Vicdanın Enerjisi

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in Trump’a isyanı “küresel vicdanın” haykırışı olarak kabul edildi.

Dünya egemenliği için yaşanılan çatışmaların enerji kaynakları üstünden kıran kırana sürdüğü bu alevli ve ateşli günlerde “başkaldıran” İspanya’nın enerji kaynaklarına dönüp bakmak pek akla gelmedi.

İspanya son beş yılda yenilenebilir enerji kapasitesini ikiye katladı… Bununla kalmadı elektrik fiyatındaki fosil yakıtların etkisini yüzde 75 oranında azalttı.

İspanya’nın enerji dönüşümü henüz tamamlanmaktan uzak olsa da küresel enerji kaosu arasında vicdanın sesi olabilecek kadar önemli bir yol aldığını kabul etmek gerek.

***

İspanya epey yol almış olsa da dünyanın enerji kullanımındaki dönüşümler zaman alıyor.

Örneğin “yeşil dönüşümü” elli yıldan fazladır konuşuyoruz.

Başlangıcını 1973-74’lerdeki petrol krizine kadar geriye götürebiliriz.

Arada neler oldu, neler… Jimmy Carter, Beyaz Saray çatısına güneş panelleri taktı… Fransa tamamen nükleer enerjiye yönelme kararı verdi.

Gene de dünyanın yenilenebilir enerjinin insanlığın geleceğini belirleyebileceğine gerçekten inanmaya başlaması, ancak 2015’te Paris Anlaşması’nın imzalanmasından sonraki on yılda gerçekleşti.

2015 ile 2020 yılları arasında fosil yakıtlara yapılan küresel yatırım üçte birden fazla azaldı ve temiz enerji yatırımları o zamandan beri neredeyse iki katına çıktı.

Güneş panellerinin fiyatı da son 50 yılda yüzde 99 düştü.

Ama tüm bu ilerlemeye rağmen enerjimizin büyük bir kısmını hâlâ fosil yakıtları tüketen eski sistemlerden elde ediyoruz.

***

Son zamanlarda çevre sosyologu Emile Grubert’in Batı basınında popülerleşen deyimiyle “geçişin ortası”ndayız…

Şöyle de diyebiliriz: 21. yüzyıl menzil-i maksuda erişmenin tam ortasında.

Aslında bulunduğumuz durumu en çarpıcı ve şairane biçimde Antonio Gramsci söylemişti:

“Eski dünya ölüyor ve yeni dünya doğmak için mücadele ediyor, şimdi canavarlar zamanı.”

***

“Geçişin ortası” tespiti boşuna değil… Çok az ülkenin henüz doğru düzgün uyum sağlamaya başladığı bir yeni süreç bu.

Bir yandan “yeşil enerji“ konuşuyoruz, ücretsiz ve bol enerjinin dünyayı yeniden cennet haline getireceği umudunu yaşıyoruz… Diğer yandan kimi ülkeler hala çok ağır su sorunları yaşıyor.

Örneğin, bu hafta sonu cehennem ateşi altına alınmış olan İran… İran’da altı yıldır süren kuraklık, yaşananlar yetmezmiş gibi ülkeyi “su iflası”nın eşiğine getirdi.

Son savaş öncesi düzenli su kesintileri, “su, elektrik, yaşam” talebiyle sokak protestolarını adeta sıradanlaştırmıştı. Tabii bu protestolara uygulanan acımasız baskı ve şiddeti de…

Düşünün ki onca susuzluktan sonra ancak Aralık ayında Tahran’ın güneyindeki musluklardan su akmaya başladı.

Tuzdan arındırma olmasa Körfez ülkelerin birçoğunda da susuzluk en temel sorun.

Tuzdan arındırma, giderek daha yaşanmaz ve acımasız hale gelen bir coğrafyada mucizevi bir can simidi haline geldi.

Körfez’in bazı bölgeleri içme suyunun yüzde 90’ını tuzdan arındırma tesislerinden karşılıyor.

Son birkaç yıldır, küresel yeşil enerji patlaması, bu tür ücretsiz ve bol enerjinin, su kıtlığı çeken bölgeleri vahalar haline getireceği hayalini besledi.

Biri İran diğeri Bahreyn’de iki tuzdan arındırma tesisinin vurulması Körfez ülkelerinin belki de savaştan daha fazla kabusu oldu.

“Geçiş sürecinin ortası” tam da bu işte.

***

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve COVID’in tedarik zincirinde yarattığı aksamalarla birlikte İran’daki savaş, son birkaç yılda yaşanan üçüncü büyük enerji şokunu işaret ediyor.

