Türkiye İçin Üç Yol: Ayakta Kalmak mı, Sıçramak mı?
Geçen hafta yazımızı şu cümleyle bitirmiştik:
Yanlış pozisyon felaket, doğru pozisyon sıçrama getirir.
Para savaşları resmen başladı mı? Dolar sonrası sistem mümkün mü? Türkiye bu kaosta nasıl “oyuncu” olur?
Çünkü artık mesele kimin büyüdüğü değil,
kimin ayakta kaldığıdır.
Bugün tam da bu sorunun pratik karşılığını konuşacağız.
Küresel borç düzeni sarsılırken devletler artık klasik ekonomi politikalarıyla değil, stratejik konum tercihleriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Para savaşları yalnızca kur rekabeti değil; üretim zincirleri, enerji akışları ve finansal güven alanları üzerinden yürüyen yeni bir güç mücadelesine dönüşüyor.
Bu yeni dönemde Türkiye için mesele tek bir büyük hamle yapmak değil; doğru omurgayı kurarak farklı stratejik hatları aynı anda yönetebilmek.
Aşağıda paylaşacağım üç yol haritası birbirinin alternatifi değil. Ancak hangisinin ana omurga olacağı, bana göre Türkiye’nin önümüzdeki on yılını belirleyecek.
TÜRKİYE İÇİN 3 NET STRATEJİK YOL HARİTASI
(Küresel Borç Düzeni Çatırdarken Dönemi)
YOL HARİTASI-1
“Fay Hattında Denge Oyuncusu” olmak.
Bu en gerçekçi ve ne uygulanabilir modeldir, bana göre.
Stratejik Mantık:
Dünya yeniden bloklaşırken Türkiye’nin gücü bir tarafa yaslanmakta değil, vazgeçilmez ara ülke olabilmesinde yatıyor. Ne Çin’e eklemlenen ne de ABD’ye bağımlı hale gelen; her iki sistemle de çalışabilen bir denge oyuncusu…
Somut Adımlar:
1. Para ve Finans
• Swap ilişkileri tek merkeze bağlı olmaz; Çin, Körfez, Rusya ve AB ile çoklu yapı kurulur.
• Rezervlerde dolar ağırlığı kademeli azaltılır; altın, euro ve emtia çeşitliliği artırılır.
• Kamu borçlanmasında uzun vadeli TL enstrümanları öne çıkar.
• Döviz borcu yalnızca döviz kazanan stratejik sektörlerle eşleştirilir.
2. Ticaret
• Çin-AB-Ortadoğu hattında ara mal ve yarı mamul üretim merkezi olunur.
• Rekabet ucuz işçilikten değil hız, lojistik avantaj ve esneklikten gelir.
3. Jeopolitik
• NATO içinde kalınır; ancak Asya ile ekonomik temas genişletilir.
• Enerji geçiş koridoru değil, enerji merkezi hedeflenir.
Kazanç: Krizden yara alarak ama güç kaybetmeden çıkmak; kontrolsüz sermaye kaçışı yerine seçici sermaye girişi.
Risk: Kararsızlık algısı ve iç politik sabırsızlık.
YOL HARİTASI-2
“Üretim ve Borç Kalkanı” olmak.
Bu zor ama başarıldığında sıçratıcı bir seçenek olur.
Stratejik Mantık:
Küresel borç çağında ayakta kalmanın yolu borcu daha iyi çevirmek değil, borca olan ihtiyacı azaltmaktır.
Başka bir ifadeyle: Finansal dayanıklılık üretim kapasitesinden doğar.
Somut Adımlar:
1. Finansal Reset
• Kamu–özel toplam borç haritası çıkarılır.
• Stratejik sektörler dışındaki döviz borçları yeniden yapılandırılır.
• Tartışma faiz seviyesinden verimlilik temelli kredi tahsisine kaydırılır.
2. Sanayi
Beş odak alan:
• Savunma
• Enerji ekipmanları
• Gıda ve tarım teknolojileri
• Kimya ve ara mallar
• Lojistik ve depolama
Teşvik yaygın değil, seçici kümelenme modeliyle uygulanır.
3. Tarım ve Gıda
Gıda artık yeni stratejik rezervdir.
Amaç yalnız ihracat değil; stok güvenliği, fiyat istikrarı ve ekonomik dayanıklılıktır.
Kazanç: Dış şoklara karşı gerçek ekonomik kalkan ve TL için yapısal güven zemini.
Risk: Kısa vadede büyümenin yavaşlaması ve sabır gerektiren dönüşüm süreci.
YOL HARİTASI-3
“Kaosu Fırsata Çeviren Bölgesel Güç”
(Yüksek risk-yüksek getiri)
Stratejik Mantık:
Küresel düzen yeniden kurulurken bekleyenler değil, alan açanlar kazanır.
Türkiye bölgesel merkez rolünü büyüterek ekonomik kaldıraç yaratabilir.
Somut Adımlar:
1. Finans
İstanbul’un bölgesel takas ve clearing merkezi haline gelmesi.
Körfez-Orta Asya-Balkan sermayesi için güvenli finansal liman oluşturulması.
2. Enerji
Gaz, elektrik ve yeşil enerji entegrasyonu.
Enerji ticaretinde kısmi TL bazlı kontratlara geçiş.
Türkiye’nin enerji fiyatlayan ülke konumuna yaklaşması.
3. Diplomasi
Ukrayna Orta-Doğu-Kafkaslar üçgeninde aktif arabuluculuk.
Diplomasinin savunma sanayi ve ticaretle entegre edilmesi.
Kazanç: Ekonomik sıçrama ve bölgesel liderlik.
Risk: Yanlış hamlede ağır maliyet; güçlü kurumsal kapasite zorunluluğu.
SONUÇ: HANGİSİ ANA HAT OLMALI?
Gerçekçi cevap net:
• Yol Haritası 1 ana omurgadır.
• Yol Haritası 2 sigortadır.
• Yol Haritası 3 ise seçici fırsat alanıdır.
Tek cümleyle:
Türkiye bu dönemde
ne kahraman olmalı ne de seyirci.
Akıllı bir denge oyuncusu olmalı.
Çünkü borç çağının sonunda kazananlar en hızlı büyüyenler değil,
en doğru konumlananlar olacaktır.
Bu yazı dizisi, küresel ekonominin likiditeyle ayakta duran bir düzenden, ekonomik gücün yeniden jeopolitik güçle birleştiği yeni döneme geçişini anlamaya yönelik bir okuma denemesidir.

