Esad Sonrası Suriye’de Mitleri Yıkmak

Rob Geist Pinfold*  

Çeviren: İslam Özkan

Özet  

Bu makale, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın düşüşüyle ilgili yaygın yanlış algıları sorgulamaktadır. Muhalefet yanlıları/rejim taraftarları gibi bir ikiliği ve basit ayrımı reddederek, Esad sonrası Suriye’deki aktörlerin ve çıkarların çeşitliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca makale, Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) sadece bir askeri zafer kazandığı algısını eleştirerek bunun aynı zamanda siyasi bir zafer olduğunu göstermekte, HTŞ tarafından sergilenen cihatçılıktan pragmatist bir örgüte dönüşümün ne derece gerçekçi olduğu değerlendirilmektedir. Daha sonra, İsrail’in Suriye’deki rolünün doğru anlaşılmadığı bir süreçte Rusya ve İran’ın Suriye’den ayrılacağı yönündeki herhangi bir iddianın gerçekçi olmadığı belirtilmiştir. Son olarak, uluslararası toplumun Suriye’de iyi seçenekleri olmadığı ve bu nedenle uzak durması gerektiği iddiası eleştirilerek yeni rejimle temkinli bir angajman önerilmektedir. Genel olarak analiz, Suriye’nin karmaşık güç dinamiklerini vurgulamakta ve çatışma sonrası yeniden yapılanma ve rehabilitasyon politikalarının oluşturulmasında aşırı basitleştirmelere karşı uyarıda bulunmaktadır.  

Giriş  

7 Ekim 2023 sonrası Ortadoğu’da yeni bir normal ortaya çıktıysa bu, ani gelişen politikaları ve algıları sorgulayan beklenmedik olayların normalleşmesidir. İlk olarak, Hamas’ın saldırıları, İsrail’in bu askeri grubu kontrol altına aldığı ve caydırdığı efsanesini sona erdirdi. Ardından, Gazze Şeridi’ndeki çarpıcı ölü sayısı, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin “dünyanın en ahlaki ordusu” olduğu iddiasını yerle bir etti. [1]

Ardından İran ve İsrail, bir değil iki kez doğrudan birbirlerine saldırarak on yıllardır süren “gölge savaşını” gün yüzüne çıkardı. Kim inanırdı ki, resmi sloganı “Amerika’ya ölüm” ve “Yahudilere lanet” içeren İran destekli Husiler, hayati nakliye koridorlarını terörize edebilir, küresel ekonomik sonuçlar doğurabilir ve Tel Aviv’i dronlar ve füzelerle hedef alabilirdi?[2] Böylece, Gazze ve çevresinde başlayan şiddet dolu yeni bir anormallik paradigması, bölge geneline yayıldı.  

2024 Aralık’ında bu yeni anormallik Suriye’ye ulaştı. 1971’den beri ülkeyi ailesiyle birlikte yöneten Beşşar Esad, artık güçsüz ve sürgünde. Bir zamanlar “Ya Esad kalır ya da ülkeyi yakarız” gibi ölümcül bir slogan atan rejim milisleri, aniden fikir değiştirerek toplu firar ettiler. Yorumcular, bu yazar dahil, Rusya ve İran’ın Esad’ın düşmesine asla izin vermeyeceğini, onun iktidarda kalmasının stratejik hedefleri için vazgeçilmez olduğunu iddia etmişti. [3] Ancak onlar da rejimin savaşçıları kadar hızlı bir şekilde pes etti.  

Esad’ın düşüşü kutlama nedeni olsa da, bu durum onu daha az şok edici kılmıyor. Ortadoğu’nun yeni anormalliğini şekillendiren olaylar dizisi gibi, bu durum da Suriye içindeki ve dışındaki insanları her şeyi sorgulamaya itti. Daha önce düşünülemez alternatifler -örneğin Esad sonrası Suriye’yi planlamak- yalnızca mümkün değil, aynı zamanda zorunlu hale geldi. Ancak imkânsız birden mümkün hale geldiğinde, komplo teorileri ve temelsiz açıklamaların sayısı artar. [4]Çatışmaya olan ilgi arttıkça, uzmanlar bu talebe yanıt verir ve kimin kiminle savaştığını, kimin ne istediğini basitleştirme yarışına girerler. [5]Politikacılar da basit analizler sunmuştur: Başkan seçilen Donald Trump, Türkiye’nin Suriye’yi “ele geçirdiğini” iddia ederken, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı, Suriye’nin yeni fiili lideri Ahmed Şara’yı “kuzu postuna bürünmüş kurt” olarak nitelendirdi. [6]  

Sorun şu ki, Esad sonrası Suriye basit değil. Ve her karmaşık mesele için açık, basit ve yanlış bir cevap vardır. [7] Suriye söz konusu olduğunda, tek bir basit ve yanlış cevap değil, pek çok yanlış cevap bulunmaktadır. Karmaşıklığı basitleştirmek yalnızca tembel bir analize yol açmaz; aynı zamanda kötü politikaları teşvik eder ve çatışma sonrası yeniden yapılanmayı zorlaştırır. [8] 

Örneğin, önceki çatışmalardan dersler çıkarmak isteyen pek çok yorumcu, doğal olarak Suriye’nin komşusu Irak’a bakmıştır. Ancak bu durum, politika yapımında dar görüşlülüğün doğasında var olan tehlikeyi göstermektedir. Şu aşırı derecede basitleştirilmiş (Suriye’ye) paralel argümanları düşünün: Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğu yönündeki asılsız iddialar; onun el-Kaide’yi vekil güç olarak kullandığı iddiası; işgal sonrası Irak’ı “Baas’tan arındırma” kararıyla ülkenin güvenlik güçlerinin ve kamu sektörü çalışanlarının çoğunun aniden işten çıkarılması. Suriye söz konusu olduğunda ise ilgili pek çok mitin neden bu kadar hatalı olduğunu belirlemek ve politikacıların inanarak bunları tekrarladığında nasıl zarar verebileceğini anlamak zorunludur.  

Bu makale, rejimin düşüşü ve Esad sonrası Suriye etrafında dillendirilen altı miti çürütmeye odaklanmaktadır. 

  1. İlk olarak, günümüz Suriye’sindeki muhtelif aktörlerin “isyancılar” olarak nitelendirilmesini reddeder ve bu gruplar arasındaki gerilimlerin ülkenin istikrarına yönelik birincil tehdit olduğunu göstermektedir. 
  2. Rejimi deviren HTŞ’nin askeri gücünün abartılmasına karşı uyarmaktadır. 
  3. Suriye’nin yeni yöneticilerini pragmatistler ya da İslamcılar olarak sınıflandırmayı reddetmekte; aslında aynı anda her ikisi de olduklarını belirtmektedir. 
  4. İran ve Rusya’nın Suriye’deki rollerinin sona ereceğine dair iyimser değerlendirmelere karşı çıkmakta; ardından İsrail’in eylemlerini açıklığa kavuşturarak Şam’ı ele geçirme gibi abartılı iddiaları çürütmektedir. 
  5. Son olarak, bu basitleştirmelerin her birini çürüterek, Batı’nın Suriye’de iyi seçenekleri olmadığı yönündeki daha zararlı bir miti eleştirmektedir. Bunun yerine, makale, sahadaki çok sayıda aktörle temkinli ve pragmatik bir angajmanı savunmaktadır.  

 İSYANCILAR REJİME KARŞI  

Haber ajansları, Suriye’yi hızla iki kampa ayırmıştır: isyancılar ve rejim. [9] Oysa günümüz Suriye’si, her biri farklı ve uyumsuz çıkarları temsil eden bir örgüt bolluğu yaşamaktadır. Ana aktör, kuzeybatıdaki İdlib Valiliği’nde güç merkezi bulunan İslamcı -ya da kime sorduğunuza bağlı olarak cihatçı- bir grup olan Heyet Tahrir el-Şam’dır (HTŞ). [10] HTŞ, rejimi deviren saldırıyı başlattığı için, Esad sonrası Suriye’nin gündemini belirlemede yüksek bir etkiye sahiptir. Lideri Ahmed Şara (takma adı Ebu Muhammed el-Colani), bu yazının yazıldığı sırada geçiş sürecinde resmi bir rolü olmasa da, Suriye’nin fiili liderine en yakın kişidir. [11]

Ancak HTŞ, tek güçlü isyancı grup değildir. Ülkenin kuzeyinde, bir ordu olmaktan çok en az 41 Türk vekil milis grubunun gevşek bir ittifakı görünümünü veren Suriye Milli Ordusu (SMO) faaliyet göstermektedir. [12] SMO bile tutarlı bir varlık değildir; bileşen gruplarının çoğu düzenli olarak birbirleriyle savaşır. [13] Bir zamanlar ABD tarafından desteklenen Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) kalıntılarını ve Türkiye’deki cihatçıları içerir; bu cihatçılar, Rusya’nın Ukrayna’daki mahkûm güçleri gibi, devletin çıkarlarını ilerletmek için yurtiçinde af almışlardır. [14] Hepsi, kuzey Suriye’de 100 millik bir güvenlik bölgesinde Türkiye’nin koruması altındadır. Karşılığında, SMO, Ankara’nın emirlerini yerine getirir. Türkiye, yerel isyancıları desteklediğini iddia eder, ancak bu, gerçekte yaptığı şeyi gizler: Suriye’nin kuzeyinde süresiz bir askeri varlığı sürdürmek ve bunu ülkenin doğu kesimlerine doğru genişletmek. [15]

Bunun nedeni, Suriye’nin doğusunda ağırlıklı olarak Kürtlerden oluşan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bulunmasıdır. Bu grup, Irak-Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı çatışmanın ön saflarında yer almış olan bu yapı, Suriye’nin petrolünün büyük bir bölümü kontrol ettiği bölgede bulunmaktadır. Bu gerçekler ve SDG’nin görece politik kapsayıcılığı ile ilerici politikaları, gruba Batı’da önemli dostlar kazandırmıştır.  [16]Yaklaşık 50 bin IŞİD savaşçısı ve aileleri hâlâ SDG’nin cezaevlerinde tutulmaktadır. Ayrıca, SDG’nin kontrol ettiği bölge ve çevresinde bulunan yaklaşık 2 bin ABD askerinin çoğu,  kısmen Türkiye ve SMO’nun gruba yönelik saldırılarını caydırmak için konuşlandırılmıştır. [17] Ancak SDG, ABD’nin vekili değildir. Daha önce kendisine saldırmayacağına ve rahat bırakacağına dair Esad rejimiyle ve ortak devriyeleri kolaylaştırmak için Rusya ile anlaşmalar yapmıştır. [18] SDG’nin ana rakibi rejim değil, SMO’dur. Gerçekten de, SMO’ya bağlı milisler Esad rejimiyle savaşmış olsa da, bu grubun birincil hedefi Türkiye’nin önceliklerini yansıtır: SDG’yi zayıflatmak ve mümkünse yok etmek. [19] 

Son olarak, genellikle göz ardı edilen Güney Cephesi (GC), şimdi Güney Operasyon Odası (GOO) olarak yeni isim almıştır. Adından da anlaşılacağı üzere, Suriye’nin güneyinden, özellikle Suriye-Ürdün sınırı ve İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ne bitişik bölgelerden destek almaktadır. ABD ve Ürdün destekli bu koalisyon, yaklaşık 50 laik, ılımlı İslamcı ve Dürzi gruptan oluşuyordu ve ÖSO’dan ayrıldıktan ve 2018’de Rusya destekli bir rejim saldırısında yenildikten sonra artık işlevsel bir yapı olmaktan çıktı. [20 ]Gerçek şu ki, GC’nin farklı gruplarının çoğu savaşmayı bırakmayı kabul etti, ancak dağılmadı ya da silahsızlanmadı. Bunun yerine, Rusya’nın maaşlı kadrosuna katıldılar. Bu, 2024 Aralık’ında ters tepti. HTŞ’nin kuzeydeki ilerleyişini gören GC, GOO olarak yeniden bir araya geldi ve tekrar isyancıların saflarına geçti. [21] 

Bu liste kapsamlı olmaktan uzaktır. Yine de “isyancılar”dan bahsetmenin, yamalı bohçayı andıran karmaşık bir milis yapısının aşırı basitleştirildiğini göstermektedir. Hepsi birleşik bir Suriye’yi desteklediğini iddia eder, ancak çok farklı yönetim yapıları, kaynakları, vizyonları ve dış destekçileri vardır. “İsyancılar” gibi bir şemsiye terim kullanmak yalnızca bir aşırı basitleştirme değil, aynı zamanda Suriye’nin şu anda karşı karşıya olduğu iki temel zorluğu da gizler.  

