Çin Kültürü, Yi Jing ve “Değişimler Kitabı” Üzerine

Çin’in küresel siyaset içindeki ağırlığı arttıkça, bu kadim kültüre dair ilgi ve çalışmalar da çoğalıp çeşitleniyor. Çin’in özellikle son yirmi yılda küresel ticari ve politik dengeler içinde artan rolü, ABD’nin ardından kapitalist dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline gelmesi ve yakın gelecekte birinci sırayı alacak olmasına dair projeksiyonlar, bu geniş coğrafyadaki kültürel derinlik ve arkaplanı da yakından tanımayı gerekli kılıyor.

ABD ve Batı’da bu yöndeki çalışmalarda son yıllarda büyük bir artış var; Çin’in sadece siyaset, askeri faaliyetler, ekonomi, ticaret, sosyoloji, tarih gibi alanlarda değil, kültür ve strateji sahasında da bugününü anlamak için geçmişe yönelen “kültürel sondaj” çalışmaları hız kazanmış durumda. ABD, Çin’i küresel siyaset ve ekonomide kendisine rakip olarak gördüğü için –elbette biraz da “küresel liderlik bayrağını devretme” konusunda isteksiz olduğu için- bu en büyük hasmını tanımak ve ona göre adım atmak düşüncesiyle bu alana yöneliyor daha ziyade.

Amerikalılar (veya daha genel anlamda Anglosaksonlarla) Çinliler arasındaki ilişkilerin seyri henüz çok yeni sayılır; Britanyalı tüccarlarla Çinli muadillerinin ilk münasebetleri dahi 17. yüzyıldan geriye gitmiyor. Devletler bazındaki ilişkiler ise çok daha sonra gerçekleşti. Buna mukabil, Türklerle Çinlilerin ilişkilerinin binlerce yılla ifade edilen bir mazisi var ki bu ilişkiler çoğunlukla güç mücadeleleri ve rekabet ekseninde seyretti.

Peki tüm bu sorunlu geçmişe rağmen, Türkiye’de Çin çalışmaları doyurucu seviyede mi, akademik ve kültürel düzeyde Çin dili ve kültürünü bilenlerin sayısı yeterli mi, Batı’daki nispeten yeni çalışmaların ulaştığı seviyeye Türkiye’de o binlerce yıl içinde erişebilmiş mi? Daha doğrudan sormak gerekirse Çin’i ve kültürünü yeterince tanıyor muyuz? Ya Rusya’yı, İran’ı, Hind’i, Yunan’ı, Sırbistan’ı… Muhtemelen son yıllardaki birkaç cılız ve bireysel gayret dışında bu sorulara olumlu yanıt vermek pek mümkün değil.

Çin kültürüne ve siyaset düşüncesinin kaynaklarına yakından bakmak: Yi Jing veya “Değişimler Kitabı”

Biraz da bu “geç kalmışlık” ve “tanıyamamak” refleksiyle, bu alanlarda nitelikli çalışmalar yapıldığı zaman içten içe heyecan duyuyorum. Rusların politik psikolojisine, İran’ın İslam öncesi inançlarıyla Şiiliğin devlet-toplum ilişkilerine birbirine paralel yansımalarına veya Hint tasavvufunun modern dönem milliyetçiliğiyle ilişkilerine dair derinlikli çalışmalar ortaya çıktıkça, Türkiye’de yapılmasa dahi Türkçeye çevrilip yayınlandıkça bir an önce alıp okumak için sabırsızlanıyorum.

Çin sahasına dair, tam da bu tarif ettiğim türden bir çalışma, kısa süre önce sessiz sedasız çevrilip yayınlandı. Elips Kitap, kadim Çin bilgeliğinin bundan 3.000 yıl kadar önce anonim olarak ortaya çıkmış “Yi Jing – Değişimler Kitabı”nı Türkçeye çevirerek okuyucuyla buluşturdu.

