Unutulan Soykırım Yunanlıların Çamerya Arnavutları Katliamı

82 yıl önce, 27 Haziran 1944 de Yunanistan tarafından, Arnavutluk’un güney toprakları ve Yunanistan’ın Kuzey batı kesiminde binlerce yıldır yaşamakta olan Çameryalı Arnavutlara yönelik bir soykırım gerçekleşti.

Balkanlar Avrupa’nın geçiş noktasında çok uluslu ve dinli yapısı ile Osmanlı dan günümüze hep sorunların yaşandığı bir bölge olmuştur.

Bu sorunlardan biri Arnavutluk ve Yunanistan arasında yaşanan kuzey Epir sorunu olarak da bilinen Çamerya bölgesindeki Müslüman Arnavutların 20.yüzyılda yaşadığı soykırım olayıdır.

Çamerya, Yunanistan’ın kuzeybatısında yer alan yaklaşık olarak 10.000 kilometrekare yüzölçümüne sahip olan bir bölgedir.

Literatürde Çamerya, Güney Epir olarak da bilinir, burada yaşayanlara da Epirli denir. Arnavutların çoğunlukta yaşadığı toprakların en güneyini oluşturur. 1913 Londra Büyükelçiler Konferansı’nın kararları ile Yunan devleti yönetimi altında etnik bir azınlık kabul edilerek Arnavutluk’tan koparılmış ve Yunanistan egemenliğine verilmiştir.

Arnavutluk’un güneyinden başlayan Çamerya bölgesi, halen Yunanistan toprakları içerisinde kalan Yanya’dan Preveze’ye kadarki bölgeyi kapsıyor. Yanya vilayetine bağlı bu bölgede yaşayan Arnavutlar, 1913 yılına kadar Osmanlı vatandaşıydı.

Balkan Savaşı sonunda 1913’te yapılan Londra konferansı ile yalnızca Kosova Arnavutluk ve Batı Makedonya Sırbistan’a verilmekle kalmamış, Çamerya da Yunanistan’a verilmiştir . 

1908 Osmanlı sayımına göre Çamerya’nın nüfusu 83 bin kişiydi. Bunların yüzde 92’si Arnavutlardan oluşuyordu, geriye kalanı ise Yunanlılardan, Ulahlardan ve Romanlardan oluşmaktaydı. 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcında Çam Arnavutlarının yüzde 50’si Müslüman, yüzde 50’si Ortodoks dinine mensuptu.

Çamerya Arnavutları’na Yunanların, 2. Dünya Savaşı’nda 27 Haziran 1944 ile Mart 1945 tarihleri arasında uyguladıkları soykırıma varan katliamları, bu gün Balkanlarda yaşayan Arnavutlar unutmuyor.

Peki Çamerya’da neler yaşandı?

Yunan General Napoleon Zervas komutasındaki kuvvetler, İkinci Dünya Savaşı sırasında, Çamerya Arnavutlarına yönelik bir katliam gerçekleştirdi.

27 Haziran 1944’ten Mart 1945’e kadar süren etnik temizlik harekatı sırasında 2 bin 900 erkek, 214 kadın ve 96 çocuk öldürüldü.745 kadına tecavüz edildi, 68 köyden 5 bin 800 ev yakıldı.

Ayrıca Arnavut kaynaklarına göre 2 bin 500 Müslüman Çam mültecisi Arnavutluk’a göç ederken açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti.

Yunanistan soykırıma tabi tuttuğu Çameryalıların mallarına el koymuş camilerini kapatmış geçmişi hatırlatacak her türlü izi silmeye çalışmış , geride kalan çok az sayıda Çamerya Arnavut’unu ise büyük ölçüde asimile etmiştir.

Ortodoks inançlı Arnavut halkın kimliklerini koruma çabaları da şiddet kullanmak suretiyle bastırılmış. Anadilleri olan Arnavutçanın toplum içinde konuşulması yasaklanmıştı.

Çam Arnavutların raporlarına göre Türkiye ye sürülenlerin sayıları 35.000 civarındadır.

İkinci Dünya savaşından sonra Yunan hükümeti İtalya ile birlikte hareket ederek 150 000 Arnavut’u sürmüştür.

