Bilgi Üniversitesi Cumhurbaşkanı Kararı: İhya Edilmeyen Yetkiler ve Yeni Hukuki Sorunlar

Bilgi Üniversitesi Cumhurbaşkanı Kararı: İhya Edilmeyen Yetkiler ve Yeni Hukuki Sorunlar

Sayın Cumhurbaşkanlığı makamınca, İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında daha önce tesis edilen ve kamu vicdanında ciddi tereddütlere yol açan hatalı idari tasarruftan dönülme iradesini ve bu yönde atılan adımı ilke olarak olumlu karşıladığımı ve takdir ettiğimi ifade etmek isterim.

Bununla birlikte, 25 Mayıs 2026 tarihli ve 33264 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11387 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın, idare hukuku ilkeleri, idari işlem tekniği ve hukuk devleti prensibi bakımından önemli normatif eksiklikler ve hukuki sakatlıklar barındırdığı kanaatindeyim.

Zira söz konusu karar ile önceki yanlış idari tasarrufun sonuçlarının giderilmesi amaçlanmış görünmekle birlikte, kullanılan hukuki yöntem ve işlem tekniği itibarıyla eksik ve uygulamada ciddi sorunlara yol açabilecek nitelikte bir düzenleme tesis edilmiştir. İdare hukuku doğası gereği yapılması gereken işlem; sadece önceki kapatma kararının “yürürlükten kaldırılması” değil, hukuka aykırılığı anlaşılan işlemin tüm yasal sonuçlarıyla birlikte geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırılmasını sağlayacak bir “geri alma” (istirdat/iptal etkili geri alma) mekanizmasının işletilmesiydi.

Mevcut düzenleme, bu yönüyle ciddi hukuki belirsizlikler ve uygulama boşlukları üretme potansiyeline sahiptir.

  1. İdari İşlemin Hukuki Niteliği ve “İhya” Problemi

11387 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı teknik anlamda bir “kaldırma” işlemi niteliği taşımaktadır. İdare hukuku öğretisinde ve Danıştay içtihatlarında kabul edildiği üzere kaldırma işlemleri kural olarak ileriye etkili sonuç doğurur. Başka bir ifadeyle, kaldırılan işlemin geçmiş dönemde doğurduğu sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bu sebeple, kapatma kararının yürürlükten kaldırılmış olması; İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin tüzel kişiliğinin, akademik ve idari organizasyonunun, yönetim organlarının ve temsil yetkisinin geçmişe etkili biçimde otomatik olarak yeniden canlandığı (ihya edildiği) anlamına gelmemektedir.

Nitekim hukuken sona erdirilmiş veya işlevsiz hâle getirilmiş kurumsal yapıların yeniden faaliyete geçirilmesinde, sadece kaldırma işlemi yeterli görülmemekte; yetki ve temsil ilişkilerinin hangi usulle, hangi tarihten itibaren ve hangi kapsamda yeniden tesis edildiğinin açık biçimde düzenlenmesi gerekmektedir.

  1. Temsil Yetkisi ve Organ Devamlılığı Sorunu

11384 sayılı kapatma kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte; üniversitenin rektörlük makamından dekanlıklarına, mütevelli heyetinden akademik ve idari yönetim kademelerine kadar tüm kurumsal yetki zinciri hukuken düşmüş, kesintiye uğramış, askıya alınmış veya sona ermiş kabul edilir.

Ne var ki, 11387 sayılı Karar yalnızca önceki işlemi yürürlükten kaldırmakla yetinmiş; düşen veya askıya alınan yetki ve görevlerin hangi hukuki statü içerisinde yeniden doğduğuna yada ihya edildiğine ilişkin herhangi bir geçiş hükmü öngörmemiştir.