Uluslararası Enerji Ajansı başkanı Dr. Fatih Birol’un İran’daki savaşı “tarihteki en büyük küresel enerji güvenliği tehdidi” olarak nitelendirmesinin dünyada yankısı çok büyük oldu.

Dünyanın sıvılaştırılmış doğal gazının beşte biri, yaklaşık petrolünün beşte biriyle birlikte Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor ve ablukanın doğrudan maliyetleri dünyanın diken üstünde oturmasına yol açıyor.

Bu krizin toplumsal etkileri çok derin ve çok yönlü:

1-Asya’nın büyük bir bölümünde ve Afrika’nın bazı bölgelerinde yakıt kıtlığı ve elektrik kesintileri kapıda.

2-Açık çatışmalar sona erse bile, enerji enflasyonunun gücüyle dünyanın resesyona sürüklenme ihtimali yüksek.

3-Yarı iletkenler için girdiler de dahil olmak üzere her şeyin daha yüksek maliyetleri, Amerikan ekonomisini ayakta tutan yapay zeka süreci için de ciddi bir tehdite dönüşebilir.

4-Ukrayna işgalinin ardından yaşanan gıda krizini bile aratacak bir gıda krizi ufukta görünüyor.

En ciddi risklerden bir diğeri ise savaşın sadece gıda fiyatlarını değil, aynı zamanda ekim mevsiminin arifesinde fosil yakıtların bir ürünü olan gübrenin küresel akışını da sekteye uğratması.

***

Ne yaşıyoruz peki, niye yaşıyoruz bunları?

Son savaş dahil son zamanlardaki sert çalkalanmalar enerji kaynağındaki değişim sancılarının yansıması büyük bir ihtimalle… Bir yanda fosil yakıt krizi ve diğer yanda son on yıldaki enerji geçişinin getirdiği doğal zorluklar.

Yenilenebilir enerji, tarihteki herhangi bir yeni enerji kaynağından daha hızlı büyüdü ve neredeyse tüm beklentileri aştı. Bu yanıyla yeşil enerji başdöndürücü, coşkulu bir başarı oldu.

Ancak petrol, gaz ve kömüre dayalı eski paradigmanın sonu hala onlarca yıl uzakta olduğundan, bu geçişin ortasındayız.

NewYork Times’in isabetle belirttiği gibi “eski enerji düzeni alt üst olurken, yeni düzen henüz tam olarak yerleşmeden önce yeni bir kaynak çatışması çağı ortaya çıkıyor.”

***

Sanayi Devrimi değerlendirilirken “geçişin ortası” olarak 1750’ler kerteriz alınmıştı… Yaşadıklarımız acaba 1750 döneminin üst düzey bir tekrarı mı?

Geçişin ortası, karşı kıyıya çıkıncaya kadar zahmetli, acılı, kanlı ve göz yaşlarıyla dolu gözüküyor.

Yaşadıklarımıza, olup bitene bir adım geri çekilerek “geçişin ortası” diye bakmak, fiili durumların ağırlığını azaltmıyor ama beyne nisbi bir ferahlık veriyor…

Nisbi ferahlık dediğim, ilerisinin daha iyi olacağı umudu.

Mehmet Altan
Mehmet Altan
Mehmet Altan (d.1953) gazeteci, yazar ve akademisyen. İlk, orta ve yüksek öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yükseköğrenimi sırasında özel sektörde ve Türk Haberler Ajansında görev yaptı. 1979 yılında doktora yapmak için Fransa’ya gitti. Paris I. Pantheon Sorbonne Üniversitesinde, Türkiye-IMF ilişkilerini inceleyen çalışmasıyla 1980 yılında uzman, Türkiye’nin ABD ve SSCB ile ilişkilerini inceleyen teziyle de iktisat doktoru oldu. Doktora eğitimi sırasında çeşitli gazetelerde çalıştı, Cumhuriyet Gazetesinin Paris muhabiri olarak görev yaptı. 1984 yılında Türkiye’ye dönen Altan’ın 1985 yılında, Paris’teyken yazdığı denemeleri Kanatlı Karınca adlı kitapta topladı. Akademi Kitabevi Deneme Ödülünü alan bu kitaptan sonra, tezini kitaplaştırarak Süperler ve Türkiye Türkiye'de Amerikan ve Sovyet Yatırımları adıyla yayınlandı. Altan'ın, Türkiye’deki devlet kavramını irdelemeyi amaçladığı Marks’tan Sevgilerle adlı kitabının yanında, askeri darbelerin ekonomik nedenlerini incelediği Darbelerin Ekonomisi ve Türkiye’den yeryüzüne bakmaya çalıştığı edebi yazılarını içeren Matadorun Ölümü adlı kitapları da bulunmaktadır.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

Çarşıda Dizel, Pazarda Helyum

BBC’ye bakarken haberlerin ilk sırasında dizel fiyatlarını gördüm. Dizel ne, bizim mazot… Ardından da New York Times’da “Dizel, tüketiciler için...

