AB liderleri, 23 Nisan akşamı Kıbrıs’ta bir araya geldi. Bu toplantı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye katılımından bu yana adada düzenlenen ilk gayriresmi Avrupa Konseyi Zirvesi’ydi.
Toplantının odak noktası iki ana konuydu:
– Ukrayna ve Ortadoğu’daki çatışma da dahil olmak üzere jeopolitik ortam ve Avrupa’nın yanıtı
– 2028-2034 Çok Yıllık Mali Çerçevesi (CFF)
Liderler, 24 Nisan’da düzenlenen çalışma yemeğinde Ortadoğu’dan önemli bölgesel ortaklarla da buluştu. Bu çalışma yemeğine Mısır’dan, Ürdün’den, Lübnan’dan, Suriye’den ve Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden oluşan Körfez İşbirliği Konseyi’nden (GCC) de temsilciler katıldı. Ortak zorluklar ve ortaya çıkan işbirliği fırsatları görüşüldü.
Avrupa, sürdürülebilir barış ve güvenlik için bir vizyon ve buna göre hareket etme kabiliyetini kurumsallaştırmak istiyor. Tabii gözlerini Ukrayna’dan ve Ortadoğu’dan da ayırmıyor.
***
AB liderlerinin Kıbrıs Zirvesi’nde, Ukrayna, Ortadoğu, enerji ve fosil yakıt fiyatları ile 2028-2034 yılarını kapsayacak olan uzun vadeli bütçe görüşüldü. Ama tüm dünyada “karşılıklı savunma maddesi” görüşmeleri her şeyden daha çok dikkat çekti.
Gayriresmi görüşmenin yanısıra Kıbrıs Cumhurbaşkanı, Avrupa Parlamentosu Başkanı ve Avrupa Komisyonu Başkanı, en yüksek siyasi önceliğe sahip olacak somut önlemleri ve zaman çizelgelerini belirleyen “Tek Avrupa, Tek Pazar” yol haritasını da imzaladılar.
Ama “Savunma Maddesi” bu gelişmeyi de gölgede bıraktı.
***
Uzun süredir uygulanamaz ve hatta NATO ittifakı göz önüne alındığında gereksiz olarak görülen AB Lizbon Antlaşması’nın 42.7. maddesi, bir üye devlete saldırı durumunda diğer üyeleri bu ülkeye askeri, insani ve mali yardım sağlamaya mecbur kılıyor.
NATO’yu tamamlamak amacıyla tasarlanan bu madde, yalnızca bir kez, Kasım 2015’te Paris ve çevresindeki terör saldırılarından sonra Fransa’nın devreye sokmasıyla kullanıldı.
Kıbrıs’ta toplanan Avrupa Birliği liderleri, işte üye ülkelere yönelik silahlı bir saldırı durumunda karşılıklı yardımlaşmayı öngören Lizbon Antlaşması’nın bu 42.7. maddesini masaya yatırdı.
Avrupalıların, Başkan Trump’ın NATO ittifakına ve karşılıklı savunmaya bağlılığına dair şüpheleri giderek artıyor. Bu nedenle, Avrupa Birliği’nin yönetim belgelerinde yer alan ve pek bilinmeyen “ortak savunma güvencesi” maddesini daha ciddi bir şekilde tartışıyorlar.
***
Kıbrıs Zirvesi’nde de NATO’nun 5. maddesine benzer olan bu “karşılıklı savunma” maddesinin pratikte nasıl işletileceğine dair bir yol haritası ve operasyonel plan tartışıldı. Bu maddenin, AB için daha fonksiyonel bir savunma alternatifine dönüştürülmesine çalışılıyor.
AB Komisyonu ve Konseyi yetkilileri, bu güvenlik ve yardımlaşma maddesinin üye devletler arasında pratikte ne anlama geldiğini netleştirecek kurallar ve pratik bir kılavuz hazırlanmasına karar verdi.
Görülen o ki üye ülkelerin İran’daki savaşı desteklemeyi reddetmesi nedeniyle Trump’ın zaman zaman NATO’dan ayrılmakla tehdit etmesi, hem ittifakı hem de Avrupa Birliği’ni yeniden şekillendiriyor.
***
AB zirvesinin ertesinde güvenlik konularıyla ilgilenen üst düzey diplomatlar, 42.7. maddenin pratikte nasıl işleyebileceğinin değerlendirildiği bir tatbikat yapmayı planlıyorlar ve önümüzdeki ay bir çalışma yürütmeyi hedefliyorlar.