Çin uygarlığının en eski ve en önemli klasik metinlerinden biri olan Yi Jing (I Ching), esasen biraz da eski dönemlere ait bir gelecek okuması (kâhinlik) metni olarak ortaya çıkmış ve “Değişimler” doktrini etrafında derinleşerek anonimleşmiş. Aşağı yukarı bu dönemlerde ortaya çıkmış diğer yorumlamacı metinlerle birlikte, sonraki Konfüçyüsçü ve Daoist okumalara da kaynaklık etmiş. Metin, altmış dört heksagram (altı satırlı işaret) ve bunlara bağlı yorumlar üzerinden evreni, insan davranışını ve siyasal-toplumsal değişimleri okumayı / projeksiyonlar yapmayı hedefler. Bu formülasyon ve yazım / anlatım tarzı, metni zaman içinde hem kehanet hem de etik/felsefi bir rehber haline getirmiş oldu.

Yi Jing’in merkezinde yatan kavram “değişimin sabit yasası” olarak önümüze çıkıyor; doğa toplum ve insan eylemlerinin yin-yang kutuplaşması içinde sürekli dönüşüm halinde olması, doğru davranışın bu döngülerin zamanlamasını ve niteliğini sezip ona göre adımlar atmaktan geçtiğinin savunulması bu felsefenin özünü oluşturuyor. Bu düşüncenin hadiseler bazında ele alınması, heksagramların verdiği somut önerilerde; örneğin ele alınan bir durumda ısrar mı, geri çekilmemi, liderlik mi yoksa uyum mu gerekli, sorusuna verilen cevaplarla ortaya konuluyor. Metnin ve aslında öğretinin kendisinin de bu stratejik-pragmatik yönünü özetleyen, metinde sıkça atıf yapılan kısa bir söz, “Azim/direnç faydalıdır” ifadesi, bu kadim bilgeliğin belki de en somut yansımalarından biri.

Aslında Çin tarihinde, yüzlerce yıl süren işgallere, parçalanmışlık ve bölünmelere, savaşlara, isyanlara vs rağmen merkezî bir devlet ve bütünlüklü bir toplum yapısının ayakta kalabilmesini sağlayan, işgal ve savaşlardan sonra güçlü bir şekilde yeniden ayağa kalkmayı ve sürekliliği temin eden de bu somut öğreti: “Azim ve direnç faydalıdır.” Bugün de Batı Avrupa ve ABD’nin engellemeleri ve adeta çatışmaya zorlayarak “erken doğuma” yöneltme tutumuna rağmen, kadim öğretide sürekli salık verilen azim ve direnç dinamikleri, Çin’in adım adım süpergüç sahnesine yükselmesinin yolunu açıyor.

Yi Jing incelemeleri, bu eserin sadece bir ilahi / spiritüel rehberlik kitabı olmadığını, Çin düşünce dünyasındaki metafizik, epistemolojik ve siyaset felsefesi altyapısını şekillendiren temel bir kaynak da olduğunu kaydediyor. Konfüçyüs’ün bu metni klasikler arasında kabul etmesi, Han imparatorluğu döneminde resmi statüye kavuşması ve Song-Han döneminde “Neokonfüçyüsçü” okurların (ör. Zhu Xi) metne yaptığı felsefi yatırımlar, Yi Jing’i toplumsal normların, devletçi etiğin ve bürokratik öngörü yetilerinin de bir kaynağı hâline getirmiş zaman içinde.

Konfüçyüs, Carl Gustav Jung ve Hakan Fidan’ın dilinden “Değişimler Kitabı”

Nitekim, kitabın kapağında da yer verilen Konfüçyüs’ün şu sözü metnin değerini de ortaya koyuyor: “Eğer ömrüme daha fazla yıl eklenmiş olsaydı, bunun elli yılını Yi Jing’i çalışmaya ayırırdım ve böylece büyük hatalardan kaçınabilirdim.” Konfüçyüs’ün metne bu atıfları ve olumlu vurguları, Çin kültürel tarihinde bu derlemenin liderlik ve strateji eğitiminde, danışma ve rehberlik alanlarında karar vericilerin ve entelektüellerin başvuru kaynakları arasında olmasını sağladı.

Keza modern dönem filozoflardan Carl Gustav Jung’un Yi Jing’e ilgisi ve uzun yıllar süren İngilizceye çevrilme sürecine rehberliği, bu kadim öğretinin Batı’da daha iyi anlaşılıp tanınmasına ve incelenmesine katkıda bulundu. Jung, “Mektuplar” külliyatında yer verilen, Ekim 1935 tarihli bir mektubunda bu metinle ilgili olarak şu değerlendirmede bulunmuştu: “Avrupalı denen ‘Mekanikleşmiş Vahşi’nin damarlarına en ufak bir bilgelik damlası aşılamak için ne kadar zahmete girdiğimi tahmin edemezsiniz. I Ching’in tekniği ve bilgeliği o kadar inceliklidir ki onu gerçekten anlamak için Doğu eğitiminin bir asırlık rafine kültürüne ihtiyaç vardır… Bu kitabın bilgelerin gizli hazinesi olması boşuna değil. Konfüçyüs’ün söyledikleriyle bunu karşılaştırın, o zaman siz de anlayacaksınız. Ben I Ching’in kıskanç bir aşığıyım.”