Bu durum, üniversitenin tüzel kişiliği bakımından son derece ciddi bir temsil ve organ boşluğu yaratmaktadır. Bugün itibarıyla şu temel sorular cevapsız bırakılmış görünmektedir:

  • Üniversiteyi hukuken kim temsil edecektir?
  • Mütevelli heyeti üyelerinin yetkileri hangi tarihten itibaren geçerli kabul edilecektir?
  • Rektör ve akademik yöneticilerin tasarruflarının hukuki dayanağı nedir?
  • Önceki yönetsel kadrolar kendiliğinden mi ihya edilmiştir, yoksa yeni bir atama veya yetkilendirme işlemi mi gerekmektedir?

Hukuki güvenlik ilkesi bakımından böylesine temel soruların açık bırakılması kabul edilebilir değildir.

  1. Hukuki Belirlilik ve İdarenin Sürekliliği İlkesi Açısından Riskler

Kararın mevcut hâliyle uygulanması, kısa vadede telafisi güç ve çok boyutlu hukuki ihtilaflara zemin hazırlayabilecektir. Özellikle;

  • Üniversite adına yürütülecek bankacılık, mali ve sözleşmesel işlemlerde imza yetkisinin kimde olduğu,
  • Devam eden idari ve adli uyuşmazlıklarda taraf ve temsil ehliyetinin nasıl sağlanacağı,
  • Sınav süreçleri, diploma düzenlenmesi, akademik kararlar, disiplin işlemleri ve personel tasarruflarının, yetki unsuru bakımından sakat olup olmadığı,
  • Yetkisiz işlem iddiaları kapsamında “yetki tecavüzü” veya “yetki gaspı” tartışmalarının gündeme gelip gelmeyeceği,

önümüzdeki süreçte ciddi dava konusu olabilecek meselelerdir.

Örneğin yarın bir öğrenci, disiplin cezasının yahut diploma işleminin yetkisiz makam tarafından tesis edildiği iddiasıyla yargıya başvurduğunda; mahkemelerin önüne öncelikle üniversitenin karar alma ve temsil mekanizmasının hukuki geçerliliği sorunu gelecektir. Aynı şekilde devam eden davalarda üniversiteyi temsil eden vekâlet ilişkilerinin hukuki zemini de tartışmalı hâle gelebilecektir.

  1. Hukuki Çözüm

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde norm inceleme ve düzenleyici işlem hazırlama süreçlerinden sorumlu birimlerin, böylesine ağır hukuki ve toplumsal sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan işlemlerde devlet umuruna yakışır çok daha ciddi ve titiz bir idari işlem tekniği kullanması beklenirdi. Zira hukuk devleti ilkesinin zorunlu sonucu olan hukuki güvenlik, belirlilik ve idarenin sürekliliği ilkeleri, yüksek etkili kamu tasarruflarında açık bir geçiş hukukunun öngörülmesini zorunlu kılar.

Bu bağlamda yapılması gereken; 11384 sayılı işlemin yalnızca yürürlükten kaldırılması değil, açık biçimde “geri alınması” ve geçmişe etkili sonuç doğuracak şekilde hükümsüz sayılmasının sağlanmasıydı.

En azından, 11387 sayılı Karar’a aşağıdaki mahiyette bir geçici veya tamamlayıcı hükmün derç edilmesi gerekirdi:

“11384 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın tesisi ile bu Karar’ın yürürlüğe girdiği tarih arasında geçen sürede, İstanbul Bilgi Üniversitesi tüzel kişiliğinin, mütevelli heyetinin, rektörlüğünün, akademik ve idari organlarının yetki, görev ve sorumluluklarının kesintisiz biçimde devam ettiği kabul edilir. İşlem tarihinden önce mevcut bulunan temsil, idare ve tasarruf yetkileri bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte ihya edilmiş sayılır.”

