Amerika’daki tartışmalarını izliyorsanız, tek konunun Ortadoğu ve petrol olmadığını görüyorsunuz.
ABD yönetimi için “yarı iletkenler”in üretimi, Tayvan ve Çin de en az yanı başımızdaki savaş kadar önemli.
Hatta belki bundan da önemli.
***
Yarı iletkenler ne?
Yarı iletken, üzerinde yapılan mekanik işlemin etkisiyle iletken özelliği kazanabilen, normal şartlar altında yalıtkan olan maddeler… Normal durumda yalıtkan olan bu maddeler ısı, ışık, manyetik etki veya elektriksel gerilim gibi dış etkiler uygulandığında değerlik elektronlarının bir kısmını serbest hale geçirerek iletken duruma geliyorlar.
Uygulanan bu dış etkiler ortadan kaldırıldığında ise yeniden yalıtkan durumlarına geri dönüyorlar.
Bu özellikleri, elektronik alanında yoğun olarak kullanılmalarını sağlamakta… Akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar ve yapay zekayı çalıştıran dev veri merkezleri gibi çağın ileri teknolojisine can veren çipler bunlar.
***
Federal yetkililer, yıllardır Silikon Vadisi’ni, dünyanın yüksek performanslı bilgisayar çiplerinin yüzde 90’ını üreten Tayvan’a olan bağımlılığından kurtarmaya çalışıyorlar.
Silikon Vadisi’nde düzenlenen gizli brifinglerde ulusal güvenlik yetkilileri, Apple, Advanced Micro Devices ve Qualcomm gibi şirketlerin yöneticilerini, Pekin’in uzun zamandır ayrılıkçı bir bölge olarak gördüğü Tayvan’ı geri alma planları yaptığı konusunda uyarıyorlar.
Yetkililer, Çin’in Tayvan’a uygulayacağı bir ablukanın, adada üretilen bilgisayar çiplerinin tedarikini sekteye uğratabileceğini ve ABD teknoloji endüstrisini çökertebileceğini tekrarlayıp duruyorlar.
Gerek Biden, gerekse Trump, sektörü değişime ikna etmeye çalıştı. Biden yerli çip üretimini iyileştirmek için milyarlarca dolarlık mali destek teklif etti. Bu işe yaramayınca, Trump da aynı şeyi başarmak için milyarlarca dolarlık gümrük vergisi tehdidinde bulundu.
Ancak uyarılar, hediyeler ve tehditler pek bir fark yaratmadı.
ABD teknoloji endüstrisi çipleri temin ettiği adresi değiştirmeyi inatla reddetti.
***
Çünkü… Böyle bir değişim kararı, yerleşik bir iş modelini kökten değiştirmeyi gerektiriyordu.
Tayvan, 50 yıl içinde kendini dünyanın yarı iletken fabrikası haline getirdi ve yarı iletken araştırma ve geliştirme alanında lider oldu… iPhone’ları, otomobilleri, traktörleri, kalp pillerini çalıştıran temel çiplerin üçte birinin üretim merkezi haline geldi.
Tayvan merkezli TSMC şirketi, Intel gibi Amerikan şirketlerine kıyasla en son teknolojiye sahip çipler üretmede daha iyi kabul ediliyor.
Ayrıca sektörün Tayvan’dan vazgeçme konusunda tereddüt etmesinin ticari nedenleri de var. Sektör yöneticilerine göre, ABD’de üretilen çipler, daha yüksek malzeme, işçilik ve izin maliyetleri nedeniyle %25 daha pahalı.
***
2021 sonbaharında Beyaz Saray, Tayvan konusunda gizli bir bilgilendirme toplantısı için yarı iletken sektörünün üst düzey yöneticilerini Washington’a çağırdı. Yöneticiler Beyaz Saray’daki bir brifing odasına girerek yetkililerin abluka veya işgalin çip üretimini durdurabileceği yönündeki uyarılarını dinlediler.
Ama bu konuşmalar ikna edici olmadı.
Medya kuruluşları hükümetin paylaştığı bilgilerin çoğunu zaten daha önce yayınlamıştı.
Ayrıca, kendi ekonomisine de zarar vereceği için Çin’in Tayvan’ı almasını akla yakın görmediler.
***
Son zamanlarda sektör yöneticilerinin yüksek kar marjlarını korumaya çok fazla odaklandıkları, Tayvan sorunuyla pek de yüzleşmek istemedikleri eleştirileri arttı. ABD medyasında “Eğer Tayvan kaybedilirse, teknoloji endüstrisi uyarılmadığını söyleyemeyecek” benzeri cümlelere rastlanıyor şimdi.
Bu değişim adımlarının çok hızlanması gerektiği uyarıları da ivme kazanıyor. Çok yakın zamanda Beyaz Saray yetkililerinden yeniden ciddi uyarılar geldi.
Yönetim indinde Silikon Vadisi’nin en önemli şirketlerinden bazılarının hareketsizliğinin küresel ekonomiyi istikrarsızlaştırma riski taşıdığına dair endişeler artıyor.
Çin ordusunun Tayvan çevresindeki sularda gerçekleştirdiği son gerçek mühimmatlı tatbikatlar bu endişeleri daha da belirginleştirdi.
Örneğin, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, önceki ay İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda, “Dünya ekonomisine yönelik en büyük tehdit, yüksek kaliteli çiplerin yüzde 97’sinin Tayvan’da üretilmesidir” demiş, sonra da eklemişti:
“Eğer o ada abluka altına alınırsa, o kapasite yok edilirse, bu ekonomik bir kıyamet olur.”
Bu baskılar ve uyarılar sektörün yavaştan da olsa hareketlenmesine neden oldu. Ama asıl sorun, şirketlerin yapacakları değişimin bir fark yaratmasının yıllar alacak olması.