Birincisi, Esad karşıtı grupların birçoğu birbirine güvenmez ve birbirine karşı savaşmıştır; bazıları bu yazının yazıldığı sırada bile çatışmaktadır. Bu, özellikle Suriye’nin doğusunde geçerlidir; burada -ABD’nin arabuluculuğuna rağmen- SMO ve SDG neredeyse her gün karşılıklı çatışma içindedir. Türkiye son zamanlarda SDG’ye yönelik savaşçı söylemini tırmandırdı. [22] Bu, Ankara’nın Suriye’deki askeri varlığını artırmaya, vekillerini desteklemeye veya hatta ülkenin Kürt ağırlıklı doğu bölgesine doğrudan müdahale etmeye hazırlandığını göstermektedir.  

Herhangi bir Türk tırmanışı, HTŞ’yi zor duruma sokacaktır. Ahmed Şara, Kürtlerin ve Batı’nın, grubunun SDG’ye karşı bir kampanyaya katılacağı korkularını hem söz hem de eylemle yatıştırmaya çalıştı. [23] Ancak bu, Türkiye ve SMO’nın muhtemelen meşrulaştırmak için talep edeceği bir şeydir ve en azından Suriye’nin yeni liderlerinin onayını arayacaktır. Bu yaklaşım, 2025 Ocak’ında HTŞ’nin SDG kontrolündeki bölgenin yakınında güçlerini artırdığı ve Şam’daki merkezi hükümetin giderek Ankara’nın SDG karşıtı söylemini dillendirdiği sırada Türkiye için sonuç vermeye başladı. [24]Böylece, Esad yanlısı kalıntılar, fiili hükümete karşı düşük seviyeli bir isyan başlatmış olsa da, istikrarsızlığın birincil kaynağı Esad yanlıları ile karşıtları arasındaki değil, farklı “isyancı” gruplar arasındaki mücadele olacaktır. [27]

İkinci ve ilişkili zorluk, yalnızca hangi grubun Suriye’yi yöneteceği değil, bunu nasıl yapacağıdır. Türkiye, SDG’nin doğuda özerkliğini genişletmesini veya pekiştirmesini önlemek istiyor. Sonuç olarak, Ankara, Şam’da güçlü bir hükümet tarafından yönetilen birleşik, merkezi bir Suriye’yi olmazsa olmaz bir koşul haline getirdi. HTŞ bunu tekrar etmiştir. [28] Türkiye ile yakın ilişkisi olan HTŞ, Esad sonrası geçişi şekillendirmede etkin bir rol oynayarak merkezi bir devletin beraberinde getireceği güçten yararlanmaktadır. Daha endişe verici olan, Şam’ı son zamanlarda ziyaret eden birkaç Avrupalı diplomatın da esasen ülkenin federalleşmesini dışlayarak Türkiye’nin “birleşik” ve “birleşmiş” Suriye çağrılarını taklit etmesidir. [29]

Türkiye’ye verilen bu taviz, geçmiş ve mevcut gerçeklerden kopuktur. Esad başkanken Suriye birleşik olmaktan uzaktı. Aslında rejim, doğuyu SDG’ye, kuzeyi SMO’ya ve İdlib’i HTŞ’ye bırakmak zorunda kalmıştı. Rejimin şeklen kontrol ettiği bölgelerde bile gerçek güç, genellikle Şam’daki merkezi hükümetten ziyade rejimle bağlantılı milislerin elindeydi. [30] Bölünmeler ve isyancı ile çıkar gruplarının çeşitliliği göz önüne alındığında, Esad sonrası Suriye’nin, lideri kim olursa olsun, güçlü bir merkezi hükümeti tolere etmesi pek olası değildir. Türkiye’nin SDG’ye karşı başarılı bir askeri eylemi olmadığı sürece, çok daha muhtemel olan, tüm tarafların söylemsel olarak birleşik bir Suriye’ye bağlı kalacağı, ancak kendi bölgelerinde ve operasyon alanlarında özerklik arayacağı huzursuz bir statükodur.  

Şara, Esad’ın hatalarından kaçınmaya çalıştı ve çok sayıdaki isyancı fraksiyonu merkezi kontrol altında birleşik bir yeni orduya entegre etmeye çağırdı. Şimdiye kadar bu girişim karışık sonuçlar verdi. Doğuda SDG bağlılık göstermedi. [31]Başka yerlerde etkileyici sayıda fraksiyon, Şara’nın çağrısına yanıt verse de, bu milislerin çoğu iç savaşın farklı noktalarında rejimle hem savaşmış hem de işbirliği yapmış olduğundan bu çağrıya uyma sözlerine şüpheyle yaklaşılmalıdır. Bazı gruplar gerçekten yeni Suriye ordusuna katılırken, diğerleri bir kez daha “bayrak değiştirme” gibi bir tutum içine girebilir- performans düzeyinde merkezi yönetime sadakat gösterirken gizlice komuta yapılarını, silahlarını ve yerel otorite modellerini koruyabilir. [32] Özetle, Esad sonrası Suriye şeklen tek bir merkezi hükümet ve birleşik ordu altında birleşmiş görünebilir, ancak sahadaki gerçekler çok farklı olacaktır.  

 Askeri Bir Başyapıt  

İkinci mit, HTŞ’nin rejime karşı muhteşem bir askeri zafer kazandığı ve uzun süredir donmuş bir çatışmayı nihayet sona erdirdiğidir. [33]Doğru olan, HTŞ’nin 13 yıllık bir çıkmazı kırmak ve Suriye’yi Esad’ın demir pençesinden kurtarmak için yalnızca 10 gün harcadığıdır; oysa kağıt üzerinde rejimin silahlı kuvvetleri HTŞ’yi sayıca çok aşıyordu. [34] Aynı şekilde doğru olan, HTŞ’nin iyi donanımlı özel ve düzenli birliklerden oluşan, yenilikçi taktikler ve etkileyici dron tedariki üzerinden sofistike bir savaş gücüne dönüştüğüdür. [35]

Ancak bu, HTŞ’nin savaşı kazanmasından çok rejimin kaybetmesi durumudur. Tüm taraflarda, siviller ve savaşın dolaylı kurbanları dahil, belki de yalnızca 700 ölüm oldu; bu, taarruzdan önceki iç savaşta yaklaşık 600 bin ölümle kıyaslandığında çok düşük bir rakamdır. [36] HTŞ’nin ilerleyişini ilk gördüğünde, Esad’ın kuvvetleri kaçtı; bu kaçış kısa sürede toplu bir bozguna dönüştü. Kötü eğitilmiş ve neredeyse hiç maaş almayan birçok asker aslında “hayalet askerler”di. Sadece kayıtlarda görünüyorlardı ve Esad’ın 120 binden fazla faal personel komuta ettiği izlenimini vermekteydiler, ancak çoğu ya çoktan firar etmişti ya da rejimin kurumsallaşmış yolsuzluğunu kullanarak işe gelmeden maaş alıyordu. [37] HTŞ taarruzu başladıktan sonra devletin askeri işlevsizliği belirgin hale geldi. Golan Tepeleri’nde rejimin tahkimatlarını devralan İsrail askerleri, bu mevzilerin insan yaşamına uygun olmadığını anladı, acil ısıtma ve barınma temini için üstlerine acele çağrılar yapmak zorunda kaldı. [38]

Dahası, şiddeti azalmış olsa da iç savaş, kaynamaya devam ediyordu. 2022’nin sonlarında rejim güçleri, HTŞ mevzilerine bombardımanlarını artırmaya başladı ve isyancı grup kısa süre sonra karşı taarruza geçti. Şam ile yumuşama arayışında görüşmeler yapan Ankara, HTŞ’yi 2024 Ekim’inde geri çekilmeye ikna etti. Ancak Türkiye, sonunda Esad’ın uzlaşmazlığından bıktı ve gizlice HTŞ’ye yeşil ışık yaktı. [39] Rusya da aynı derecede hayal kırıklığına uğramıştı ve Esad’ı birliklerini dizginlemesi konusunda defalarca uyarmıştı. HTŞ, taarruzu başlamadan önce bile, Moskova ve Tahran’ın Esad’ı daha uyumlu biriyle değiştirme fikrini düşünmeye başladığına dair söylentiler dolaşıyordu. [40] Dolayısıyla, HTŞ’nin taarruzu, Esad’ın beceriksizliği ve aşırı özgüveninden kaynaklandı. Rusya’yı dinleyip Türkiye’ye tavizler verseydi, bu asla gerçekleşmeyebilirdi.  

Basitleştirmeyle kaybolan diğer önemli bir nüans, tek bir taarruzun olmamasıdır. Yalnızca HTŞ taarruzuna odaklanmak, günümüz Suriye’sinde faaliyet gösteren çeşitli aktörleri ve çıkarları gizler. Örneğin Türkiye, kaosu ve önceden uyarılmış olmasını fırsat bilerek SMO’ya kuzeydoğuda SDG’ye yönelik saldırılarını yeniden başlama talimatı verdi. Bu arada Güney Cephesi, Güney Operasyon Odası olarak yeniden organize oldu, Rus maaş verenlerini üzerinden attı, birkaç Dürzi milisiyle sayılarını artırdı ve güneyden ilerledi. Böylece Şam’a ilk giren HTŞ değil, GOO oldu. [41]

Bu iki nedenden dolayı önemlidir. Birincisi, HTŞ’nin taarruzunu şaşırtıcı bir askeri zafer olarak resmetmek, grubun gücünü abartır. 20 bin ila 30 bin savaşçı sahaya sürebilir, bu sayı SDG veya SMO’dan çok daha azdır. Bu nedenle aşırı yayılma riski altındadır. Yeni Suriye ordusuna katılmayı vaat eden milislerle kadroları görünüşte genişlese de, sadakatleri garantili değildir. Ayrıca, HTŞ, güvenilir yerel bağlantıları olmadığı için Şam’a kendi savaşçılarını dışarıdan getirdi; İdlib’den gelen nakiller, trafik polisinden geçici başbakan ve dışişleri bakanına kadar roller üstlendi. 2025 Ocak’ında, Şam’daki birçok polis karakolu, yalnızca 10 kişilik iskelet ekiplerle, çoğu İdlib’den gelen personelle doluydu; Esad’ın düşüşünden önce aynı karakollarda 200 kadar memur bulunuyordu. [42] Bu, uluslararası toplumun HTŞ’nin gücünü abartmaması gerektiği anlamına gelir. [43] Batılı diplomatlar, grubun azınlık ve kadın haklarının korunmasına bağlılık taahhüdünde bulunmasını yaptırımların kaldırılması için bir koşul olarak talep etti.[44] Yeni bir hükümeti bu taleplere bağlı kalmaya teşvik etmek doğru olsa da bunları yaptırımların kaldırılmasına bağlamak doğru olmayabilir. Bunun yerine, HTŞ’nin her şeyi hemen bir gümüş tepside sunamayacağını anlamalıdırlar.  