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Dün gece, bir üye devletin bu maddeyi devreye sokması durumunda nasıl yanıt vereceğimize dair bir plan hazırlanması konusunda anlaştık” dedi.
***
Ama AB’deki savunma konusundaki gelişmelerden çok fazla umutlu olmayanlar da var.
Örneğin, Polonya Dışişleri Bakanı ve eski Savunma Bakanı Radoslaw Sikorski, Avrupa Birliği’nin askeri operasyonları kendi bütçesinden finanse edemeyeceğini ve üye devletlerin doğrudan kontrol edemedikleri bir operasyona kendi birliklerini ve paralarını ayırmakta isteksiz olduklarını söylüyor.
Her ülkenin kendi yasal gereklilikleri ve çatışma kurallarına ilişkin kısıtlamaları olduğunu belirtiyor. Ayrıca dil sorunları ve Avrupa çapındaki herhangi bir operasyona tam olarak kimin komuta edeceği konusunda kafa karışıklığı bulunduğunu da sözlerine ilave ediyor.
“Antlaşmalarda değişiklik olmadan ciddi bir Avrupa savunması yapılamaz, şu anda bu mümkün değil. Savunma konusunda ciddiyet kazanmamız için ne olması gerektiği konusunda umutsuzluğa kapılıyorum” diye de ekliyor.
Ancak bu itirazlara rağmen belli ki çalışmalar başladı.
***
Uzmanların değerlendirmesine bakılırsa, NATO’nun üye devletleri kolektif savunmaya bağlayan ünlü 5. maddesi, aslında sadece bir saldırıya nasıl yanıt verileceği konusunda istişare etmelerini gerektiriyor.
Ayrıca, bu madde yalnızca bir kez, 11 Eylül saldırılarından sonra Amerika Birleşik Devletleri’ni savunmaya yardımcı olmak için kullanıldı.
Kağıt üzerinde, AB’nin Lizbon anlaşması, NATO’nun 5. maddesinden daha güçlü görünüyor çünkü saldırı altındaki bir üye devlete yardım etme taahhüdünü getiriyor.
Ancak NATO, yalnızca savunmayla ilgili tek bir konuya odaklanmış bir anlayışa, sadeleştirilmiş bir karar alma sürecine, net bir hiyerarşik yapıya ve ipleri elinde tutan tek bir baskın güce (Amerika Birleşik Devletleri) sahip bir örgüt.
Buna karşılık, Avrupa Birliği, çok daha karmaşık ve verimsiz bir “uzlaşma makinesi”.
***
Avrupalılar ayrıca, herhangi bir barış anlaşmasını izlemek üzere Ukrayna’ya Avrupa birliklerinin konuşlandırılmasını tartışan “gönüllüler koalisyonu” fikrini de geliştirmeye çalışıyorlar.
Aynı şekilde düşmanlıklar sona erdikten sonra Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasına Avrupa’nın katkısı da tartışılıyor.
Britanya’nın artık Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen bazı analistler bu yeni koalisyonu, NATO içinde daha güçlü ama aynı zamanda NATO dışında da hareket edebilen bir Avrupa ayağının temeli olarak görüyor.
İrlanda, Avusturya ve Malta gibi NATO üyesi olmayan ülkeler için AB’nin Lizbon anlaşması daha da önem kazanıyor.
Ancak bazı AB üyeleri, özellikle Orta Avrupa ve Baltık ülkeleri, AB’nin kolektif savunması hakkında çok fazla tartışmanın Trump’a, NATO’ya olan bağlılığını daha da azaltmak için kozlar verebileceğinden endişe ediyor.
***
Son olaylar, AB’nin savunma maddesinin önemini artırdı.
İran savaşının başlarında, Avrupa Birliği üyesi olan Kıbrıs’taki bir İngiliz üssüne İran insansız hava aracıyla saldırdı. Savunma anlaşmasındaki madde resmi olarak yürürlüğe konmamış olsa bile, İtalya, Almanya ve diğer üye devletler Kıbrıs’a yardım gönderdi.
Bu nedenle Avrupalı yetkililer, Kıbrıs’ta bu önlemin nasıl işlediğini detaylarıyla açıklamanın faydalı olacağına karar verdiler.
***
21. yüzyıl, “Tek Pazar anlayışından ortak savunmaya kadar” her konuda “kendine gelmesi” için Avrupa’yı da derinden sarsmış ve harekete geçirmiş görünüyor.
Değişimin çok süratlendiği bir dönemde yaşıyoruz. Krizler ve çözümler içiçe karışıyor.

