasında etkisini sürdürmekle kalmıyor, Silikon Vadisi’nin gündeminde de ciddi bir yer tutuyor.
Dünya beyinleri 21. yüzyılın temel çelişkilerine çözüm aramaya devam ediyor.