Aksi hâlde, iyi niyetli biçimde bir hatadan dönülmek istenirken; eksik düzenleme nedeniyle yeni ve çok daha karmaşık hukuki ihtilafların doğması kaçınılmaz olacaktır. Özellikle öğrenciler, akademisyenler, çalışanlar, mezunlar ve üniversite ile hukuki ilişki içinde bulunan üçüncü kişiler bakımından oluşacak belirsizlik ortamı, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak sonuçlar doğurma riski taşımaktadır. Bu sebeple, mevcut normatif boşluğun ivedilikle tamamlayıcı bir düzenleme ile giderilmesi, hukuki bir gereklilik değil, idarenin öngörülebilirliği ve kurumsal güvenilirliği bakımından da zorunluluktur.

Doç. Dr. Ramazan Arıtürk
Doç. Dr. Ramazan Arıtürkhttps://ekopolitik.org.tr
Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi'nde Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Hukuk Fakültesi'nde çift anadal yaparak tamamlayan Ramazan Arıtürk, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Marmara Üniversitesi'nde yürüttü, 2025 yılında doçent unvanı aldı. Bakırköy Florya ve Sarıyer Adile Sadullah Polis Meslek Yüksekokulu'nda, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde dersler veren Arıtürk’ün yayınlanmış altı kitabı vardır. Öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve gençlik hareketlerinde aktif rol alan Arıtürk, halen Ekopolitik Vakfı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı, MÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Üyesi olmasının yanısıra İlim Yayma Vakfı Kurucular Kurulu Üyesi, BUVAKIF Kurucu Mütevelli Heyeti Üyesi, KONSIAD Kurucu Üyesi ve Aya Sanat ve Düşünce Vakfı Kurucusudur.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

Devlet Aklına ve Baba Yüreğine Çağrı: Bir Babadan, Cumhurbaşkanına...

İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ’NİN KAPATILMASI ÜZERİNE Sayın Cumhurbaşkanım, Size; iki evladını üniversite sıralarına uğurlamış bir baba, ömrünü akademiye adamış bir doçent...

Siyasetin Mahkeme Salonuna Taşınması

Siyasetin Mahkeme Salonuna Taşınması: CHP Kurultayı, “Mutlak Butlan” Tartışması ve Demokratik Meşruiyet Sorunu Hukukun kılıcı, siyasetin organik dokusuna ölçüsüz...

Beyaz Yaka Meslek Odalarının ve Baroların Dönüşümü

Beyaz Yaka Meslek Odalarının ve Baroların Dönüşümü: Demokrasi, Yapay Zekâ ve Kurumsal Reform İhtiyacı *İlgili rapor metninin tamamına buradan...

Yapay Zekâ Çağında Barolar ve Beyaz Yaka Kurumlarının Sessiz...

MESLEK ODALARI NEDEN YENİDEN DÜŞÜNÜLMELİ? Türkiye’de bazı kurumlar vardır ki gündelik siyasetin gürültüsü içinde çoğu zaman fark edilmez; ancak...

Devlet Aklının Görünmeyen Tahakkümü

Savunma Sanayisinde Gizlilik, Stratejik Sessizlik ve Uluslararası Hukuk: Devlet Aklının Görünmeyen Tahakkümü   I. Giriş: Küresel savunma ve havacılık sanayisinin...

23 Nisan: Kökleri ve Binlerce Yıla Dayanan İstişare Kültürümüz

“Devlet Geleneğimizde Kurultay, Şûra, Divan ve Meclis” Tarih sahnesinde binlerce yıldır varlığını sürdüren Türkler, zamanın yıpratıcı etkisine karşı koyan...

Kurumsal Bir Yıkımın Anatomisi

Bölgemizde Demokrasi, Sivil Toplum ve Vakıfların Tarihsel Dönüşümü: Günümüz küresel siyasetinin ve siyaset felsefesinin en çetrefilli sorularından biri, İslam...

Hakim Güvencesi: Yasal Düzenlemeden Fiili Bağımsızlığa

İnsanlık tarihinin yeryüzündeki serüveniyle yaşıt olan adalet mefhumu, insan olmanın özünü ve gayesini teşkil eden, her devirde düşünülmüş,...