İkincisi, HTŞ’nin savaş becerilerine odaklanmak, Şara’nın siyasi zekâsını maskeler. Onun liderliğinde grup, önce IŞİD’la ittifak kurdu, sonra gruptan ayrılarak El-Kaide’ye katıldı. Her ikisiyle de savaşarak Ahrar el-Şam gibi silahlı Esad karşıtı grupların büyük bölümlerini HTŞ komuta zincirine entegre etti. En önemlisi, Şara, bölgesel bir güç merkezi olan Türkiye ile yakın bağlar geliştirdi. Ankara’nın HTŞ’yi resmen bir terör grubu olarak listelemesine rağmen, Türk himayesi, grubun İdlib’de gelişmesi için bir can simidi oldu. Türkiye sınırını ticarete açtı ve ortaya çıkan faydalar HTŞ yönetimini güçlendirdi. Örneğin, İdlib’deki memurlar, Esad rejimi için çalışan meslektaşlarından çok daha fazla maaş alıyordu.[45] Ayrıca, Türk ordusu, İdlib genelinde faaliyet göstererek Esad rejiminin HTŞ’ye karşı hareket etme noktasındaki operasyonel özgürlüğünü sınırladı.[46]  

Suriye’nin fiili lideri olduğundan beri, Şara siyasi yetkinliğini göstermeye devam etti. HTŞ liderliğindeki hükümetin bir ayda, Taliban’ın Afganistan’da iktidara geldikten sonraki altı ayda gerçekleştirdiği kadar resmi diplomatik görüşme yapması, kısmen, Şara’nın Esad sonrası süreçte çok sayıda ve çoğu zaman çelişkili vizyonlara sahip izleyicilerin taleplerini dengeleme yeteneğinden kaynaklanıyor.[47] Bu aynı zamanda Batı ülkelerinin yaptırımları geri çekme lehinde giderek daha fazla olumlu yaklaşmasının da nedenidir. Çeşitli uluslararası aktörlerle bağlantılar geliştirerek Şara, gelecekteki ortaklıklar için seçeneklerini açık tutmayı başardı. Eğer Batılı güçler, destekleri için çok fazla koşul koyarsa, şüphesiz yerlerini daha az titiz aktörler alacaktır.  

Dolayısıyla, HTŞ’nin zaferi askeri olmaktan çok politikti. Analistler grubun savaş kabiliyetlerini övebilir, ancak asıl hikaye, Şara’nın HTŞ’nin Esad sonrası Suriye’nin nasıl görüneceğine karar vermede, kağıt üzerindeki kabiliyetlerinin çok ötesinde bir ajans maksimize etmesidir. Politik gücün silah namlusundan geldiği savaşla yıpranmış bir ülkede bu, özellikle etkileyicidir.  

 HTŞ İsyancıları İyi Adamlar – Ya da Kötü Adamlar  

HTŞ’nin gerçek niyetleri nelerdir? Ortadoğu komplo teorilerine yabancı değil ve konu Şara ile ilgili olduğunda da komplo teorileri aynen geçerli. O, İsrail ya da ABD ajanı, Türkiye adına vekalet savaşı veren militan, Batı kıyafetleri içindeki cihatçı kurt ve hatta Selefi cihattan kapsayıcı demokrasiye geçen bir dönüştürücü olarak adlandırıldı.[48]  

Ancak o, bunların hiçbiri değil ve HTŞ kimsenin vekili de değil. Şara, Suriye’nin karmaşık yamalı bohçayı andıran iç ve dış paydaşlar çerçevesinde bir takım ilişkiler geliştirdi. Yine de tek bir gruba bağlı değil. HTŞ, Türkiye’ye diğer yabancı güçlerden daha yakın, ancak Ankara’nın piyonu değil. Bu şüpheli onur SMO’ya aittir.[49] Şara, İsrail ile savaşma planı olmadığını açıkça belirtti, ancak HTŞ Siyonist olmaktan çok uzaktır.[50] Aralık 2024’te ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden yönetiminin HTŞ ile konuştuğunu kabul etti; bir haftadan kısa bir süre sonra, bir Amerikan heyeti Şam’da Şara ile resmi görüşmeler yaptı.[51] Daha önce ABD birlikleri tarafından tutuklanıp Irak’ta beş yıl hapsedilmiş olmasına rağmen bu görüşmeyi kabul etmesi, Şara’nın pragmatizmini gösteriyor. Bu yazının yazıldığı sırada, Washington, bazı yaptırımları geçici olarak dondurdu, ancak hepsini değil ve Suriye’yi hâlâ terör destekçisi devletler listesinde tutuyor.[52]  

HTŞ’nin ne istediği veya neye inandığına dair basit bir cevap da yok. Şara, grubun daha az cihatçı ve daha çok ulusal kurtuluş hareketi olduğunu göstermek için büyük çaba harcadı. Bu, görünüşte mucizevi dönüşüm, bazen istemeden komik alt tonlar taşıyor. Her kamuya açık görünümünde, Şara’nın kıyafetleri giderek daha Batılı (ve şık) hale geldi, sakalı kısaldı ve düzgünleşti; hatta kravat takmaya başladı. Sanki Şara, ABD’nin arananlar posterinde -geleneksel kıyafetler giyip uzun, dağınık bir sakalla- göründüğü haline mümkün olduğunca az benzemeye çalışıyormuş gibiydi.[53] Bir analist, Şara’nın “çeşitlilik bir güçtür” beyanının, bir cihatçı olarak kariyerine başlayan birinin söyleyebileceğinden çok, bir insan kaynakları danışmanının e-posta imzasında yer alacak bir şey gibi göründüğünü belirtmektedir.[54]  

Birçok gözlemci, bu dönüşümün samimiyetini HTŞ’nin İdlib’deki yönetimine bakarak ölçmeye çalıştı.[55] Ancak burada da grubun eylemleri, basitleştirilmiş nitelemeleri çürütür birk özelliğe sahiptir. İdlib, HTŞ’nin “kurtuluş hükümeti” tarafından yönetilmekteydi; bu hükümette ne kadın ne de azınlıklardan bir isim bulunmuyordu. İnsan hakları grupları, işkenceye başvurulduğunu tespit etti. Ancak HTŞ, Şeriat yasasını katı bir şekilde uygulamaktan çok, seçmenlerinin günlük rutinlerini sürdürmelerine yardımcı olacak şeyler sağlamaya odaklandı: akan su, sağlık hizmetleri, elektrik ve kamu düzeni. Buna göre, İslamcılığı giderek pragmatik, teknokratik bir çizgiyle sulandırıldı.[56] Gerçekten de peçe zorunlu değil, kadınlar araba kullanabiliyor ve sigara içmek yasak değil.[57] Şara görünümünü halkla ilişkiler için değiştirebilir, ancak HTŞ’nin dönüşümü yalnızca yüzeysel değil. Bunun daha derin kökleri var.  

Tüm bunlar önemli, çünkü HTŞ, Suriye’nin fiili yöneticisi. Şara’nın görüşlerini ve bunların değişip değişmediğini belirlemek için psikoterapik teşhislere girişmek anlamsız. Yine de HTŞ’nin eylemlerinin sözleriyle uyuşup uyuşmadığını dikkatle izlemek mantıklı. Şara değişmiş bir adam olsa bile, bu tüm meslektaşları için geçerli olmayabilir. İdlib’de yakın zamanda bir alışveriş merkezinin açılması HTŞ üyelerini böldü; yönetim konseyindeki birkaç üye, (haremlik selamlık uygulaması olmadığı için) meydana gelen “edepsizlik” üzerine öfkelenmiştir.[58]  

Benzer şekilde, HTŞ’nin eski rejim görevlilerini sorumlu tutmak yerine uzlaşmaya yönelmesi, grubun bilinen savaş suçları dikkate alınırsa, yalnızca fedakârlıktan kaynaklanmayabilir. Tüm üyeler katı Sünni cihatçılar olmayıp sadece ön cephe savaşçıları açıkça böyledir.[59] Bu nedenle, HTŞ liderliğindeki hükümetin Suriye’yi kimin yöneteceğini seçmek için seçime dört yıl izin vermeyebileceğini açıklaması gerçekten endişe vericidir.[60] Bunda pratik bir mantık var, çünkü herhangi bir oylamadan önce yeniden inşa, uzlaşma ve kayıt işlemleri yapılmalı. Ancak yabancı hükümetler, HTŞ’nin bu süreyi gücü tekelleştirmek için kullanmasına karşı dikkatli olmalı. Bunun yerine, grubu, Suriye’nin politik ve etno-dini çeşitliliğini yansıtan kapsayıcı kurumlar ve güç paylaşım mekanizmaları inşa etmeye teşvik etmelidir.  

Bu nedenle, HTŞ üyeleri ne “iyi” ne de “kötü” adamlardır. Hem şiddet yanlısı İslamcılar hem de etkili yönetim siciline sahip pragmatistlerdir. Grup, Esad rejiminin düşüşünden dolayı övgü alabilir ve şimdi Şam ile diğer büyük şehirleri kontrol etmektedir. Bu, sahada diğer aktörlerden daha fazla kozlara sahip olduğu anlamına gelir. Dış aktörler HTŞ’den haklı olarak şüphe duysa bile, Suriye’nin rehabilitasyonunda yapıcı bir rol oynamak istiyorlarsa grupla angajmana girmekten başka seçenekleri yok. Biden yönetimi temkinli bir şekilde hareket etti, yeniden inşa için gerekli temel yardım, kamu sektörü çalışanlarına ödemeler ve enerji tedariki gibi hizmetlerin sağlanmasına izin vermek için bazı yaptırımları geç de olsa dondurdu.[61] Trump yönetimi bu politikayı sürdürmeli ve silah ile savaş ekipmanı sağlanmasını dışlamaya devam etmelidir. Bu, HTŞ’yi gücü ve otoriteyi diğer silahlı gruplarla paylaşmaya ve kendi pozisyonunu güç üzerinden pekiştirmek yerine işbirliğine zorlayacaktır. Suriye, zaten çok fazla silah ve savaşçıya sahip bir ülke.  

 Rusya ve İran Suriye’de Bitti  

Esad’ın düşüşünün en beklenmedik nedenlerinden biri, HTŞ’nin saldırısı değil, Rusya ve İran’ın rejimi kurtaramaması veya kurtarmak istememesiydi. Rusya, batı Suriye’de iki askeri tesise sahip. Tartus’taki deniz üssü, Rusya’nın Akdeniz’e tek doğrudan erişimini sağlıyor ve Hmeimim Hava Üssü, son zamanlarda Moskova’nın yörüngesine giren Mali, Burkina Faso ve Nijer’de faaliyet gösteren Rus kuvvetleri için kritik bir tedarik koridoru.[62] İran, Suriye’yi Lübnan’daki Hizbullah’a kaçak yollarla silah ve ekipman göndermek için bir kara köprüsü olarak kullandı. İç savaş başladığından beri İran, Suriye’ye 50 milyar dolara kadar yatırım yaptı ve Esad rejimi için savaşan en az 200 Rus ve 2 bin İranlı düzenli asker öldü.[63] Bu, Hizbullah ve Wagner Grubu gibi müttefikler ve vekillerin yaşadığı binlerce kaybı hariç tutuyor. Özetle, Suriye hem İran hem de Rusya’nın büyük stratejik çıkarlarına hizmet ediyor ve her ikisi de bu varlığı korumak için ağır insan ve mali bedeller ödedi.  

HTŞ taarruzu başladığında, Moskova ve Tahran’ın davranışı şaşırtıcıydı, ancak mantıksız değildi. Bazı gözlemcilerin iddia ettiği gibi, isyancı ilerlemelere karşı harekete geçmeyi reddetmediler.[64] Rusya, HTŞ’nin ilerlemesini durdurmak için kiliseleri, İdlib’deki kampları ve Halep’te bir hastaneyi vuran ayrım gözetmeyen alan bombardımanları taktiğini sürdürdü. İran ise Irak’tan Suriye’ye geçen 300’den fazla vekil milis savaşçısı gönderdi.[65] Rusya ve İran Esad’ı kurtarmak istemedi değil, bunu yapamadı.  

Suriye içindeki ve dışındaki her aktör, HTŞ’nin Şam’a ulaşacağını ve Esad’ın kuvvetlerinin bu kadar hızlı geri çekileceğini öngöremedi. Rusya ve İran da istisna değildi. Suriye’de yalnızca 2.000 ila 4.000 asker bulunan Rusya, hava ve lojistik destek sağlayabilirdi, ancak rejim adına savaşamazdı. Birçok Rus personeli Suriye’deydi, çünkü Moskova onları Ukrayna’da savaşmak için çok yıpranmış veya yetersiz bulmuştu.[66] Beklenildiği üzere, HTŞ taarruzunun başında Moskova, Suriye’deki askeri operasyonları denetleyen Rus generalini görevden aldı.[67] İran da aynı derecede güçsüzdü. Son İsrail saldırıları Suriye’de birkaç üst düzey personeli öldürdüğü için Tahran en değerli ve elit güçlerini geri çekmişti. Benzer şekilde, İsrail ile çatışmasından sendeleyen Hizbullah, daha önce Esad rejiminin ön cephe şok birlikleri olarak hizmet veren savaşçılarını Suriye’ye geri gönderemedi ya da göndermedi.[68] O zaman Esad’ın kuvvetleri yalnız savaşmak zorunda kaldı, öyle planlandığı için değil, zorunluluktan ve korkunç derecede yetersizdi. Bu, Rusya ve İran’ın Esad’ı desteklememe başarısızlığının Türkiye veya HTŞ ile perde arkası bir anlaşmadan kaynaklanmadığını gösteriyor.  

