ABD’nin yıllık üretiminin parasal değeri 29.2 trilyon dolar… 112 trilyon dolarlık toplam dünya üretiminin üçte birine yakın.
Çin’in toplam yıllık üretimi ise 18.3 trilyon dolar.
Türkiye de yıllık 1.3 trilyon dolarlık üretim yapmakta.
Türkiye’de geçen hafta milyonlar, “asgari ücret” artışının peşinde sürüklenmekteydi.
ABD ise Trump’ın “çip kararnamesini” tartışıyordu.
Çin medyası ise ABD Güvenlik Belgesi’ndeki keskin değişimi çip üzerinden yorumladı.
***
21. yüzyıla geçebilmiş ülkelerdeki konular, çip üretimi ve robotlar etrafında sabitlenmiş durumda.
Ve bu teknolojilerin hukuku da hızla oluşuyor.
Örneğin ABD’de eyaletler, yapay zeka güvenliği konusunda kendi yasalarını çıkararak federal düzenlemelerin eksikliğini gidermek için çaba harcıyor.
İnsan yazısını ve sesini taklit edebilen, gerçekçi videolar ve görüntüler oluşturabilen yeni nesil yapay zeka teknolojisi hızla yaygınlaştı. Bu teknoloji, tüketicileri kandırmak için kötüye kullanılabiliyor.
2025 yılı boyunca 50 eyalet, yapay zeka mevzuatı çıkardı ve 38 eyalet de bu konuda yaklaşık 100 yasa kabul etti.
Bu yasalar şirketlerden belirli güvenlik önlemleri talep ediyor ve teknolojinin kullanım şekline ilişkin kısıtlamalar getiriyor.
Örneğin Kaliforniya, OpenAI’nin ChatGPT’si ve Google’ın Gemini’si de dahil olmak üzere en büyük yapay zeka modellerinin güvenlik testlerinden geçmesini ve sonuçları açıklamalarını zorunlu kılan bir yasa çıkardı.
Güney Dakota, seçimden birkaç ay önce, gerçekçi yapay zeka tarafından üretilen videolar olan “deep fake”lerin siyasi reklamlarda kullanılmasını yasaklayan bir yasa kabul etti.
Utah, Illinois ve Nevada, yapay zeka sohbet robotları ve ruh sağlığıyla ilgili yasalar çıkararak, kullanıcıların sohbet robotlarıyla etkileşimde bulunduklarını açıklamalarını ve veri toplama konusunda kısıtlamalar getirmelerini zorunlu kıldı.
***
Yapay zeka sektörü, canlarını sıkan bu eyalet yasalarına karşı Trump’ı kıskaça aldı. Ve ağır lobi çalışması sonucu başarılı oldu.
Trump Perşembe günü, yapay zeka sektörünün düzenlenmesinde eyaletlerin yetkilerini sınırlayacak bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Eyaletlerin yapay zekâ yasalarını etkisiz hale getirdi.
Trump, Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada, bu kararın yapay zekâ için tek bir federal düzenleyici çerçeve oluşturacağını söyledi. Bu, hızla büyüyen bu teknolojinin düzenlenmesine karşı lobi yapan teknoloji şirketleri için bir zafer anlamına geliyor.
Bu kararname, mevcut haliyle başsavcıya eyaletlere dava açma ve “Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel yapay zeka hakimiyetini” desteklemeyen yasaları iptal etme konusunda geniş yetkiler vererek, düzinelerce yapay zeka güvenliği ve tüketici koruma yasasını riske atıyor.
***
Ancak iki partiden de muhalefetle karşılaşan bu kararın, eyalet yasalarını yalnızca Kongre’nin geçersiz kılma yetkisine sahip olduğu gerekçesiyle eyaletler ve tüketici grupları tarafından mahkemeye götürüleceği hukuk uzmanları tarafından belirtiliyor.
Toplumsal direniş ve itiraz karşısında Trump kararnamesi “çocuk güvenliği” konusunda eyaletlerin üzerine gidemedi. Eyaletler, yapay zekâ destekli sohbet robotlarını ve yapay zekâ tabanlı teknolojileri kullanan sosyal medya şirketlerini hedef alan, giderek artan sayıda çocuk güvenliği düzenlemesini yürürlüğe koymuş bulunmakta.
Perşembe günü verilen kararda, çocuk güvenliğiyle ilgili yasaların önüne geçilmeyeceği belirtildi, ancak ayrıntı verilmedi.
