Petrol ve Demokrasi

İçerde çok sarsıcı ve can yakıcı bir gündem var…

Okulların hali… Üzerine beş yıldır gidilmeyen bir cinayetin kamudaki karanlık eller tarafından örtbas edildiğinin ortaya çıkması… Ve günlük ekonomik yaşam koşullarının sürekli ağırlaşması… Bir de bunlara ek olarak Hürmüz’ün bir açılıp bir kapanması sonucunda artan petrol fiyatları…

Ve fakirleşmenin tutmayan frenleri…

***

Petrol fiyatları yüzünden ekonomiler sarsılıyor. Buna karşı ciddi hükümetler ne tür önlemler alıyorlar diye bakarken Fransa örneğine rastladım.

10 Nisan Cuma günü Başbakan Sébastien Lecornu’ün, yakıt fiyatlarındaki son artış ışığında, Ortadoğu’daki savaşın neden olduğu krizden çıkarılacak enerji “dersleri” üzerine yaptığı açıklamayı dinledim. Yorumları okudum.

Başbakan, konut ve ulaşımda “elektrikli araçlara yönelik desteği” neredeyse iki katına çıkarma hedefini açıklıyordu. Bu, mevcut yıllık desteği 5,5 milyar Eurodan, “hedefli ve etkili yardım” için 2030 yılına kadar 10 milyar Euroya çıkarmak demekti.

Konut için yıllık olarak ayrılan 3,8 milyar Euroluk miktar, 2030 yılına kadar yıllık 6,1 milyar Euroya çıkarılacaktı. Ulaşım için ise yardım 1,7 milyar Eurodan 4,3 milyar Euroya yükseltilecekti. Başbakan bu yeni atılım için ilave vergiler almayacaklarını, mevcudu yeniden şekillendireceklerini de özenle vurguluyordu. Petrolden elektrik enerjisine geçen ya da bunu kullanan emekçiler, emekliler bu yardımdan ilk yararlananlar olacaktı.

***

Şimdiye kadar Enerji Tasarrufu Sertifikaları (CEE), bireylerin, profesyonellerin veya toplulukların “ev yalıtımı” gibi enerji tasarrufuna yönelik çalışmalarını finanse etmeleri için kullanılan başlıca yardım biçimlerinden biriydi. Bu planın parası devlet bütçesinden gelmiyordu, enerji tedarikçilerinin gelirleriyle finanse ediliyordu. Enerji Tasarruf Sertifikalarından (CEE) elde edilen paranın artık tadilat (yalıtım, havalandırma, hava geçirmezlik) için değil de sadece elektrikle çalışan bir ısıtma yöntemi olan “ısı pompalarının” kurulumu için kullanılması planlanmaktaydı.

***

Başbakan Lecornu, öncelikle konut sektörüne odaklanmış gözüküyordu. Bu bağlamda, yeni inşaatlarda doğalgazlı kazanların kurulumunun “2026 yılının sonundan itibaren” yasaklanacağını vurguluyordu. Anlaşılan çevre düzenlemeleri kapsamında tamamen doğalgazla çalışan kazanlara zaten uygulanan yasağın hibrit kazanlara da genişletilmesine doğru gidilmekteydi.

***

Ayrıca, 2030 yılına kadar yılda 1 milyon adetlik bir hedefle ısı pompalarının kurulumunda “ölçek değişikliğine” gidiliyordu. Bu, “hava-su ısı pompalarının” sayısında altı katlık bir artışı temsil ediyordu, bunların çoğu da Avrupa’da üretiliyordu.

Fransa’daki enerji paradigmasının değişimini anlamak için “hava-su ısı pompalarının” ne olduğunu bir kez daha anımsamak gerekiyor. Hava-su ısı pompası, dış ortamdaki havada bulunan ısı enerjisini kullanarak evleri veya binaları ısıtma, soğutma ve kullanım sıcak suyu sağlama amacıyla suyu ısıtıp radyatör veya yerden ısıtma sistemlerine aktaran, fosil yakıt kullanmayan çevre dostu, verimli bir ısıtma sistemi. Elektrikle çalışan bu sistemler, buzdolabı mantığıyla çalışarak düşük sıcaklıklarda bile dış havadan ısı üretiyor.

***

Fransız Başbakanının bir diğer vaadi ise, 2050 yılına kadar 2 milyon sosyal konutun doğalgaz dışında bir ısıtma kaynağı bulmasını sağlamaktı. Bu, sosyal konutların yaklaşık üçte ikisinin bu enerjiyle ısıtılması anlamına geliyordu.

Ancak 2 milyon konut, ulaşılması kolay olmayan bir hedef olarak yorumlanıyor. Örneğin, Sosyal Konut Birliği Başkanı ve eski Konut Bakanı Emmanuelle Cosse’ye göre, “mali taahhütler konusunda istikrar ve netlik” gerekecekti.

***

Ulaşım sektöründeki derin değişim planına gelince… Fransa petrolün hala büyük ölçüde hakim olduğu karayolu taşımacılığı sektörüyle ilgili olarak çeşitli seçenekler tartışıyor.

Başbakanlık, özellikle elektrikli araçların (aylık en fazla 200 Euro karşılığında) satın alma opsiyonuyla kiralanmasını içeren “sosyal kiralama” programını genişletmeyi planlıyor. Haziran ayında, 2024 ve 2025’te olduğu gibi, düşük gelirli hanelere yönelik bu yardım, ek 50.000 haneye daha sunulacak.

Enerjiden Sorumlu Bakan Yardımcısı Maud Bregeon, Cuma günü Le Parisien’e verdiği röportajda, “Aylık net yaklaşık 2.000 Euro’ya kadar kazanan haneler bu yardımdan yararlanabilecek” dedi.

2026 yılı içinde Hükümet ayrıca, bu kez “orta sınıftan yüksek kilometre yapan sürücüler” için 50.000 araç daha ayıracak. Ayrıca elektrikli ticari araçlar veya ağır yük araçları için 100.000 Euro’ya kadar sübvansiyon sağlanacak.

***

Yeniden başkaldıran enerji krizine karşı siyasal iktidarlar toplumsal ölçekli ciddi adımlara daha fazla destek verirken, aralarında Thomas Piketty’nin de bulunduğu bir grup akademisyen ve siyasetçi, petrol şoku karşısında kamu otoritelerinin, fosil yakıtlarla bağlantılı kârları kullanarak, sosyal kiralama yoluyla en mütevazı hanelerin elektrikli araçlara erişmesine yardımcı olması gerektiğine dair bir deklarasyonla hem bu hazırlıklara destek verdi, hem de önerilerde bulundu.

Fransa’da yollarda bulunan 39,7 milyon otomobilin yüzde 3’ünden azı elektrikli…
Halbuki bu oran Norveç’te yüzde 95. Deklarasyona imza atanlar “Otomobil filomuz, ulusal topraklarımız içinde adeta bir petrol kolonisi olmaya devam etmektedir” eleştirisinde bulunuyor. Uyarı içeren en çarpıcı cümlelerden biri ise şu:

“Demokrasilerimiz, sosyal vaatlerini bol ve ucuz enerji temeli üzerine kurmuştur.
Koruma, haklar, tüketim: bu yapının tamamı, petrolle yapılan örtülü bir anlaşmaya dayanmaktadır.”

Ve bu tespit aşağıdaki açılımla devam ediyor:

“Fosil yakıtlar aynı zamanda jeopolitik düzen ve düzensizliğin görünmez temelidir.

1973 şokundan Ukrayna işgaline kadar her petrol krizi, küresel egemenlik ve eşitsizlik kartlarını yeniden karıştırdı.

Hidrokarbon ithalatçısı olan Avrupa, her olayda stratejik borçlu konumuna düşüyor: Tüketimiyle, eylemlerine karşı çıktığı rejimleri finanse etmek zorunda kalıyor ve hane halklarını, hiçbir gümrük kalkanının sürdürülebilir bir şekilde engelleyemeyeceği dalgalanmalara maruz bırakıyor.”