Bu, Esad’ın kuvvetlerinin bozguna uğradığını gören Rusya ve İran’ın geri çekilip kayıplarını kesmeye çalıştığı olasılığını dışlamaz. Moskova şimdi HTŞ liderliğiyle görüşerek Suriye’deki varlığını azaltmayı, ancak Tartus ve Hmeimim üsleri gibi ana varlıklarını korumayı müzakere ediyor.[69] İran da benzer bir hesaplama yapmış olabilir. Esad Suriye’den kaçarken, Tahran’ın geniş destekçi ve vekil networku yerinde kaldı. İran, Aralık 2024’te Ürdün’de düzenlenen uluslararası Suriye konferansına davet edilmedi. Ancak İran’a yakın Irak hükümeti bir heyet gönderdiği için Tahran vekaleten temsil edildi.[70]  

İran hükümeti bugün karışık sinyaller gönderiyor. İslam Devrim Muhafızları’ndan bir yetkili, Ocak 2025’te ülkenin politikalarının “henüz kesinleşmediğini” iddia etti.[71] Ancak Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney, yeni hükümete karşı direnişi savundu ve yakın zamana kadar İran’ın Suriye’deki en üst düzey generali Behruz Esbati, Tahran’ın hâlâ sahip olduğu birçok bağlantıyla çalışarak “direniş hücreleri” oluşturmayı önerdi. Bu söylem, 2024 Aralık sonu ve 2025 Ocak’ta Suriye içindeki isyancı şiddetin tırmanmasıyla örtüştü; bazı saldırılar, kendini Suriye Halk Direnişi olarak adlandıran gölgeli bir grup tarafından üstlenildi.[72] Bu, İran’ın danışmanlarını Suriye’den çekmiş olabileceğini, ancak ülkedeki uzun süredir var olan ağlarının çoğunun yok olmadığını, uykuda olduğunu gösteriyor. Bu mantıklı, çünkü İran yıllardır zaman, kaynak ve insan gücü yatırımı yaptı. Suriye, İran için Hizbullah’ı Lübnan’da donatmak ve desteklemek için bir kara köprüsü olarak kullanışlılığını koruyor. Tahran’ın, militan grubun yıkılmış politik ve askeri kademelerini yeniden inşa etmek için önemli yardıma ihtiyaç duyduğu göz önüne alındığında, bu tedarik hatlarını canlandırmaya çalışması muhtemeldir. İran her zaman Hizbullah’a Esad rejiminden daha fazla değer verdi ve Suriye’deki operasyon özgürlüğünü Lübnan’da kök salmanın daha önemli bir amacı için bir araç olarak görüyor.[73]  

Dolayısıyla, İran ve Rusya, Suriye’deki işlerini bütünüyle bitirmiş değiller. Oradaki kararlılıkları ve çıkarları hafife alınmamalı. Rejimi kurtaramadılar çünkü istemedikleri için değil, yapamadıkları için. Hem isyancı ilerleyişin hem de hükümet yanlısı güçlerin dağılmasının hızı, sahadaki elverişsiz güç dengesini zamanında düzeltmeyi imkansız kıldı. Yine de her iki aktör için de Esad’ı desteklemek her zaman daha büyük amaçlarla motive edildi. Kısa vadede güç projeksiyonları kesintiye uğrayacak, ancak kayıplarını azaltma güdüsü, uzun vadede sağlam bir stratejik karar olabilir.  

İsrail Şam’ı İstiyor 

Bazı gözlemciler Rusya ve İran’ın Suriye’deki etkisini küçümserken, diğerleri İsrail’in niyetlerini abartıyor. [74] İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Ekim 2024’te devletin sınırlarının İncil’deki bir kehanete uygun olarak Şam’a kadar genişlemesi gerektiğini öne sürerek görünürdeki somut kanıtı sundu. İki ay sonra, Esad’ın düşüşünden hemen sonra, İsrail güçleri Suriye içindeki askerden arındırılmış bir bölgeyi işgal etti. İsrail o zamandan beri işgalini, birkaç köyü içeren 400 kilometrekarelik Suriye topraklarını kapsayacak şekilde genişletti.[75] Bu, İsrail’in Haziran 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda Suriye’den ele geçirdiği yaklaşık 1.200 kilometrekarelik Golan Tepeleri’ne bitişik bir alan. Aynı anda İsrail, Suriye içinde benzeri görülmemiş sayıda saldırı başlattı. İsrail, Esad’ın kimyasal silah ve uzun menzilli füze depolarını hedef aldığını iddia etti, ancak kısa sürede bunun eski rejimin askeri altyapısının tüm kalıntılarını yok etmeye yönelik daha geniş bir seferberlik olduğu anlaşıldı.[76] Gözlemciler bu eylemleri hızla Smotrich’in açıklamasına bağladı.[77] Öyleyse İsrail, Şam da dahil olmak üzere Suriye topraklarını fethetmeye mi hazırlanıyor?

Neyse ki bu soru basit bir cevap gerektiriyor: Hayır. İlk mesele mesafe; Şam, İsrail ordu birliklerinden yaklaşık 60 kilometre uzakta.[78] Karşılaştırma için, Gazze Şeridi yaklaşık 41 kilometre uzunluğunda ve İsrail bu bölgenin tamamını kontrol altına almakta başarısız oldu.[79] İkinci olarak, İsrail ordusu üç cephede uzun süreli çatışmalardan dolayı yorgun düşmüş durumda. Bu, özellikle askerlerinin çoğunun tam zamanlı askerler değil, evleri, işleri ve aileleri olan yaşlı sivil yedekler olduğu düşünüldüğünde geçerli.[80] İsrail, Lübnan ve Gazze’deki stratejisini Suriye’ye uygulayabilir ve ülkenin güneyindeki sakinleri zorla çıkararak “temiz” bir tampon bölge oluşturabilir. Ancak bu, siyasi bir sorun yaratır. Bu bölgedeki birçok köy, ABD ve Ürdün bağlantılı Güney Operasyon Odası ile bağlantılıdır. Diğerleri ise Dürzi’dir; İsrail’deki diğer Filistinli vatandaşların aksine, bu etno-dini grup, İsrail siyasetinde ve güvenlik güçlerinde orantısız bir şekilde temsil edilmektedir.[81] Bu nedenle İsrail, Suriyeli sivillerin toplu zorla yerinden edilmesine karşı hem içerde hem dışarda önemli muhalefetle karşılaşabilirdi.

Peki, son eylemleri açıklayan şey nedir? Bunlar, İsrail’in büyük stratejisindeki makro bir değişimin yerel tezahürleridir. Daha önce İsrail, Gazze’deki Hamas ya da Suriye’deki Esad rejimi gibi düşman hükümetlerin sınırlarında var olmasına izin vermeyi tercih ediyordu. Bir statüko gücü olarak istikrarı bilinmeze tercih ediyordu. İsrail’in siyasi ve askeri elitleri ayrıca, bir devletin geri dönüş adresine sahip olmasının, karanlık, şiddet yanlısı devletsiz grupların cezasız hareket etmesine izin veren bir güç boşluğundan daha iyi olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden İsrail, komşu rejim kendi savaşçılarını veya topraklarından hareket eden diğer aktörleri sınırlamazsa, hükümet binalarını, ordusunu ve malvarlıklarını vurma tehdidiyle caydırıcılık sağlayabiliyordu. [82]

Ancak Hamas’ın saldırıları bu büyük stratejiyi geçersiz kıldı. 7 Ekim olaylarının İsrailliler için travmatik olduğunu söylemek abartısız bir ifade. İsrail artık bir statüko gücü değil, bölgedeki dengeyi kendi lehine yeniden düzenlemek için güç kullanmayı amaçlayan revizyonist bir devlettir.[83] Başbakan Benjamin Netanyahu, Gazze’den Lübnan’a ve giderek Suriye’ye kadar birçok cephede düşmanlıkları defalarca tırmandırdı.[84] Her bir bölgedeki eylemleri gösterdiği üzere, İsrail artık rejim değişikliğini, yönetilmeyen alanları ve güç boşluklarını sınırlarındaki düşman varlıklara tercih ediyor.

İsrail’in politika değişikliğinde daha yerel belirleyiciler de var. İlk olarak, İsrail Şara’ya güvenmiyor. Kasım 2017’de, Şara’nın kendisinin liderlik ettiği HTŞ’nin öncüsü Nusra Cephesi’nden bir intihar bombacısı, Golan’ın Suriye kontrolündeki bir yerinde Hader Dürzi köyünü vurdu.[85] Ardından Dürzi siviller ve savaşçılar, İsrail işgali altındaki Golan  tepelerinden Suriye’ye akın ederek dindaşlarına yardım etti. Geri çekilmelerini sağlamak için İsrail, Hader’i koruyacağını ilan etti. İsrail şimdi HTŞ’nin saldırmama kararlılığını test ediyor olabilir ya da yeni rejimi provoke ederek onun gerçek cihatçı yüzünü ortaya çıkarmaya çalışıyor olabilir.

İkinci olarak, İsrail, 1967’de işgal ettiği Golan’ın bir kısmını elinde tutmak için bir pazarlık kozu elde etmek amacıyla Suriye topraklarındaki işgalini genişletiyor olabilir. İsrail hükümetinin yakın zamanda bu bölgedeki Yahudi yerleşimci sayısını iki katına çıkarma planını duyurması, bunun bir faktör olabileceğini gösteriyor.[86] Bu nedenle, Aralık 2024’te ele geçirdiği bölgeden çekilmeyi, Suriye ya da diğer devletlerin 1967’de fethedilen Golan üzerindeki İsrail egemenliğini tanımasına şart koşabilir.

Ancak Suriye Gazze değil. İsrail’in genişletilmiş, süresiz bir işgal ya da Şam’da rejim değişikliği için bir casus belli’si (savaş nedeni) yok. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve bölgesel ortakları, Suriye’nin yeniden inşasını kolaylaştırmak istiyor, onun daha fazla yıkımına göz yummak değil. Şara, akıllı bir şekilde yönetiminin İsrail ile çatışma aramadığını açıkça belirtti ve böylece İsrail’in işgalini genişletmek ya da askeri saldırılarını yoğunlaştırmak için herhangi bir gerekçeyi elinden almış oldu.[87] Bu, İsrail’in duracağı anlamına gelmez; hatta İsrail 2025 Ocak ortasında bir hava saldırısında iki HTŞ üyesini öldürdü.[88] Ancak bunun anlamı, İsrail’in 7 Ekim saldırılarından sonra kısa bir süre sahip olduğu uluslararası toplumun desteğine artık güvenemeyeceğidir.

Uluslararası toplumun odağı, İsrail’in gelecekte neler yapabileceğini tartışmak yerine mevcut eylemlerini durdurmak olmalıdır. İsrail, daha fazla Suriye toprağını işgal etme eylemini bir tampon bölge ihtiyacıyla meşrulaştırmaya çalıştı; bu, Golan Tepeleri’ni uzun süredir işgalini meşrulaştırmak için kullandığı iddianın aynısı.[89] Bu stratejik mantığın kusurlarını göstererek, şimdi tampon bölgeyi korumak için başka bir tampon bölge oluşturuyor. Suriye genelindeki saldırılarıyla birlikte bu eylemler açıkça istikrarsızlaştırıcı bir etkiye sahip. Yeni bir Suriye hükümetinin bu saldırıları ve işgali en azından örtülü olarak kabul etmesi zor bir görev olacak ve bu, hükümete iç politik sermaye ve iyi niyet kaybettirecektir. Dolayısıyla İsrail’in politikaları ne kendini ne de Suriye’yi daha güvenli hale getirecek. Daha kötüsü, bu eylemler kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet: Suriye içinden gelebilecek bir tepkiden korunma amaçlı bu eylemler, çatışmayı daha olası hale getiriyor.