2026 Yılını İran Mı Yoksa Çin Mi Belirleyecek?

Bugün Ortadoğu’daki savaşın 26. günü… Şimdilik somut olan, insanların ölmeye devam ettiği, kentlerin harap olduğu, petrol fiyatlarının yükseldiği… Bir de...

1973 Krizi ve Hürmüz Boğazı

Bugün Ortadoğu’daki savaşın 17. günü. Cumartesi günü ABD, İran’ın Hark adasındaki askeri tesisleri yerle bir etti ama petrol tesislerine...

Çin De Tayvan’ı İşgal Ederse…

Amerika’daki tartışmalarını izliyorsanız, tek konunun Ortadoğu ve petrol olmadığını görüyorsunuz. ABD yönetimi için “yarı iletkenler”in üretimi, Tayvan ve Çin...

İran Petrolü Norveç’te Olsaydı…

Önce ABD ve İsrail’in saldırısına hedef olan İran’a bakalım. İran’da da önce ekonomiye bakalım. Dünya Bankası’na göre İran, petrole aşırı...

İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı

“İnsanlık Tarihinin En Büyük Altyapı Yatırımı” lafını kim söylüyor? Jensen Huang… Jensen Huang kim? 63 yaşında Amerikalı iş insanı, elektrik mühendisi,...

Vietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu?

Ekopolitik Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Arıtürk ve Genel Sekreter Bilgehan Uçak, Ekopolitik’i bir yandan da adeta...

Kleptokrasi- “Hırsız Yönetim”

Anne Applebaum, 62 yaşında Amerikalı bir gazeteci ve tarihçi. Birçok kitabın da yazarı. Geçen yıl yayınlanan “Otokrasiler” adlı son...

Dünya Nüfusunun Dörtte Biri…

Bir iki hafta önce Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği’nin 25 yıllık müzakerelerin ardından tarihi bir...

Verimlilik ve Siyaset

2024 yılında, Avrupa’nın rekabet gücü üzerine hazırlanan Draghi raporu, ABD'den daha yavaş büyüyen, inovasyona, dijital teknolojiye ve enerji...

Latin Amerika’da Hamle…

Ne kadar duyuldu bilmiyorum ama geçen hafta… Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği, 25 yıllık müzakerelerin...

En Sert Kürek Çeken…

Maduro’nun başına gelenlerin hemen ertesinde İran ile yatıp kalkar olduk. Artık kimse “sıra İran’da mı?” diye sormuyor çünkü herkes...

Bir Yanım Venezuela Bir Yanım Silikon Vadisi

Kendi ülkesinde hukuku nişan tahtasına döndürmüş, halkını sefilleştirmiş bir zorba gece yarısı yabancı askerler tarafından derdest edilip yargılanmak...

“Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” mü?

Le Monde Gazetesi geçen hafta “Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” başlıklı beş gün süren çok çarpıcı bir yazı dizisi...

100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu?

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak...

Dünya Çip Etrafında Dönüyor

ABD’nin yıllık üretiminin parasal değeri 29.2 trilyon dolar… 112 trilyon dolarlık toplam dünya üretiminin üçte birine yakın. Çin’in toplam...

Küresel Ticaret Trump’a Direniyor…

2025 yılı da bizi terk etmeye hazırlanıyor. Bu yılın bitmesiyle birlikte 21. yüzyılın ilk çeyreği de geride kalmış...

Büyü ve Büyüme

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 3. Çeyrek Büyüme rakamlarını açıkladı. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan...

Yeni Çağı Anlama Kılavuzu

Ekopolitik'e yazdığım “Köpük Mü, Balon Mu, Çağ Gerçeği mi?” başlıklı son yazımdan sonra yeni gelişmelere şahit olduk. Yatırımcıların bazı teknoloji...

Köpük Mü, Balon Mu, Çağ Gerçeği Mi?

Bir önceki “Yeni ekonomi-Eski ekonomi” başlıklı yazıyı şöyle bitirmiştim: “Çağ derinden değişiyor ve sosyal bilim olan ekonomiyi de yeniden...

Eski Ekonomi – Yeni Ekonomi

Öncelikle yaşarken tanık olduğumuz tarihsel bir gelişmenin altını çizmemiz gerekiyor. Teknolojik inovasyon için “olmazsa olmaz” çipleri üreten Kaliforniya merkezli Nvidia...