***
İletken Sanayi Birliği (SIA), 1977 yılında kurulan, merkezi Washington DC’de olan ve Amerika Birleşik Devletleri yarı iletken endüstrisini temsil eden bir ticaret birliği ve lobi grubu.
SIA, Tayvan konusunda çok uzun zamandır kafa yoruyor. ABD’nin en büyük çip şirketlerini de içeren üyeleri için 2022 yılında hazırlanan gizli bir raporda, Tayvan’dan çip tedarikinin kesilmesinin Büyük Depresyon’dan bu yana en büyük ekonomik krize yol açacağı belirtildi.
Rapora göre ABD ekonomisinin çıktısı %11 oranında düşecek, bu da 2008 krizindeki düşüşün iki katı olacak.
Bu çöküş Çin için daha da şiddetli olacak ve %16’lık bir düşüş yaşanacak.
Böyle bir dehşet senaryosunda ABD’nin en büyük teknoloji şirketleri, işlerinin aksamadan ancak birkaç ay boyunca faaliyet gösterebilecek kadar yarı iletken stokuna sahip.
***
İletken Sanayi Birliği’nin yazdığı rapor, Washington’u Tayvan konusundaki dış politikasını da yeniden gözden geçirmek zorunda bıraktı.
Amerika’nın politik duruşu, adanın jeopolitik konumunu göze alan ve Çin’i çevrelemeyi öngören bir plana dayanıyordu. Bu, Tayvan için iyi, Amerika Birleşik Devletleri için ise riskli, dengesiz bir düzenleme olarak görülüyordu.
Ancak şimdi, özellikle Tayvan’da üretilen çipler kullanılarak geliştirilen yapay zekanın ABD borsasını yönlendirdiği ve ekonomik büyümeyi desteklediği bir dönemde, Tayvan’ın Amerikan ekonomisinin hayatta kalması için kritik öneme sahip olduğu görüşü her zamankinden daha fazla kabul görür hale geldi.
***
Başkan Biden’ın ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan, ABD’nin yarı iletkenler konusunda Tayvan’a bağımlılığını Amerika’nın en büyük zaaflarından biri olarak değerlendirmişti.
Sektörün bu riski fark etmesini ve ABD’de üretim tesislerinin kurulmasını desteklemesini istemişti.
Biden ayrıca, yurt içinde yarı iletken fabrikaları kurulması için 50 milyar dolarlık devlet desteği sağlamayı da hedefledi.
Trump yönetimi de riskin farkında.
Trump, teknoloji şirketlerini ABD fabrikalarından daha fazla çip satın almaya zorlamak için sürekli olarak yarı iletkenlere uygulanan gümrük vergilerini artırma tehdidinde bulundu.
***
Ama bu baskı ters tepti.
Örneğin, dünyanın en değerli şirketi olan Nvidia, dünyanın en büyük çip üreticisi olan Tayvanlı şirket TSMC’nin Arizona’da inşa ettiği yeni fabrikalarından çip satın almamaya karar verdi.
New York Times’a göre bu karar, çözülmesi imkansız bir sorunu ortaya koyuyordu:
Şirketler, yeni kurulan bu tesislerde üretilen çipleri satın almayı kabul etmedikçe Amerika Birleşik Devletleri’nde çip fabrikalarının yenileri kurulamayacaktı.
Yeni fabrikalar kurulmadıkça da Amerika’da üretilen çipler daha pahalıya mal olacaktı. Bu nedenle de şirketler, Amerika’daki şirketlerden çip almayacaktı.
Tam bir kısır döngüydü bu.
ABD yönetimi, bu kısır döndüğüyü kırmak için şirketleri ikna edemiyordu.
***
Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, “Ulusal ve ekonomik güvenliğimiz için kritik öneme sahip imalatın ülke içine getirilmesi Başkan Trump’ın en önemli önceliklerinden biridir ve Trump yönetimi bunu gerçekleştirmek için incelikli ve çok yönlü bir politika yaklaşımı uygulamaktadır” dedi.
Ama bu politikalar sorunu çözmeye yetmiyor.
Küresel Çip Endüstrisi Birliği SEMI’ye göre, ABD 2030 yılına kadar yarı iletken tesislerine 200 milyar dolar harcamayı planlıyor… Bu miktar, çip üretim kapasitesini yüzde 50 artırmaya yetecek bir miktar.
Ancak Tayvan’ın, Çin’in ve diğer ülkelerin de yarı iletken fabrikalarına milyarlarca dolar yatırım yapmasıyla, ABD 2030 yılında dünya yarı iletken üretiminin yalnızca yüzde 10’unu üretecek… Bu oran, hükümetin değişim çağrılarını artırdığı 2020 yılındakiyle neredeyse aynı.
***
Geçmişle geleceğin içiciye geçtiği bir dönem bu.
Bir yandan petrol hayati öneme sahip… Birçok yorumcuya göre ABD, Çin’in petrol ithalatını engellemek için Venezuela’ya ve İran’a müdahale etti.
Bir yandan da oluşmakta olan yeni çağda üretimin bel kemiğini “çipler” oluşturacak. Henüz çok belirgin olmayan bir çatışma da çip rekabetinde ortaya çıkıyor.
Bu nedenle “Çin Tayvan’ı işgal ederse dünyanın hali nice olur” sorusu önem kazanmış vaziyette. ABD basını bu soruyu ateşli bir şekilde tartışma gündemine almış bulunuyor.
Bugünü gözlemleyip analiz ederken, geleceği şekillendiren gelişmeleri de izlemek gerekiyor.
Gelecekte kendine yer bulmak isteyen her toplum bunu yapmak zorunda herhalde.
Bugünü olduğu kadar yarını kazanmak da önemli çünkü.