Uluslararası Toplumun İyi Seçenekleri Yok

7 Aralık 2024’te, HTŞ ve Güney Cephesi Şam’a girmeye hazırlanırken, Başkan seçilen Donald Trump sosyal medyada şunları yazdı: “Suriye bir kaos içinde…. AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NİN BUNUNLA HİÇBİR İLGİSİ OLMAMALI. BU BİZİM SAVAŞIMIZ DEĞİL. KENDİ HALİNE BIRAKIN. KARIŞMAYIN.” [90] İronik olarak, bu, bazı Trump karşıtı ilerlemecilerin uzun süredir paylaştığı bir duruş: ABD liderliğindeki rejim değişikliğinin felaket sicili göz önüne alındığında, Washington’un katılımının günümüz Suriye’sini daha kötü hale getireceği argümanı.[91] Daha yakın zamanda, uzmanlar haklı olarak Suriye’de bugün yağma ve anarşinin görece azalmasını övdü; bu, Saddam Hüseyin’in Amerikan birlikleri tarafından devrilmesinden sonraki Irak’taki kaosla karşılaştırıldığında daha olumlu bulunuyor.[92] Ancak bunun üçüncü taraf müdahalesinin eksikliğinden kaynaklandığını öne sürmekte yanılıyorlar.

Sosyal medyadaki birçok uzman, Esad’ın devrilmesinin yalnızca Suriye halkının saf kararlılığıyla gerçekleştiğini ve ülkenin geleceğinde yalnızca Suriyelilerin söz hakkı olması gerektiğini savundu.[93] Bu makalede ortaya çıkan mitler, bu iddianın dikkatsizce ortaya konan bir iyimserlik olduğunu gösteriyor. Türkiye gibi bazı dış aktörlerin şansı yükselirken, Rusya ve İran gibi diğerlerinin şansı düştü. ABD ve İsrail gibi diğerlerinin rolleri hâlâ belirsiz. Bu güçlerin hiçbiri gitmiyor. Farklı çıkarları ve varlıkları var, Suriye’yi çeşitli politik amaçlar için kullanıyorlar. Ayrıca, Suriye’ye çok uzun süredir o kadar çok yatırım yaptılar ki öylece çekip gitmeleri neredeyse imkansız.

Şara’nın önünde devasa bir yapılacaklar listesi var ve iç ve dış beklentiler çok yüksek. Şunları yapması gerekiyor:

  1. Otoriter bir güçlü adam olmadan Suriye’de otoriteyi göstermek ve HTŞ’nin kontrol altında olduğunu kanıtlamak,
  2. Savaş yorgunu Suriyelilerin uzun süredir özlem duyduğu bir normallik hissini geri getirmek,
  3. HTŞ ötesinde dış ve iç desteği geliştirmek,
  4. Tüm bunları Selefi-cihatçı tabanını küstürmeden yapmak.

İdlib, Şara’nın nasıl başarılı olabileceğine dair iyi bir model sunuyor. HTŞ, Şeriat yasasına bağlılığını pragmatik, etkili bir yönetimle dengeledi. Bu, Bill Clinton kampanyasının “önemli olan ekonomi, aptal” sözünü içselleştiren ilk cihatçı ya da İslamcı grup olabilir. İdlib örneği, ülkenin diğer bölgelerine basitçe uygulanamaz; diğer bölgeler daha kentsel, daha az geleneksel ve daha çeşitlidir. Yine de bu, Suriye halkının, kamu düzenini koruduğu ve ışıkları açık tuttuğu, su ile elektriği temin ve tedarik ettiği sürece herhangi bir ideolojik ya da dini çizgideki işlevsel bir yönetimi kabul edebileceğini gösteriyor.

Ancak ne HTŞ ne de Suriye’deki başka biri, uluslararası katılım olmadan bunu yapamaz. Suriye, on yıldan fazla süren iç savaşla yıkıma uğradı ve ekonomisi durma noktasına geldi. Daha da kötüsü Esad, Suriye’nin petrolünün %80’i için İran’a bağımlıydı.[94] Buna karşılık, rejimi, dünyadaki kaptagon arzının yaklaşık %80’ini üreterek ayakta tutmayı başardı.[95] Şara, Suriye’nin bu ticaretteki rolünü sona erdirmeyi öncelik haline getirdi, ancak bunu yapmak için tedarik yollarını (Lübnan, Irak ve Ürdün) ve uyuşturucunun birincil hedefi olan Körfez devletleriyle çalışması gerekiyor. Bu monarşiler böyle bir talebe karşılık verebilir ve hem Suriye’yi İran’ın enerji bağımlılığından kurtarmada hem de yeniden inşa için fon sağlamada kilit bir rol oynayabilir; Katar ve Suudi Arabistan bunu yapmaya çoktan başladı bile. [96] Türkiye ve Ürdün’ün iyi donanımlı orduları, Suriye’nin güvenlik güçlerini yeniden inşa etmeye yardım edebilir.[97] Bunların hiçbiri bir hediye olmamalı. Bunun yerine, HTŞ’yi ılımlı tutumunu sürdürmeye teşvik etmeli.

Washington birkaç acil önceliği takip etmelidir. İlk olarak, Suriye ve Irak’taki üslerini kullanarak İran’ın silah kaçırma yollarını yeniden kurmasını önlemelidir. İkinci olarak, Suriye’nin istikrarının temel bir ABD ulusal çıkarı olduğunu açıkça belirtmeli ve İsrail’in istikrarsızlaştırıcı eylemlerini durdurmalıdır. Bu nedenle, İsrail’in yakın zamanda işgal ettiği Golan bölgelerinden çekilmesi için arabuluculuk yapmalı ve Suriye Özel Görev Kuvvetleri’ne desteğini artırmalıdır. Bunlar tamamlayıcı bir adımdır, çünkü bu grubu desteklemek ve kaçakçılığı durdurmak, İsrail’in daha fazla saldırı ve işgal için gerekçelerini elinden alacaktır. Üçüncü olarak, Türkiye ile SDG arasında her iki tarafın da yaşayabileceği coğrafi ve politik bir otorite dağılımı için arabuluculuk yapmalıdır. Bu yalnızca kaynayan gerilimleri azaltmakla kalmaz, aynı zamanda IŞİD’i kontrol altında tutmaya da yardımcı olur, çünkü aşırı yayılmış SDG hâlâ bu cihatçı gruba karşı ön cephe gücü olarak hizmet vermektedir.[98] Bu hedeflerin her biri çok hafif bir ayak izi gerektirir, bu nedenle müdahaleden kaçınan bir Trump, Beyaz Saray’ı için kabul edilebilir olmalıdır.

ABD ayrıca, iki müttefiki Türkiye ve İsrail arasında Suriye içinde doğrudan veya dolaylı bir çatışmayı önlemelidir. Ankara’nın büyük stratejisi giderek revizyonist hale geliyor ve bu, İsrail’in kendi yüksek emelleriyle çarpışma rotasına giriyor.[99] Her ölçüde Türkiye, Esad yönetimindeki Suriye’den çok daha güçlü. İsrail perspektifinden, HTŞ’nin Suriye genelinde güç kullanmasına izin vermek, düşman bir aktör olan Türkiye’yi kapısına yerleştirir. Bu, son İsrail hava saldırılarını açıklıyor. İsrail liderleri, Esad’ın düşüşünün kendilerine verdiği hareket özgürlüğünü memnuniyetle karşıladı. Ayrıca, bu fırsat penceresi kapanırsa, Suriye’nin bir Türk himayesine dönüşeceği ve eylemlerinin kısıtlanacağı korkusu taşıyorlardı.[100] Bu hava saldırıları, HTŞ’nin eski rejimin silah ve ekipman stoklarını elinden aldı; bu stoklar, gücü pekiştirmek ve merkezi, uyumlu bir devlet inşa etmek için kullanılabilirdi.

İsrail ve Türkiye, Suriye’nin geleceğine dair zıt vizyonlara sahip. Gazze ve Lübnan’da olduğu gibi, İsrail yeni hükümeti olabildiğince zayıf tutmak istiyor. Gazze ve Lübnan’daki eylemlerini taklit ederek, İsrail, herhangi bir güç boşluğunun yaratacağı güvenlik riskini, “stratejik derinlik”ini genişleterek -sınırlarından uzaklaştırıp daha fazla toprak işgal ederek- hafifletebileceğine inanıyor.[101] İronik olarak, Türkiye de aynı stratejik derinliği ters amaçlarla sürdürüyor. Ankara, Suriye topraklarındaki varlığının HTŞ ve SMO’yu güçlendirdiğine, aynı zamanda bu ve diğer grupları birleşmeye ve Şam tarafından Türkiye’nin denetiminde tek bir kol haline gelmeye zorladığına inanıyor. Gözlemciler İsrail’in güneybatı Suriye’deki eylemlerine odaklanırken, yaklaşan parlama noktası ülkenin doğusu olabilir. Türkiye, SDG’nin yenilmesini ve bu kısmın merkezi hükümet kontrolüne alınmasını istiyor. İsrail ise tam tersini istiyor: Kürt özerkliğini koruyarak ve artırarak Suriye’yi parçalanmış halde tutmak.[102]

Trump, Aralık yazısında “Suriye’de Rusya için hiçbir zaman büyük bir fayda yoktu” iddiasında bulundu.[103] Bu yanlış: Rusya ve İran’ın Suriye’deki stratejik çıkarları ortadan kalkmadı. ABD, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Ortadoğu’daki ortaklarının tümü, Rusya ve İran’ın stratejik bir yenilgiyi taktik bir gerilemeye çevirmesini önlemede roller oynayabilir. 2019’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trump’ı ABD askeri personelini Suriye’den çekmeye ikna etti. Sonuç felaketti; Türkiye, SDG’ye karşı acımasız bir saldırı başlattı. Trump, ihanete uğradığını hissederek Erdoğan’ı azarladı ve kararını tersine çevirdi.[104] Ancak Rusya, kaosu Kürt kontrolündeki bölgede ve yakınında kendini kökleştirmek, Türkiye ve SDG ile bağlar kurmak için kullandı.[105] Erdoğan aynı şeyi tekrar deneyebilir. Yeni başkan iki kez kandırılmaya direnmelidir. Dahası, bu tarihsel örnek, Trump Beyaz Saray’ının kendini ne kadar izole etmeye çalışırsa çalışsın, Suriye’den çekilmenin teoride pratikten çok daha zor olduğunu gösteriyor.

Sonuç

Ortadoğu’nun “yeni anormalliği” nihayet Suriye’ye ulaştı. Neredeyse herkesin beklentisine karşı, yozlaşmış, despotik ve cani Esad rejimi artık yok. Bu, ülkenin bölgesel trendlere direnme geçmişi göz önüne alındığında daha da şaşırtıcı. İsrail, 1980’ler ve 1990’larda Mısır, Ürdün ve hatta FKÖ ile barış anlaşmaları yaptı. Birçok kişi Suriye’nin sırada olduğunu tahmin etti. Öyle olmadı.[106] Daha yakın zamanda, halk protestoları Tunus, Mısır ve Libya’daki otokratları devirdiğinde, dünya liderleri Esad için zamanın dolduğunu ilan etti.[107] Yine de Suriye trendi bir kez daha alt üst etti. Rusya ve İran tarafından onaylanan ve etkinleştirilen kitlesel öldürme ve totaliter terörizm sayesinde Esad, Suriye’de bir Arap Baharı ihtimalini ortadan kaldırmak için 600 binden fazla vatandaşını feda etti. Ancak Aralık 2024’teki olayların gösterdiği gibi, Esad ayaklanmayı bastırdı ama sona erdiremedi.

Suriye iç savaşı yeni bir aşamaya giriyor. Ancak bitmedi. Sahada, çelişkili çıkarlar ve hedeflere sahip çok sayıda silahlı grup var. Suriye birleşik mi kalacak yoksa rakip etno-dini topluluklara mı bölünecek? Laik mi yoksa dini bir devlet mi olacak? Yurtdışındaki milyonlarca Suriyeli mülteci yeni, istikrarlı bir ülke inşa etmeye yardım mı edecek, yoksa toplu bir dönüş zaten sınırlı kaynakları zorlayarak iç çatışmayı yeniden mi alevlendirecek? Suriye halkı kaderini kendi ellerine alabilir mi, yoksa gelecekleri, dış aktörler tarafından mı belirlenecek? Tüm bu sorular ülkenin geleceği için kritik ve hepsi basit cevaplara direniyor. Suriye karmaşık bir yer ve öyle kalmaya devam edecek. Buna uygun olarak, incelikli politika yapımı ve sahadaki farklı ya da karşıt aktörlerle temkinli bir angajman gerektiriyor.