Adaletin Sessiz Güvencesi: Adil Yargılanma Hakkı

Hukuk devleti, demokrasi ve insan hakları; modern toplumların asırlara sâri olan zorbalık, şiddet ve keyfilik mücadeleleri neticesinde ulaştığı...

Köklerden Geleceğe: Din ve Medeniyet

Orta Asya’dan Türkiye’ye Bugünü Anlamak ve Yarını İnşa Etmek   Medeniyet dediğimiz kavram, çoğu zaman yalnızca teknolojik ilerleme, şehirleşme ya...

Adaletin Mekânsal Sembolizmi: Ankara İçin Bir “Adalet Kulesi” Manifestosu

Hukuk, yalnızca normatif kuralların sistematik bir toplamı yahut pozitif metinlerin teknik bir derlemesi olarak kavranamaz. O, bir toplumun...

Bir Marştan Fazlası: İstiklal Marşı’nın Anayasadaki Yeri ve Milletin...

İstiklal Marşının kabulünün 105. yılı anısına Milletlerin tarihsel varlığını ve kolektif kimliğini ayakta tutan temel sembollerin başında bayrak, dil,...

Adalet: Devletin Temeli ve İnsanlığın Ortak Değeri

Adalet, insanın ve devletin varlığını anlamlı kılan en temel değerlerden biridir. O, yalnızca bir ihtiyaç değil; aynı zamanda...

Müvekkilim Erbakan

Çocukluk bazen kaderin kenarına düşülmüş bir dipnottur. Henüz ilkokul çağındayken, Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Bayat köyünde, elimde yağlıboya...

Akıl–Din–Ahlak ve Hukuk İlişkisi ile Laiklik ve Günümüz Türkiye’si

Giriş: Hakikatin Üç Ayağı İslam düşünce tarihinde akıl, vahyin muhatabı olan insanın en temel yetisi olarak kabul edilmiştir. Ne...

Türkiye’de Adalet Krizi: Gelenek, Otorite, Bireysel Akıl ve Uygulama

Giriş İnsan düşüncesi tarih boyunca iki temel çekim merkezi arasında şekillenmiştir: gelenek ve akıl. Gelenek; din, mezhep, kültür, örf,...

Kriz ve Çürüme Çağında Medeniyet, İktidar ve Türkiye Deneyimi

İnsanlık tarihi, yalnızca ilerleme ve birikim süreçlerinden değil; aynı zamanda çözülme, gerileme ve çürüme evrelerinden de oluşur. Kriz...

Ekopolitik Düşünce Merkezi Yargı Araştırmaları Raporu Bize Ne Diyor?

Ekopolitik Düşünce Merkezi olarak yaklaşık on ay süren titiz bir çalışmanın sonucunda “Yargı Araştırması Raporu” nu kamuoyu ile...

Neo-Royalizm, Trump Yönetimi ve Uluslararası Düzenin Dönüşümü

Lider Merkezli Siyasetin Yükselişi Uluslararası siyasetin son on yılına damgasını vuran gelişmeler, mevcut kavramsal çerçevelerin açıklayıcılığını giderek tartışmalı hâle...

Mehmet Akif Ersoy’un Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Hukuk Devleti Algısı...

I. GİRİŞ: 27 Aralık, yalnızca bir vefat tarihini değil; bir milletin vicdanında yankı bulan bir sesi, kelimelere sığmayan bir...

Lekelenmeme Hakkı, Masumiyet Karinesi ve Soruşturma Gizliliğinin Medya Yoluyla...

Türk Hukukunda Lekelenmeme Hakkı, Masumiyet Karinesi ve Soruşturma Gizliliğinin Medya Yoluyla İhlali GİRİŞ Ceza muhakemesi hukuku, devletin bireyin temel...