Kitabın Türkiye’de kamuoyunun ilgi alanına girmesi ise istihbarat, strateji ve güvenlik konularında uzun yıllardır akademik düzeyde ve idari pozisyonlarda çalışmış tecrübeli bir isim olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, yakın zamanda katıldığı bir TV programında, son okuduğu kitaba dair yöneltilen bir soruya verdiği cevapla olmuştu. O günlerde (Haziran 2024) Çin’e dair bir kitabı dikkatle okuduğunu ve oldukça etkilendiğini söyleyen Fidan, “I Ching” veya “Değişimler Kitabı” olarak bilinen bu metni “kavga ederek okuduğunu” söylemişti.

Umuyorum Konfüçyüs, Carl Gustav Jung ve Hakan Fidan gibi isimlerin birbirinden oldukça farklı dönemlerde ve farklı bağlamlarda dikkatini çeken bu kadim bilgelik kitabı, hak ettiği ilgiyi bulur ve okuyucusuna ulaşır. Bu vesileyle Türkiye’deki Çin çalışmaları ve stratejik kültür sahasına da sonraki çalışmalar açısından ufuk açıcı bir katkı olarak kayda geçer.

Mehmet Akif Koç
Mehmet Akif Koç
ODTÜ İktisat Bölümü'nden mezun oldu. Yüksek lisansını "Uluslararası Güvenlik" sahasında, doktorasını Orta Doğu Çalışmaları alanında tamamladı. Orta Doğu tarihi ve jeopolitiği, Arap-İsrail ihtilafı, Türkiye-İran ilişkileri, Orta Doğu’nun uluslararası ekonomi-politiği konularında çalışmalarını sürdüren Koç, çeşitli haber ve analiz platformlarında uluslararası siyaset, dış politika ve strateji üzerine makale ve raporlar yayınlıyor, Modern Ortadoğu Tarihi seminerleri veriyor. Matbuat Yayın Grubu markasıyla sürdürdüğü kültür yayıncılığı faaliyetlerinin yanısıra, Farsça ve İngilizceden 40'ın üzerinde eseri Türkçeye kazandırdı.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

İran’da Rejim Değişiminin İmkânı (3): Topyekûn Askerî İşgal Senaryosu...

Uluslararası basında ve Türkiye’de, Trump’ın 2025 Ocak’ta ABD Başkanlığı görevine resmen başlamasının ardından, İsrail’le birlikte İran’a karşı birkaç...

İran’da Rejim Değişiminin İmkânı (2): Azınlıkların İsyanıyla Devletin Çöküşü

İran’da Batılıların sıklıkla telaffuz ettiği, Türkiye’de İran’ı tanımayan kesimlerin de büyük önem atfettiği “rejim değişikliği” kavramının ne anlama...

İran’da rejim değişiminin imkânı (1): Bir seküler devrim mümkün...

İran’a yönelik son bir yıldır şiddetlenen İsrail-ABD saldırılarında Haziran 2025 savaşı ve Ocak 2026’daki silahlı kalkışma denemesinin ardından,...

Ateşkes ve Sonrası: İran’da Savaş Bitti Mi? Kim Kazandı?

İran’a karşı ABD-İsrail işbirliğinde girişilen savaştaki üçüncü faz da geride kaldı. 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan bu üçüncü...

ABD / İsrail İle İran Arasındaki Savaşta Sırada Ne...

7 Ekim 2023, muhtemelen modern Ortadoğu tarihinin en kritik dönüm noktalarından biri olarak tarihteki yerini aldı bile. Binlerce...

İran Savaşı’nın sebepleri ve bir ateşkesin imkânı

Prusyalı general ve askerî tarihçi Carl von Clausewitz, savaşı, sırf basit bir şiddet gösterisi olmaktan öte, “siyasetin başka...