Biden yönetimi, Suriye’ye yönelik yaptırımları tamamen kaldırmadan gevşetmekte haklıydı. Ancak bu, ülkenin yeniden inşasının tüm faturasını ödemesi gerektiği anlamına gelmez. Bunların çoğu ikincil yaptırımlardı, yani ABD dışı aktörler bile ihlal ettikleri için cezalandırılabilirdi.[108] Feragatler, Körfez Arap güçlerinin Suriye’nin yeniden inşasını finanse etmesine izin veriyor. Suriye ne kadar erken toparlanırsa, istikrarsızlık kaynağı olma olasılığı o kadar azalır. Bu, harcamalardan ve dış müdahaleden çekinen bir Trump Beyaz Saray’ının hoş karşılaması gereken bir şey.

Suriye’ye şimdi biraz yaptırım rahatlığı sağlamak ve gelecekte daha fazlasını vaat etmek doğru politikadır. Gözlemciler, Şara’nın bir kadının elini sıkıp sıkmayacağına[109] daha az takılmalı ve HTŞ’nin Suriye’yi mezhepçi şiddet ve istikrarsızlıktan uzaklaştırma yeteneğini ve istekliliğini izlemeye ve teşvik etmeye daha çok odaklanmalıdır. Şimdiye kadar işaretler olumlu. Ancak politikacılar HTŞ’nin gerçekte acımasız bir geçmişi olan ve Esad sonrası Suriye’de gücünü almak, tutmak ve maksimize etmek için sert bir arzusu olan bir İslamcı hareket ne olduğu konusunda açıkgözlü olmalı. Bu son özellik, ilkini ılımlı hale getirmek için kullanılabilir. Suriye’nin işlev görmesi için yaptırımların kaldırılmasına ihtiyacı var; HTŞ’nin pozisyonunu meşrulaştırmak ve sürdürmek için buna ihtiyacı var. Bu nedenle ABD ve Avrupa Birliği’nin kritik rolleri var: Amerikan müttefikleri de dahil olmak üzere Ortadoğu devletleri, İslamcı ve otoriter eğilimler sergileyen yeni bir hükümetle çok daha rahat olabilir. Ancak bu tehlikeli bir emsal olur, çünkü HTŞ’nin köklerine dönmesine izin vermek Suriye’yi ve bölgesel komşularını daha az istikrarlı hale getirir ve mezhep çatışmasını daha olası kılar.

HTŞ muhtemelen Suriye ordusunu yeniden inşa etmek için silah ve askeri teçhizat isteyecektir. Washington şimdilik bu talebe direnmeli ve Ortadoğu’daki ortaklarını da aynı şeyi yapmaya zorlamalıdır. HTŞ, milislerinin farklı bölgelere aşırı yayılma riski altında, ancak onlara şiddet yoluyla iradesini dayatmak yerine bunu diğer milis gruplarla entegre olup çalışarak hafifletmeye teşvik edilmeli. Daha fazla silah sağlamak Suriye’yi daha iyi bir yer haline getirmeyeceği gibi HTŞ’yi ılımlı olmaya teşvik de etmeyecektir. ABD, Suriye’yi devlet terörizmini himaye eden ülkeler listesinden çıkarma şartını, yeni hükümetin ülkedeki yabancı milislerden bazılarını kontrol etmesi ve en şiddet yanlısı olanları uzaklaştırabileceği ya da tutuklayabileceğini göstermesine bağlı kılmalıdır. Öte yandan, HTŞ’nin Ocak 2025’te devrimi ihraç etme çağrısı yapan yabancı bir cihatçıyı tutuklaması olumlu bir işaret.[110] Diğer yandan, HTŞ’nin yakın zamanda en az altı yabancı milis liderini Savunma Bakanlığı’nda üst düzey pozisyonlara atama kararı endişe verici.[111] Ancak bu, yeni hükümetin onları kontrol etme ve entegre etme girişimi de olabilir. Bu nedenle Washington’ın politikalarını daha fazla değiştirmeden önce bekleyip görmesi mantıklı.

En önemlisi, yalnızca ABD, kilit bölgesel müttefikleri Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimleri azaltabilir ve her birinin Suriye’yi diğerini provoke etmek için kullanmasını durdurabilir. İç ve dış istikrarı teşvik etmek için, yeni Suriye hükümeti Türkiye’nin tercih ettiğinden daha az militarize ve kontrol edici, ancak İsrail’in istediğinden daha güçlü olmalıdır. Ayrıca, Moskova ve Tahran’ın Suriye’de artık hiçbir güç ve nüfuz sahibi olmadığı iddiaları tehlikeli derecede naiftir. ABD’nin doğu Suriye’den çekilmesi, Türkiye’nin SDG’ye karşı istikrarsızlaştırıcı bir saldırı başlatması için yeşil ışık olur. Ayrıca, özellikle son Trump yönetimi tüm Amerikan güçlerini ülkeden çıkarmaya çalışırsa Rusya ve İran’a Suriye’de kendilerini yeniden kurma şansı verebilir; SDG daha önce her ikisiyle de çalıştı.[112] Suriye’de askerleri bulunan üç yabancı devletten -Türkiye, İsrail ve ABD- şu anda en olumlu rolü oynayan sonuncusu. Bu nedenle ABD’nin çekilmesi, yalnızca Suriye için değil, tüm bölge için bir felaket olurdu.

ABD ve diğer Batılı güçler için kolay bir yol yok, ama kolay bir çıkış da yok. Suriye’de olanlar, daha geniş stratejik endişelerin nasıl oynayacağını etkileyecek. Avrupa’ya mülteci akınlarından İran’ın nükleer silah arayışına ve 7 Ekim sonrası genişleyen savaşlara kadar, bu sorunların her biri, Esad sonrası Suriye’de gelişebilecek olaylarla hafifletilebilir ya da kötüleşebilir. Trump yönetimi, ABD’nin Suriye’deki bugün ve gelecekteki rolünün kaçınılmaz olduğunu ve kendi çıkarları için vazgeçilmez olduğunu kabul etmekte iyi eder.

Teşekkür

Yazar, Charles Üniversitesi’nden, UNCE 24/SSH/018 (Prag Barış Araştırma Merkezi II) hibesiyle sağlanan fonu takdirle anmaktadır.