Topluluk üyeleri Arnavutluk’a yerleştikten sonra, Enver Hoca iktidarındaki Arnavutluk Emek Partisi , onlara karşı çok güvensiz bir tavır sergilemiş, tutuklamalar ve sürgünler ile karşılaşmışlardır.

Çam Arnavutları “gericiler”, “Yunanların katilleri” ve “işgal güçlerinin işbirlikçileri” olarak etiketlendiler ve Mihver güçleriyle işbirliği yaptıkları anti-komünist faaliyetlerde bulundukları için Arnavutluk içinde belirli bir derecede zulüm gördüler.

Arnavutluk’un, çok partili sisteme geçmesiyle, Ocak 1991 yılında “Çamerya Yurtsever Siyasi Derneği”kurulur, bu dernek vasıtasıyla dünyanın önemli uluslararası kurumlarıyla ilişkiler kurarak haklarını elde etmek için mücadele ediyorlar.

Çameryalı ve Balkanlarda yaşayan Arnavutlar 1944’te yaşananların soykırım olarak tanınmasını, mülkiyet haklarının teslim edilmesini Yunan vatandaşlığının iade edilmesini,
1944- yılında kovuldukları kendi topraklarına (Çamerya) geri dönmeyi umut ediyor.

Uluslararası kurumlara gönderdikleri taleplerde Yunanistan’dan sadece azınlıklara tanınan hakların kendilerine de tanınmasını istemektedirler.

Bugün Yunanistan’da 400 bin Arnavut, Kültürel baskı altında sadece sembolik olarak yaşamaya devam ediyor. Tüm yaşananlara karşın, Yunan yetkilileri: “Bizim için Çam sorunu diye bir sorun yoktur, bu sorun 1944 yılında kapanmıştır.” cevabını vermektedirler.

Oysa 20-26 Ocak 1995’deki, Lahey’de Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Örgütü 4. Genel Kurulu’nda; “Çamerya halkına; vatanlarına dönme müsaadesi verilmesi ve vatandaşlık haklarının iade edilmesi, mülklerini geri alma hakkı verilmesi, uluslararası anlaşmalardan doğan haklarının tanınması, Yunanistan’ın; Çamerya sorununu kabul etmesi, haklar ve çözümler için ciddi adımlar atması” yönünde kararlar alındı.
Balkanlarda yaşayan Arnavutlar 1999 yılında Kosova savaşı sürecinde Arnavut halkına karşı en büyük şer üçgeninin Rus-Sırp-Yunan Slav Ortodoks işbirliği ve ittifakının olduğunun inanıyorlar. Çamerya Katliamı, 82. Yıl dönümü Arnavutluk Meclisi tarafından 1994 yılında alınan kararla, 27 Haziran resmi olarak “Yunan Şovenistler Tarafından Çamerya Arnavutlarına Karşı Soykırım Günü” ilan edilmiştir.

Hatıraları ve hüzün dolu tarihleri ile Çamerya Katliamını ve tüm soykırımlara uğrayanları, rahmet ile anıyoruz.

Osman Atalay
Osman Atalay
Aslen Elazığlı olan araştırmacı-yazar, 1963’te İstanbul'da doğdu. İHH İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti üyesi olan Atalay, dünyanın 50 ülkesinde insani yardım temelli kuraklık, savaş, doğal afet, sağlık, eğitim ve kültür projelerinde görev aldı. UMHD Uluslararası Mülteci Hakları Derneği’nin kurucu üyeleri arasında yer alıyor. Araştırmalarına İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) bünyesinde devam ediyor. Balkanlar, Ortadoğu Afrika, Asya ve Latin Amerika’da göç, yoksulluk, açlık, savaş, mülteci sorunları ve uyuşturucu madde bağımlılığı konuları ile ilgili saha araştırmaları yapıyor. 2018 yılında Türkiye’nin 42 şehrinde Madde ve Bağımlılık konusu ile ilgili gerçekleştirdiği araştırma ve söyleşi programlarına 2026 Mayıs ayında tekrar başladı. “Bağımlılıklarla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü “başlıklı iki saha raporu bulunmaktadır.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar