Siyaset bilimi kitaplarında farklı tanımları olsa da, Antik Yunancadaki demos (halk) ve kratos (yönetim) kelimelerinin birleştirilmesinden türetilen “demokrasi” sözcüğü en yaygın tanımıyla” halkın kendi kendini idare etmesi” anlamına gelir. Demokrasinin tarihte ilk kez nerede görüldüğü konusunda da farklı görüşlere rastlamak mümkün. Etimolojik köken itibarıyla antik Yunancadan kaynaklanması nedeniyle Yunanlılar demokrasinin beşiği olarak kendi ülkelerini öne çıkarırlar. Bugünkü anlamıyla demokrasinin varlığı ise 1215 yılındaki ilk anayasa sayılan “Magna Carta” ile İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Amerikalılar, bu yarışta kendilerinin de var olduğunu göstermek için, 250 yıllık tarihleriyle demokrasinin beşiği diyemediklerinden, demokrasinin işaret ışığı (beacon of democracy) diye bir kavram icat ettiler. Bir ara Vaşington’da “demokrasi zirveleri” düzenlediler. Ama Trump 2.0’dan bu yana Amerika’nın demokrasinin adını ağzına alacak hali kalmadı.
İngiltere’de neler oluyor?
Türkiye gırtlağına kadar Cumhuriyet Halk Partisindeki gelişmeleri tartışmaya ve NATO Zirvesi hazırlıklarına boğulmuşken İngiltere sessiz sedasız yeniden başbakan değişiyor.22 Haziran’da Başbakanlık binasının (Downing st.10) önünde kameraların karşısına geçen İngiltere Başbakanı ve İktidardaki İşçi Partisinin lideri Keir Starmer, Parti içinde kendisinin partiyi bir sonraki genel seçimlere taşıyacak en uygun isim olup olmadığının sorgulandığını, vaktinin dolduğunu anladığını, bu sabah görüştüğü Kral Charles’a istifasını sunduğunu belirtti. Starmer, yeni bir lider seçilene kadar görevinde kalmaya devam edeceğini, liderlik yarışı için başvuruların 9 Temmuz’da başlayacağını, halefine tam destek vereceğini ve normal bir devir teslim için elinden geleni yapacağını sözlerine ekledi. Belli ki Starmer, bu tarihi tespit ederken, 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesini dikkate almış, Ankara’ya “topal ördek” olarak gitmek istememiş.
Güven oylamasına, Parti içerisinde sivil bir darbeye gerek kalmadan Starmer’ın üç yıldır oturduğu başbakanlık koltuğunu terk etmesi, demokrasinin beşiği benzetmesinin en fazla İngiltere’ye yakıştığını gösteriyor. Londra Büyükelçiği’nde görev yaptığım dönemde, 1990 yılında “demir hanımefendi” lakabı ile tanınan Margaret Thatcher’ın partinin ağırlıklı isimlerinden Dışişleri Bakanı Sir Geoffrey Howe’un Parlamentoda kendisini ağır sözlerle itham eden konuşmasını takiben istifa ettiğine tanık olmuştum.
İngiltere sık sık Başbakan değiştirmeye başladı
İngiltere uluslararası alanda siyasi istikrarı ve teamüllere bağlılığı ile bilinir.1721 yılında Dünya’da ilk kez Başbakanlık uygulamasını başlatan İngiltere, o günden bu yana 58 başbakan değiştirmiş. Aslında İngiltere sanıldığı kadar sıklıkla başbakanların değiştiği bir ülke değil. İlk Başbakan Robert Walpole 20 yıl Lord Salisbury 13 yıl, William Gladstone 12 yıl, Margareth Thatcher 11 yıl, Tony Blair ise 10 yıl başbakanlık yapmış. Ancak son yıllarda İngiltere’ye başbakan dayanmıyor. Son 10 yılda 7,son 5 yılda da 5 başbakan değişikliği yaşandı. Bu süre içerisinde Starmer’ın seleflerinden Liz Truss 43 günlük iktidarı ile İngiltere tarihinin en kısa ömürlü Başbakanı oldu.
Starmer’in istifası ve BREXİT
Tarihin cilvesine bakın ki Starmer’ın istifası da tam da İngiltere’yi Avrupa Birliği’nden çıkaran BREXİT referandumunun 10.yıldönümüne rastladı.10 yıl önce 23 Haziran 2016 tarihinde İngiliz halkının ,%48.1’i AB’de kalma,%51.9’u ise ayrılma yönünde oy kullandı. Ancak bugün gelinen noktada BREXİT derde derman olmadı. İngiltere’ye gelen dış yatırımlar azalırken, işsizlik arttı. İngilizler Yurt dışına çıktıklarında havaalanlarında pasaport kuyruklarına girmeye başladılar. Artık BREXİT’in doğru karar olup olmadığı tartışılıyor.10 yılda 7 başbakan değişikliğinin gerisinde BREXİT’in sonuçlarının halk arasında doğurduğu hoşnutsuzluğun da payı olduğu söylenebilir.
İşçi Partisinin geçtiğimiz Mayıs ayında düzenlenen mahalli seçimlerde uğradığı tarihinin en ağır yenilgisi Starmer’ın istifasında bardağı taşıran son damla oldu. Makerfield’deki ara seçimleri kazanarak milletvekili seçilen Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ın seçim zaferi aşırı sağın yükselişini durdurabilmek için daha iyi bir Parti Lideri olacağı algısını pekiştirdi.
Yeni Başbakan kim olacak?
İngiltere’deki mevcut siyasi sistem, Başbakanın istifası halinde erken seçimlere gidilmesini zorunlu kılmıyor. İktidar Partisinin yeni seçilecek lideri otomatik olarak başbakanlığı da üstleniyor. Parti Liderliğine aday olmak için Parlamentodaki Grubun beşte birinin desteğini alması gerekiyor. Son tahlilde de yeni lider partiye kayıtlı üyelerin oylarıyla seçiliyor. İkinci bir aday çıkmaması halinde oylamaya gerek kalmıyor. Şimdiden 200’ün üzerinde milletvekilinin oyunu cebine koyan Burnham’ın başbakanlığına kesin gözüyle bakılıyor.
Manchester’da başarılı bir belediye başkanlığı sergileyen müstakbel Burnham’ı bu kere daha zorlu bir sınav bekliyor. Bir yandan perişanları oynayan ulusal sağlık sistemi ve yeni savunma projeleri için kaynak bulmaya uğraşırken, bir yandan da İşçi Partisinin fabrika ayarlarına dönmesini sağlamaya çalışacak. Anketlerde “ Reform UK Partisinin gerisine düşen İşçi Partisini seçimlerde yeniden birinci Parti yapabilecek mi? Bekleyip göreceğiz. Ama Burnham’ın işi hayli zor.