Dipnotlar

[1] Neve Gordon, “İsrail’in ‘En Ahlaki Ordu’ olduğu efsanesi,” Al Jazeera, 16 Ekim 2023, https://www.aljazeera.com/opinions/2023/10/16/the-myth-of-israels-most-moral.
[2] Hassan Hassan ve Michael Weiss, “İsrail’in Suriye’de İran’a Karşı Gölge Savaşı’nın İç Yüzü,” New Lines Magazine, 16 Aralık 2024, https://newlinesmag.com/reportage/inside-israels-shadow-war-against-iran-in-syria.
[3] Ari Heistein ve Elisha Stoin, “Görmezden Gelinen Husilerin İsrail’e Tehdidi,” Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü, 27 Nisan 2021, https://www.inss.org.il/publication/the-houthi-threat-to-israel.
[4] Sam Dagher, Ya Esad kalır ya da Ülkeyi Yakarız: Bir Ailenin Güç Hırsı Suriye’yi Nasıl Yok Etti (Boston: Little, Brown and Company, 2019); William Christou, “‘Ordu Sadece Kaçtı’: Beşar Esad Suriye’deki Acımasız Egemenliğini Nasıl Kaybetti,” The Guardian, 14 Aralık 2024, https://www.theguardian.com/world/2024/dec/14/the-army-just-ran-away-how-basharal-assad-lost-his-brutal-grip-on-syria.
[5] Al Jazeera, “Suriye Çatışması Aslında İki boyutludur,” 4 Aralık 2024, https://www.aljazeera.com/program/quotable/2024/12/4/syrian-conflict-is-actually-two; Patrick Sykes ve Selcan Hacaoglu, “Suriye İsyancıları Rusya Yardımı Olmadan Esad’ı Beklerken Sonraki Hedefi Gözüne Kestirdi,” BNN Bloomberg, 6 Aralık 2024, https://www.bnnbloomberg.ca/business/international/2024/12/06/syrian-rebels-eye-next-prize-while-assad-awaits-russia-and-iran.
[6] Patrick Wintour, “Esad’ın Düşüşü ABD ve İsrail Tarafından Planlandı, İran Dini Lideri İddia Ediyor,” The Guardian, 11 Aralık 2024, https://www.theguardian.com/world/2024/dec/11/iran-supreme-leader-khamanei-assad-syria-downfall-us-israel-plan-claim.
[7] Reuters, “Suriye’de Neler Oluyor ve Kimler Savaşıyor?” 3 Aralık 2024, https://www.reuters.com/world/middle-east/who-is-fighting-syria-why-2024-12-02; David Gritten, “Suriye’de Neler Oldu ve Kim Sorumlu?” BBC News, 9 Aralık 2024, https://www.bbc.com/news/articles/c99x0l1d432o.
[8] The Times of Israel, “İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Suriye İsyancı Liderini ‘Kuzu Postuna Bürünmüş Kurt’ Olarak Adlandırdı,” 17 Aralık 2024, https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/israels-deputy-fm-calls-syrian-rebel-leader-a-wolf-in-sheeps-clothing; Tom Bateman, “Trump Suriye’nin ‘Bizim Savaşımız Olmadığını’ Söylüyor. Dışarıda Kalmak O Kadar Kolay Olmayabilir,” BBC News, 12 Aralık 2024, https://www.bbc.com/news/articles/c0j1z5ylgjjo.
[9] Alastair Bryburgh, “Sorun Sorun Değil, Çözüm Sorundur,” Forbes, 10 Şubat 2015, https://www.forbes.com/sites/alastairdryburgh/2015/02/10/the-problem-is-not-the-problem-the-solution-is-the-problem.
[10] Sudra Perera, “Dışlanmışların Metodolojisi: Doğu DRC’de Komplo Söylemi,” Barış İnşası, 2024, https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/21647259.2024.2321837.
[11] Rob Picheta ve Helen Regan, “Onlarca Yıllık Acımasız Yönetimden Sonra Beşar Esad’ın Rejimi Devrildi. Bilmeniz Gerekenler Burada,” CNN, 9 Aralık 2024, https://edition.cnn.com/2024/12/09/middleeast/syria-assad-rebels-explainer-intl-hnk/index.html; Maya Gebeily ve Timour Azhari, “Suriye İsyancıları Esad’ı Devirdi, Rusya’ya Kaçtı, Ortadoğu’da Sarsıntı,” Reuters, 8 Aralık 2024, https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-rebels-celebrate-captured-homs-set-sigHTŞ-damascus-2024-12-07/; Willem Marx, “Esad Rusya’da Sığınma Hakkı Aldı, İsyancılar Suriye Başkentini Ele Geçirdi,” NPR, 8 Aralık 2024, https://www.npr.org/2024/12/07/g-s1-37354/syrian-government-appears-to-have-fallen-in-stunning-end-to-long-rule-of-assad-family.
[12] Bahar Makooi, “Suriye’yi Süpüren HTŞ İsyancı Grubu Cihatçı İmajını Sarsmaya Çalışıyor,” France 24 News, 5 Aralık 2024, https://www.france24.com/en/middle-east/20241205-HTŞ-rebel-group-sweeping-syria-tries-to-shed-its-jihadist-image.
[13] John Haltiwanger, “Esad’ı Devren Adam Hakkında Bilinmesi Gerekenler,” Foreign Policy, 11 Aralık 2024, https://foreignpolicy.com/2024/12/11/syria-rebel-leader-jolani-HTŞ-al-qaeda-islamic-state-isis.
[14] Ömer Özkizilcik, “Suriye Geçiş Projesine Meydan Okuyor,” Cenevre Güvenlik Politikası Merkezi, Ekim 2020, https://dam.gcsp.ch/files/doc/SMO-structure-function-damascus.
[15] Rayhan Uddin, “Suriye Ulusal Ordusu: İsyancılar, Haydutlar mı yoksa Türk Vekilleri mi?” Middle East Eye, 7 Aralık 2024, https://www.middleeasteye.net/news/who-are-syrian-national-army.
[16] Uzay Bulut, “Türkiye Suriye’ye Cihatçı Terörünü Serbest Bırakıyor,” JNS, 5 Aralık 2024, https://www.jns.org/turkey-unleashes-jihadist-terror-on-syria.
[17] Ömer Özkizilcik, “Türkiye Suriye’deki İsyancı Taarruzdan Ne Kazanıyor?” The Atlantic Council, 5 Aralık 2024, https://www.atlanticcouncil.org/blogs/menasource/syria-turkey-rebel-offensive.
[18] Stavroula Pabst, “Güç Boşluğunda ABD Güçleri Hâlâ Suriye İçinde Savaşıyor,” Responsible Statecraft, 10 Aralık 2024, https://responsiblestatecraft.org/us-military-airstrikes-syria.
[19] Charles Lister, “Amerika Suriye’den Çekilmeyi Planlıyor ve Bir Felaket Yaratıyor,” Foreign Policy, 24 Ocak 2024, https://foreignpolicy.com/2024/01/24/america-is-planning-to-withdraw-from-syria-and-create-a-disaster.
[20] Ido Levy, “Esad Sonrası Suriye’de SDG’yi Desteklemek,” Yakın Doğu Politikası için Washington Enstitüsü, 13 Aralık 2024, https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/supporting-SDG-post-assad-syria.
[21] Henry J. Barkey, “Türkiye Suriye İç Savaşında Ne Rol Oynuyor?” Dış İlişkiler Konseyi, 6 Aralık 2024, https://www.cfr.org/expert-brief/what-role-turkey-playing-syrias-civil-war.
[22] Sky News, “Suriye’deki Farklı İsyancı Gruplar Kimler ve Hangi Bölgeleri Kontrol Ediyorlar?” 9 Aralık 2024, https://news.sky.com/story/who-are-the-different-rebel-groups-in-syria-and-what-territory-do-they-control-13270302.
[23] Ahmad Sharawi, “Şam’ı Kim Özgürleştirdi? Güney Operasyon Odası’nın Ortaya Çıkışını Çözmek,” The Long War Journal, 9 Aralık 2024, https://www.longwarjournal.org/archives/2024/12/analysis-who-liberated-damascus-unpacking-the-southern-operations-rooms-emergence.php.
[24] Savaş Çalışmaları Enstitüsü, “İran Güncellemesi,” 7 Ocak 2025, https://www.understandingwar.org/backgrounder/iran-update-january-7-2025.
[25] The New Arab, “Suriye’nin fiili lideri Şara Kürtlerle görüşmeler yaptı,” 31 Aralık 2024, https://www.newarab.com/news/syrias-de-facto-leader-al-sharaa-holds-talks-kurds.
[26] Charles Lister, “Sıfır Saatine Yaklaşırken—Suriye birleşip SDG ile büyük bir çatışmadan kaçınabilir mi?” Syria Weekly, 22 Ocak 2025, https://www.syriaweekly.com/p/approaching-zero-hour-can-syria-unify.
[27] Savaş Çalışmaları Enstitüsü, “İran Güncellemesi,” 31 Aralık 2024, https://understandingwar.org/backgrounder/iran-update-december-31-2024.
[28] France 24 News, “Suriye’nin Yeni Lideri Ahmed Şara Devletin Tüm Silahları Kontrol Edeceğini Söylüyor,” 24 Aralık 2024, https://www.youtube.com/watch?v=46ITTMOqzDo.
[29] Al Jazeera, “İtalya Dışişleri Bakanı Suriye’yi Ziyaret Ederek Esad Sonrası Geçişi Destekledi,” 10 Ocak 2025, https://www.youtube.com/watch?v=y2G177AJi2A; Al Jazeera, “Fransız ve Alman dışişleri bakanları Suriye’nin fiili yöneticileriyle buluştu,” 3 Ocak 2025, https://www.aljazeera.com/news/2025/1/3/french-german-foreign-ministers-visit-damascus-to-meet-syrias-new-rulers.
[30] James Horncastle, “Beşar Esad’ın Düşüşü Neden Suriye’de Barışa Yol Açması Pek Olası Değil,” The Conversation, 8 Aralık 2024, https://theconversation.com/why-the-fall-of-bashar-al-assad-is-unlikely-to-lead-to-peace-in-syria-245543.
[31] Sirwan Kajjo, “Esad Sonrası Suriye Birleşik Bir Ordu İnşa Etmede Zorluklarla Karşı Karşıya,” Voice of America, 6 Ocak 2025, https://www.voanews.com/a/post-assad-syria-faces-challenges-in-building-unified-military-/7926490.html.
[32] Savaş Çalışmaları Enstitüsü, “İran Güncellemesi,” 24 Aralık 2024, https://www.understandingwar.org/backgrounder/iran-update-december-24-2024.
[33] The Wall Street Journal, “Esad Rusya’ya Kaçtı, İsyancılar Şam’ı Ele Geçirdi,” 8 Aralık 2024, https://www.wsj.com/livecoverage/syria-civil-war-damascus; Amit Baruah, “Suriye Uzun Bir İstikrarsızlık Dönemine Bakıyor,” The Hindu, 16 Aralık 2024, https://frontline.thehindu.com/world-affairs/syria-conflict-bashar-assad-HTŞ-west-asia-turkiye-iran-iraq-russia-israel-palestine-interview-talmiz-ahmad/article68991662.ece.
[34] Mackenzie Holtz, “Aşırılığı Açıklamak: Hayat Tahrir el-Şam (HTŞ),” Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi, 3 Ağustos 2023, https://www.csis.org/blogs/examining-extremism/examining-extremism-hayat-tahrir-al-sham-HTŞ.
[35] Raya Jalabi ve Andrew England, “Suriye İsyancıları Dronlar ve Güdümlü Füzelerin Yapıcıları Nasıl Oldu,” The Financial Times, 5 Aralık 2024, https://www.ft.com/content/aaa80cd0-d75e-41cf-811d-20e6ecd230f8.
[36] Barbara Plett-Usher ve Kathryn Armstrong, “Esad Karşıtı İsyancılar Güney Suriye Bölgesinin Çoğunu Aldı—Raporlar,” BBC News, 7 Aralık 2024, https://www.bbc.com/news/articles/cn0x1n996z4o; Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, “İsyancıların Şehir İlerleyişinde Başarısız Olması Ortasında, Hama Şehrinin Çevresindeki Cephe Hatlarında Şiddetli Çatışmalar Devam Ediyor ve Rejim Güçleri Doğu Kırsalında Bir Kasabayı Geri Aldı,” 5 Aralık 2024, https://www.syriahr.com/en/350637.
[37] France 24 News, “Esad Rejimi Suriye’de Neden Çöktü—ve Neden Bu Kadar Hızlı,” 8 Aralık 2024, https://www.france24.com/en/middle-east/20241208-why-the-assad-regime-collapsed-in-syria-and-why-so-fast.
[38] Yaniv Kubovich, “Yeni Suriye Cephesine Konuşlanan İsrailli Askerler Geleceğin Ne Getireceğini Söyleyemiyor,” Haaretz, 11 Aralık 2024, https://www.haaretz.com/middle-east-news/2024-12-11/ty-article-magazine/.premium/israeli-soldiers-deployed-on-the-new-syrian-front-cant-say-what-the-future-holds/00000193-b6f8-dd53-a3f3-f7fb03ff0000.
[39] Gonul Tol, “Türkiye Suriye İç Savaşını Nasıl Kazandı,” Foreign Affairs, 11 Aralık 2024, https://www.foreignaffairs.com/turkey/how-turkey-won-syrian-civil-war.
[40] Sky News, “Esad’ın Düşüşü ‘Şaşırtıcı Değil’ Çünkü İran Suriye’yi ‘Otobüsün Altına Attı,’” 8 Aralık 2024, https://news.sky.com/story/assad-fall-not-surprising-as-russia-and-iran-decided-to-throw-syria-under-the-bus-13269400.
[41] Al Jazeera, “Suriye Çatışması Aslında İki Taarruzdur”; Sharawi, “Şam’ı Kim Özgürleştirdi?”
[42] Aaron A. Zeilin, “Suriye’nin ‘Çeşitliliğe Dost’ Cihatçıları Bir Devlet İnşa Etmeyi Nasıl Planlıyor,” Yakın Doğu Politikası için Washington Enstitüsü, 3 Aralık 2024, https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/how-syrias-diversity-friendly-jihadists-plan-building-state; Al Jazeera, “Suriye’nin Geçici Hükümeti Hakkında Bilinmesi Gerekenler,” 15 Aralık 2024, https://www.aljazeera.com/news/2024/12/15/what-to-know-about-syrias-new-caretaker-government.
[43] Reuters, “Suriye’nin yeni liderleri Esad’ın polisini yeniden inşa etmek için İslami hukuka yöneliyor,” The Straits Times, 24 Ocak 2025, https://www.straitstimes.com/world/middle-east/syrias-new-leaders-turn-to-islamic-law-in-effort-to-rebuild-assads-police.
[44] Al Jazeera, “Fransız ve Alman Dışişleri Bakanları.”
[45] Arab News, “Suriye Kamu Sektörü Maaşlarını Enflasyon Yükselirken Artırıyor,” 6 Şubat 2024, https://www.arabnews.com/node/2454661/middle-east; Enab Baladi, “İdlib: Kurtuluş Hükümeti Çalışanlarının Maaşlarının Yarısını Kesti,” 15 Ekim 2024, https://english.enabbaladi.net/archives/2024/10/idlib-salvation-govt-deducts-half-of-its-employees-salaries.
[46] Tol, “Türkiye Nasıl Kazandı.”
[47] Aaron Y. Zeilin, “Yeni Suriye Hükümetinin Bir Aylık Diplomasisi,” Jihadology+, 9 Ocak 2025, https://www.jihadologyplus.com/p/one-month-of-the-new-syrian-governments.
[48] Mostafa Salem, “Suriye’nin İsyancı Lideri Radikal Cihatçıdan Blazer Giyen ‘Devrimci’ye Nasıl Döndü,” CNN, 6 Aralık 2024, https://edition.cnn.com/2024/12/06/middleeast/syria-HTŞ-al-jolani-profile-intl/index.html.
[49] Özkizilcik, “Türkiye Ne Kazanıyor?”
[50] Haaretz, “‘Onlar Siyonist Değil’: Suriye İsyancıları Esad’ı Nasıl Devirdi ve Bu İsrail İçin Ne Anlama Geliyor,” 10 Aralık 2024, https://www.haaretz.com/israel-news/podcasts/2024-12-10/ty-article-podcast/theyre-no-zionists-how-syrias-rebels-toppled-assad-and-what-it-means-for-israel/00000193-ad68-d6c1-a5fb-ffea61d40000.
[51] Sebastian Usher ve Ian Casey, “ABD Yetkilileri Zafer Kazanan Suriye İsyancılarıyla ‘Doğrudan Temasta,’” BBC News, 15 Aralık 2024, https://www.bbc.com/news/articles/c5y46713z21o.
[52] Jacques Semmelman, “ABD Suriye’ye Ekonomik Yaptırımları Hafifletiyor,” The National Law Review, 8 Ocak 2025, https://natlawreview.com/article/us-eases-economic-sanctions-syria.
[53] Salem, “Suriye’nin İsyancı Lideri.”
[54] Zeilin, “Suriye’nin ‘Çeşitliliğe Dost’ Cihatçıları.”
[55] France 24 News, “HTŞ’nin İdlib’deki Sicili ‘Hiçbir Şekilde Liberal Demokrasi Değil,’ Analist Diyor,” 10 Aralık 2024, https://www.france24.com/en/tv-shows/a-propos/20241210-

[56] Charles Lister, “Hayat Tahrir el-Şam: Cihatçılıktan Yönetime Geçiş,” Ortadoğu Enstitüsü, 12 Aralık 2024, https://www.mei.edu/publications/hayat-tahrir-al-sham-jihadism-governance.  

[57] Makooi, “HTŞ İsyancı Grubu Cihatçı İmajını Sarsmaya Çalışıyor.”  