Çocuk güvenliğini savunanlar, “Yapay zekayı düzenleyen eyalet yasalarının engellenmesi, ebeveynler ve çocukları çevrimiçi ortamda korumayı önemseyen herkes için kabul edilemez bir kabustur” diyorlardı.
***
Gelelim Perşembe günkü kararnamenin diğer çok önemli adımına… Trump bu yeni kararname ile birlikte yapay zekâyı destekleyen “çiplerin” ihracatının önündeki engelleri kaldırma kararı da verdi.
Trump, sosyal medya paylaşımında, ABD hükümetinin satışlardan elde edilen tüm gelirlerin yüzde 25’ini alacağını söyledi.
Bunu, Çin’e ihracat izni olarak okumak gerek.
Artık Amerikan çip üreticisi Nvidia, en güçlü ikinci yarı iletkenini Çin’e satabilecek.
Bu yeni bir strateji olarak yorumlanıyor.
***
Çin basını, Çin’in Amerika Birleşik Devletleri ile olan rekabetinde son haftalarda bir dizi zafer kazanmış olduğu havasını yansıtıyor.
Pekin, Washington’ın yaklaşımındaki bu değişiklikleri, Trump’ın ideoloji, teknoloji ve diplomasi konularında Çin ile çatışmaya girme isteğinin azalması olarak yorumluyor.
Çin’deki bazı yorumcular da bu gelişmeleri Amerika’nın gerilemesinin ve Çin’in yükselişinin tartışılmaz işaretleri olarak değerlendiriyor.
Trump’ın Pazartesi günü bazı gelişmiş çiplerin Çin’e satılmasına izin verme kararının, Çin’in durdurulamaz teknolojik yükselişinin “Amerika Birleşik Devletleri’ni köşeye sıkıştırdığını” gösterdiğini söyleyen demeçlere de rastlanıyor.
Trump’ın göreve gelmesinden bu yana, Çin politikasında güçlü bir ideolojik tavır sergilememesi, ilişkiye bundan böyle ‘kâr odaklı’ bakacağı şeklinde değerlendiriliyor.
Eleştirmenlere göre artık Trump için uzun vadeli Amerikan güvenlik çıkarlarından ziyade kısa vadeli ekonomik çıkarlar öncelikli hale geldi, önem kazandı.
***
Çin’de bir diğer önemsenen belge ise ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisi…
Komünist Parti gazetesi Global Times, Beyaz Saray’ın Çin’den ziyade Batı Yarımküre’ye odaklanan yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin , “ABD’nin göreceli güç düşüşünü kabul ettiğinin kanıtı” olarak gösterdi.
Yorumcular bu “daha az şahin, daha pragmatik” yaklaşımın, Çin’in “ABD’nin üstünlüğüne karşı kontrol altına alınması gereken bir tehdit olarak değil, müzakere edilmesi gereken büyük bir ülke” olarak görüldüğünün kanıtı olduğunu düşünüyor.
Bu değişim de Trump’ın ulusal güvenlik stratejisinde açıkça ortaya konuyor.
Strateji, ABD-Çin rekabetini güvenlik veya siyasi sistemler üzerindeki bir mücadele olarak değil, öncelikle bir ekonomik yarışma olarak yeniden tanımlıyor.
Stratejinin önceliği: “Pekin ile karşılıklı olarak avantajlı bir ekonomik ilişki kurmak.”
***
New York Times ise ABD-Çin ilişkilerindeki yeni bir yaklaşıma vurgu yaptı:
“Önceki başkanların aksine, Trump, Çin’de demokrasiyi teşvik etmeye yönelik uzun süredir devam eden Amerikan projesine hiçbir ilgi göstermedi.
30 yılı aşkın bir süredir ilk kez, ulusal güvenlik stratejisi Çin’in otoriter yönetimini eleştirmedi veya Pekin’i insan haklarını korumaya zorlamadı; bu görüşler George HW Bush’tan Joseph R. Biden Jr.’a ve hatta 2017’de ilk döneminde Trump’ın kendisine kadar birçok başkan tarafından dile getirilmişti.”
***
Kısacası yapay zeka ve çip ticareti konusunda Trump bir devlet başkanından çok bir tüccar gibi davranmayı tercih ediyor.
Bu anlayışın uzantısı olarak da “insan haklarıyla” hiç ilgilenmiyor.