Hürmüz Boğazı Yeni Kriz Üssü Mü?

1956 Süveyş ve 1973 Petrol Krizleri bize ne söylüyor? ABD Başkanı Trump, 16 Mart 2025 tarihli bir açıklamasında,...

Bir Mucteba Hamaney Portresi: Medrese ile Kışla Arasında

İran’ı 1981-89 yılları arasında Cumhurbaşkanı, 1989-2026 arasında da Dini Lider (Rehber) olarak doğrudan yöneten Ayetullah Ali Hamaney, 28...

İsrail’in “Altıgen İttifakı” Planı ve Olası Senaryolar

Arkaplan ve temel hususlar İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 22 Şubat 2026 tarihindeki kabine toplantısı öncesi yaptığı konuşmada ilk kez...

Bir Hafız Esad Portresi: Azınlık Asabiyesinden Devletleşme Tecrübesine

Suriye’nin modern dönem tarihinde en etkili aktör kuşkusuz, 1960’ların ortalarından 2000’deki ölümüne kadar Suriye’nin kaderi üzerinde söz sahibi...

1916, 1948 ve 1967: Araplar İçin 20. Yüzyıldaki En...

Modern Ortadoğu tarihine ve 20. yüzyıldaki hercümerce baktığım zaman, “Araplar açısından geçtiğimiz asırdaki en kritik dönüm noktası hangi...

“Altıncı Şehir”in Satır Aralarından “Münzevi Müellifine” Son Birkaç Söz

Türk edebiyatı ve yazı hayatının önemli isimlerinden Ahmet Turan Alkan, 21 Ocak 2026’da kendi inzivası ve gönüllü sürgünü...

ABD-İran nükleer müzakereleri: 2010, 2018 ve 2025’ten günümüze bakmak

Günümüzde büyük bir soruna ve bölgesel güvenlik krizine dönüşen İran nükleer programının ardındaki trajikomik gerçek, bugün Washington tarafından...

Bir “Muhalif Münevver” Portresi: Refik Halid Karay’a, Kendi Hatıratından...

Türk edebiyatı ve kültür hayatında “Kirpi” mahlaslı yazıları ve politik/entelektüel duruşuyla bilinen Refik Halid Karay (1888-1965) sadece bir...

Bir Rıza Pehlevî Portresi: İran İçin Umut Sürgündeki Yaşlı...

Yaklaşık yarım asırdır süren İran İslam Cumhuriyeti yönetimi, bilhassa son yıllarda daha ziyade siyasal baskılar, ekonomik çöküş ve...

20. Yüzyılın En Önemli Değişim Eşiği 1979 Yılı Olabilir...

Tarih her zaman kesintisiz bir ilerleme çizgisinde hareket etmez. Bazı dönemlerde, farklı coğrafyalarda ve farklı toplumlarda zahiren birbirinden...

Baskı Altında İran: Savaş, Yaptırımlar ve Ulusal Kimlik Üzerine...

İsrail’in Haziran 2025’te on iki gün süren savaş boyunca sergilediği hava üstünlüğü ve yüksek hassasiyetli vurucu kapasite, İran’ın...

“Çivisi Çıkmış Dünya”dan “Uygarlıkların Batışı”na Maalouf Perspektifi

Lübnan asıllı Arap-Fransız entelektüel Amin Maalouf’un, dünyanın gittiği doğrultu ve karşı karşıya kalınan küresel sorunlara dair iki ilgi...

Kimlikler Neden “Ölümcül” Olur veya Olmak Zorunda mıdır?

Modern toplumlarda kimlikler meselesi, bilhassa günümüzdeki gibi çatışmalı uluslararası dönemlerde ve “duvar”ların yükseldiği şartlarda daha dikkat çekici bir...

Hamas’ın Esad Suriye’si, Mısır ve İran’la İlişkilerine Halid Meşal...

Suriye’de 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün yıldönümünde Hamas’ın kıdemli liderlerinden Halid Meşal’in açıklamaları yeniden gündem oldu. Meşal, daha önce...

Suriye’nin İki Yüzyıllık Fay Hattı: 8 Aralık’ı Daha Geniş...

Ebu Muhammed Colânî, sonradan kullandığı gerçek ismiyle Ahmed el-Şara, 5 Aralık 2024’te Baas’ı gerileterek ele geçirdikleri geleneksel Sünni...