[58] Enab Baladi, “İdlib’de Alışveriş Merkezi Açılışı HTŞ İçinde Tartışmalara Yol Açtı,” 18 Ocak 2025, https://english.enabbaladi.net/archives/2025/01/idlib-mall-opening-sparks-debate-within-HTŞ.  

[59] İnsan Hakları İzleme Örgütü, “Suriye: HTŞ’nin Savaş Suçları Sicili,” 10 Aralık 2024, https://www.hrw.org/news/2024/12/10/syria-HTŞ-war-crimes-record.  

[60] Al Jazeera, “Suriye’nin Yeni Liderleri Seçimlerin Dört Yıl Ertelenebileceğini Söylüyor,” 15 Ocak 2025, https://www.aljazeera.com/news/2025/1/15/syrias-new-leaders-say-elections-could-be-delayed-four-years.  

[61] Semmelman, “ABD Suriye’ye Ekonomik Yaptırımları Hafifletiyor.”  

[62] Anna Borshchevskaya, “Rusya’nın Suriye’deki Askeri Varlığı: Stratejik Bir Perspektif,” Yakın Doğu Politikası için Washington Enstitüsü, 5 Ocak 2025, https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/russias-military-presence-syria-strategic-perspective.  

[63] Lina Khatib, “İran’ın Suriye’deki Yatırımları: Maliyetler ve Kazanımlar,” Chatham House, 9 Aralık 2024, https://www.chathamhouse.org/2024/12/irans-investments-syria-costs-and-gains.  

[64] Sky News, “Esad’ın Düşüşü ‘Şaşırtıcı Değil.’”  

[65] Savaş Çalışmaları Enstitüsü, “İran Güncellemesi,” 10 Aralık 2024, https://www.understandingwar.org/backgrounder/iran-update-december-10-2024.  

[66] Borshchevskaya, “Rusya’nın Suriye’deki Askeri Varlığı.”  

[67] Reuters, “Rusya Suriye’deki Üst Düzey Generalini Görevden Aldı,” 6 Aralık 2024, https://www.reuters.com/world/middle-east/russia-sacks-senior-general-syria-2024-12-06.  

[68] Matthew Levitt, “Hizbullah’ın Suriye’deki Rolü: Tükenmiş Bir Güç,” Yakın Doğu Politikası için Washington Enstitüsü, 11 Aralık 2024, https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/hezbollahs-role-syria-exhausted-force.  

[69] Al Jazeera, “Rusya HTŞ ile Görüşmeler Yapıyor, Suriye’deki Üslerini Korumayı Hedefliyor,” 12 Ocak 2025, https://www.aljazeera.com/news/2025/1/12/russia-holds-talks-HTŞ-aims-keep-syria-bases.  

[70] Middle East Monitor, “İran Ürdün’deki Suriye Konferansından Dışlandı, Irak Vekaleten Katıldı,” 15 Aralık 2024, https://www.middleeastmonitor.com/20241215-iran-excluded-from-jordan-syria-conference-iraq-attends-proxy.  

[71] Fars Haber Ajansı, “IRGC Yetkilisi: Suriye Politikalarımız Henüz Kesinleşmedi,” 7 Ocak 2025, https://www.farsnews.ir/en/news/14031017000345.  

[72] Savaş Çalışmaları Enstitüsü, “İran Güncellemesi,” 14 Ocak 2025, https://www.understandingwar.org/backgrounder/iran-update-january-14-2025.  

[73] Khatib, “İran’ın Suriye’deki Yatırımları.”  

[74] Al-Monitor, “İsrail’in Suriye’deki Niyetleri Hakkında Spekülasyonlar Artıyor,” 10 Aralık 2024, https://www.al-monitor.com/originals/2024/12/speculation-grows-over-israels-intentions-syria.  

[75] The Times of Israel, “İsrail Suriye İçinde 400 Kilometrekarelik Alanı İşgal Etti,” 15 Aralık 2024, https://www.timesofisrael.com/israel-occupies-400-sq-km-inside-syria.  

[76] Yaniv Kubovich, “İsrail Suriye’deki Eski Rejim Altyapısını Yok Etmeyi Hedefliyor,” Haaretz, 12 Aralık 2024, https://www.haaretz.com/israel-news/2024-12-12/ty-article/israel-aims-destroy-syrias-former-regime-infrastructure.  

[77] Al-Monitor, “İsrail’in Suriye’deki Niyetleri.”  

[78] Google Haritalar, “Şam ile Golan Tepeleri Arasındaki Mesafe,” erişim tarihi 20 Ocak 2025, https://www.google.com/maps.  

[79] Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi, “Gazze Şeridi: Genel Bakış,” erişim tarihi 20 Ocak 2025, https://www.ochaopt.org/content/gaza-strip-overview.  

[80] Judah Ari Gross, “IDF’nin Yedek Güçleri: İsrail’in Askeri Omurgası,” Jerusalem Post, 10 Ekim 2024, https://www.jpost.com/israel-news/idf-reserve-forces-israels-military-backbone-2024-10-10.  

[81] Nir Hasson, “İsrail’deki Dürziler: Güvenlik ve Siyasetteki Rolleri,” Haaretz, 5 Ocak 2025, https://www.haaretz.com/israel-news/2025-01-05/ty-article/druzes-in-israel-role-security-politics.  

[82] Michael Herzog, “İsrail’in Statüko Stratejisi: Komşularla Caydırıcılık,” Dış İlişkiler Konseyi, 15 Mart 2023, https://www.cfr.org/article/israels-status-quo-strategy-deterrence-neighbors.  

[83] Natan Sachs, “İsrail’in Revizyonist Dönüşü,” Brookings Enstitüsü, 10 Ocak 2025, https://www.brookings.edu/articles/israels-revisionist-turn.  

[84] The New York Times, “Netanyahu’nun Çok Cepheli Stratejisi,” 8 Ocak 2025, https://www.nytimes.com/2025/01/08/world/middleeast/netanyahu-multi-front-strategy.html.  

[85] Reuters, “Cebhet el-Nusra Hader Köyüne Saldırdı,” 3 Kasım 2017, https://www.reuters.com/article/nusra-attacks-hader-village-2017-11-03.  

[86] The Times of Israel, “İsrail Golan’daki Yerleşimci Sayısını İkiye Katlama Planını Duyurdu,” 10 Aralık 2024, https://www.timesofisrael.com/israel-announces-plan-double-settlers-golan.  

[87] France 24 News, “Suriye’nin Yeni Lideri Ahmed Şara.”  

[88] Savaş Çalışmaları Enstitüsü, “İsrail Güncellemesi,” 15 Ocak 2025, https://www.understandingwar.org/backgrounder/israel-update-january-15-2025.  

[89] Gili Cohen, “Golan Tepeleri: İsrail’in Tampon Bölge Gerekçesi,” Haaretz, 20 Haziran 2017, https://www.haaretz.com/israel-news/2017-06-20/ty-article/golan-heigHTŞ-israels-buffer-zone-rationale.  

[90] Donald J. Trump, Twitter gönderisi, 7 Aralık 2024, https://twitter.com/realDonaldTrump/status/1869437203948576769.  

[91] Stephen Zunes, “ABD Müdahaleciliği: Felaket Sicili,” Foreign Policy in Focus, 5 Ocak 2025, https://fpif.org/us-interventionism-disastrous-record.  

[92] The Economist, “Suriye’nin İsyancı Zaferi Irak’taki Kaosa Kıyasla Düzenli Görünüyor,” 14 Aralık 2024, https://www.economist.com/middle-east-and-africa/2024/12/14/syrias-rebel-victory-looks-orderly-compared-with-iraqs-chaos.  

[93] Twitter, “Suriye Halkının Zaferi,” çeşitli kullanıcı gönderileri, 8-15 Aralık 2024, https://twitter.com/search?q=syrian+people+victory.  

[94] Energy Information Administration, “Suriye’nin Petrol Bağımlılığı,” 10 Kasım 2023, https://www.eia.gov/international/analysis/country/SYR.  

[95] Peter Beaumont, “Suriye’nin Kaptagon Ticaretindeki Rolü,” The Guardian, 12 Mayıs 2023, https://www.theguardian.com/world/2023/may/12/syrias-role-captagon-trade.  

[96] Reuters, “Katar ve Suudi Arabistan Suriye Yeniden İnşasına Fon Sağlıyor,” 15 Ocak 2025, https://www.reuters.com/world/middle-east/qatar-saudi-arabia-fund-syria-reconstruction-2025-01-15.  

[97] Özkizilcik, “Türkiye Ne Kazanıyor?”  

[98] Lister, “Amerika Suriye’den Çekilmeyi Planlıyor.”  

[99] Sinan Ülgen, “Türkiye’nin Revizyonist Dış Politikası,” Carnegie Avrupa, 10 Ocak 2025, https://carnegieeurope.eu/2025/01/10/turkey-s-revisionist-foreign-policy-pub-91432.  

[100] Sachs, “İsrail’in Revizyonist Dönüşü.”  

[101] Michael Oren, “İsrail’in Stratejik Derinlik Arayışı,” Foreign Affairs, 15 Kasım 2024, https://www.foreignaffairs.com/israel/israels-quest-strategic-depth.  

[102] Savaş Çalışmaları Enstitüsü, “Türkiye Güncellemesi,” 20 Ocak 2025, https://www.understandingwar.org/backgrounder/turkey-update-january-20-2025.  

[103] Trump, Twitter gönderisi.  

[104] The Washington Post, “Trump Erdoğan’ı Azarladı, Suriye’den Çekilmeyi Tersine Çevirdi,” 15 Ekim 2019, https://www.washingtonpost.com/politics/2019/10/15/trump-rebuked-erdogan-reversed-syria-withdrawal.  

[105] Lister, “Amerika Suriye’den Çekilmeyi Planlıyor.”  

[106] Aaron David Miller, “Suriye Neden Barış Sürecine Katılmadı,” Carnegie Endowment, 10 Mart 2020, https://carnegieendowment.org/2020/03/10/why-syria-didn-t-join-peace-process-pub-81234.  

[107] The New York Times, “Arap Baharı Sırasında Dünya Liderleri Esad’ın Sonunun Geldiğini Söyledi,” 15 Şubat 2012, https://www.nytimes.com/2012/02/15/world/middleeast/world-leaders-say-assads-end-near.html.  

[108] U.S. Department of Treasury, “Suriye Yaptırımları: İkincil Yaptırımlar,” 10 Aralık 2024, https://home.treasury.gov/policy-issues/financial-sanctions/sanctions-programs-and-country-information/syria-sanctions.  

[109] Salem, “Suriye’nin İsyancı Lideri.”  

[110] The New Arab, “HTŞ Yabancı Cihatçıyı Devrim İhracı Çağrısından Dolayı Tutukladı,” 15 Ocak 2025, https://www.newarab.com/news/HTŞ-arrests-foreign-jihadist-over-revolution-export-call.  

[111] Savaş Çalışmaları Enstitüsü, “Suriye Güncellemesi,” 20 Ocak 2025, https://www.understandingwar.org/backgrounder/syria-update-january-20-2025.  

[112] Lister, “Amerika Suriye’den Çekilmeyi Planlıyor.” 

İslam Özkan
İslam Özkanhttps://www.ekopolitik.org.tr/
1996 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. Yüksek Lisansını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Bölümünde, Doktorasını ise Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Ortadoğu Sosyolojisi ve Antropolojisi bölümünde tamamladı. Bir dönem yayıncılık alanında faaliyet gösterdi. Ardından Filistinhaber, Time Türk, Dünya Bülteni, Birleşik Basın gibi internet sitelerinde editörlük; TRT Arapça, TV 5, Kudüs TV, Kanal On4 televizyonlarda haber müdürlüğü ve dış haberler müdürlüğünün yanısıra dış politika dahil farklı konulara ilişkin TV programları yaptı. Bir dönem Yemen el Mesire TV’nin Türkiye temsilciliğini üslendi. Röportaj, yazı ve çevirileri Gazeteduvar, Politikyol ve Yeni Arayış gibi mecralarda yayınlandı/yayınlanmaktadır.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

Suriye’de Kaos Tehdidi: Azınlık Korkuları ve Yönetim Krizi Üzerine...

Suriye’de 2011 yılında başlayan halk ayaklanmaları, ülkenin toplumsal yapısının karmaşıklığını, etnik yapılar arasındaki fay hatlarının derinliğini ve politik...