***

Etkili imzacıların önerilerine gelince:

“1974’te, ilk petrol krizinin ardından Fransa radikal bir karar aldı: elektrik sistemini temelden dönüştürmek için on beş yıl içinde nükleer enerji santrali filosu kurmak. Bugün, ikinci bir radikal karar alma zamanı: araç filosunun kitlesel elektrifikasyonuna dayalı bir enerji bağımsızlığı anlaşması yapılmalı.

1 milyon orta ve işçi sınıfı hanesine sosyal elektrikli araç kiralama imkanı sağlamayı öneriyoruz. Aylık 100 Euro karşılığında, istedikleri süre boyunca kompakt bir elektrikli araca erişebilirler. Bu haneler için fayda anında olacaktır: ulaşım giderlerinde aylık en az 100 Euroluk bir azalma.

Şunu açıkça belirtelim:

Araç filosunun elektrikli hale getirilmesi, enerji verimliliği, toplu taşıma, demiryolu taşımacılığı, araç paylaşımı ve yenilenebilir enerjiye yapılan büyük yatırımları içeren daha geniş bir stratejinin yalnızca bir ayağıdır.

…Her petrol krizini -çünkü bir sonrakiler de gelecek- geçici önlemler ve indirimlerle atlatmaya devam edebiliriz ya da tam siyasi ve sosyal özerkliğimizin ön koşulu olan tam enerji bağımsızlığının temellerini atabiliriz. Yeni bir enerji anlaşması yoluyla harekete geçme zamanı geldi.”

***

Fransa’daki bu arantılar, “1973-74 krizini anımsatan bu yeni enerji krizi için kalıcı ne çözümler bulunabilir?” sorusuna verilen cevaplara bir örnek.

Türkiye ne konularda neler yapıyor?

Bunu tam bilmiyoruz.

Ama kesin olan şu, dünya enerji kaynaklarını değiştiriyor… Buna uyum sağlayanlar ve sağlayamayanlar arasındaki fark bu çağda çok büyüyecek.

Mehmet Altan
Mehmet Altan
Mehmet Altan (d.1953) gazeteci, yazar ve akademisyen. İlk, orta ve yüksek öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yükseköğrenimi sırasında özel sektörde ve Türk Haberler Ajansında görev yaptı. 1979 yılında doktora yapmak için Fransa’ya gitti. Paris I. Pantheon Sorbonne Üniversitesinde, Türkiye-IMF ilişkilerini inceleyen çalışmasıyla 1980 yılında uzman, Türkiye’nin ABD ve SSCB ile ilişkilerini inceleyen teziyle de iktisat doktoru oldu. Doktora eğitimi sırasında çeşitli gazetelerde çalıştı, Cumhuriyet Gazetesinin Paris muhabiri olarak görev yaptı. 1984 yılında Türkiye’ye dönen Altan’ın 1985 yılında, Paris’teyken yazdığı denemeleri Kanatlı Karınca adlı kitapta topladı. Akademi Kitabevi Deneme Ödülünü alan bu kitaptan sonra, tezini kitaplaştırarak Süperler ve Türkiye Türkiye'de Amerikan ve Sovyet Yatırımları adıyla yayınlandı. Altan'ın, Türkiye’deki devlet kavramını irdelemeyi amaçladığı Marks’tan Sevgilerle adlı kitabının yanında, askeri darbelerin ekonomik nedenlerini incelediği Darbelerin Ekonomisi ve Türkiye’den yeryüzüne bakmaya çalıştığı edebi yazılarını içeren Matadorun Ölümü adlı kitapları da bulunmaktadır.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

Nobel’in Jeopolitiği

ABD ile İran arasında Pakistan’ta yapılan görüşmeler çıkmaza girdi. ABD, İran limanına giriş çıkış yapan gemilere abluka başlattı. Belirsizlik...

Vicdanın Enerjisi

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in Trump’a isyanı “küresel vicdanın” haykırışı olarak kabul edildi. Dünya egemenliği için yaşanılan çatışmaların enerji kaynakları...

Çarşıda Dizel, Pazarda Helyum

BBC’ye bakarken haberlerin ilk sırasında dizel fiyatlarını gördüm. Dizel ne, bizim mazot… Ardından da New York Times’da “Dizel, tüketiciler için...

2026 Yılını İran Mı Yoksa Çin Mi Belirleyecek?

Bugün Ortadoğu’daki savaşın 26. günü… Şimdilik somut olan, insanların ölmeye devam ettiği, kentlerin harap olduğu, petrol fiyatlarının yükseldiği… Bir de...

1973 Krizi ve Hürmüz Boğazı

Bugün Ortadoğu’daki savaşın 17. günü. Cumartesi günü ABD, İran’ın Hark adasındaki askeri tesisleri yerle bir etti ama petrol tesislerine...

Çin De Tayvan’ı İşgal Ederse…

Amerika’daki tartışmalarını izliyorsanız, tek konunun Ortadoğu ve petrol olmadığını görüyorsunuz. ABD yönetimi için “yarı iletkenler”in üretimi, Tayvan ve Çin...

İran Petrolü Norveç’te Olsaydı…

Önce ABD ve İsrail’in saldırısına hedef olan İran’a bakalım. İran’da da önce ekonomiye bakalım. Dünya Bankası’na göre İran, petrole aşırı...

İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı

“İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı” lafını kim söylüyor? Jensen Huang… Jensen Huang kim? 63 yaşında Amerikalı iş insanı, elektrik mühendisi,...

Vietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu?

Ekopolitik Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Arıtürk ve Genel Sekreter Bilgehan Uçak, Ekopolitik’i bir yandan da adeta...

Kleptokrasi- “Hırsız Yönetim”

Anne Applebaum, 62 yaşında Amerikalı bir gazeteci ve tarihçi. Birçok kitabın da yazarı. Geçen yıl yayınlanan “Otokrasiler” adlı son...

Dünya Nüfusunun Dörtte Biri…

Bir iki hafta önce Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği’nin 25 yıllık müzakerelerin ardından tarihi bir...

Verimlilik ve Siyaset

2024 yılında, Avrupa’nın rekabet gücü üzerine hazırlanan Draghi raporu, ABD'den daha yavaş büyüyen, inovasyona, dijital teknolojiye ve enerji...

Latin Amerika’da Hamle…

Ne kadar duyuldu bilmiyorum ama geçen hafta… Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği, 25 yıllık müzakerelerin...

En Sert Kürek Çeken…

Maduro’nun başına gelenlerin hemen ertesinde İran ile yatıp kalkar olduk. Artık kimse “sıra İran’da mı?” diye sormuyor çünkü herkes...

Bir Yanım Venezuela Bir Yanım Silikon Vadisi

Kendi ülkesinde hukuku nişan tahtasına döndürmüş, halkını sefilleştirmiş bir zorba gece yarısı yabancı askerler tarafından derdest edilip yargılanmak...

“Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” mü?

Le Monde Gazetesi geçen hafta “Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” başlıklı beş gün süren çok çarpıcı bir yazı dizisi...

100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu?

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak...

Dünya Çip Etrafında Dönüyor

ABD’nin yıllık üretiminin parasal değeri 29.2 trilyon dolar… 112 trilyon dolarlık toplam dünya üretiminin üçte birine yakın. Çin’in toplam...

Küresel Ticaret Trump’a Direniyor…

2025 yılı da bizi terk etmeye hazırlanıyor. Bu yılın bitmesiyle birlikte 21. yüzyılın ilk çeyreği de geride kalmış...

Büyü ve Büyüme

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 3. Çeyrek Büyüme rakamlarını açıkladı. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan...

Yeni Çağı Anlama Kılavuzu

Ekopolitik'e yazdığım “Köpük Mü, Balon Mu, Çağ Gerçeği mi?” başlıklı son yazımdan sonra yeni gelişmelere şahit olduk. Yatırımcıların bazı teknoloji...