“NATO Kafa” Artık “NATO Mermer” Değil

Taraflı/tarafsız tüm gözlemcilerce “tarihi” olarak nitelendirilen, NATO’nun 36.Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 7-8 Temmuz tarihlerinde, alınan olağanüstü güvenlik önlemleri altında Ankara’da yapıldı.

Ankara aynı tarihlerde bir de Türkiye açısından en az NATO Zirvesi kadar önem taşıyan, 17 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk ABD Başkanı olan Trump’ı ağırladı. Hatta NATO 3.0’ın görücüye çıktığı Zirve’nin, Trump’ın gölgesinde kaldığı bile söylenebilir. İki gün boyunca medyanın ilgi odağı olan Trump’ın, ne yiyip ne içtiğinden tutun tuvaletlerde bıraktıklarının ne gibi bir işleme tabi tutulacağına kadar Trump’la ilgili her şey haber konusu yapıldı.

NATO kafa, NATO mermer

Türkçede yanlış anlamda kullanılan çok sayıda deyim vardır. Bunların başında da, ”Söylenenleri anlamamakta direnen, inatçı, söz dinlemez kişileri tanımlamak için kullanılan, ”NATO kafa,NATO mermer” gelir. Yaygın inanışın aksine buradaki NATO’nun “Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütüyle bir ilgisi yoktur. Aslı yunanca,”nato kefali, nato marmaro (İşte kafa, işte mermer) sözünden Türkçeye yanlış tercih edilmiştir.

Yanlış kullanımıyla da olsa NATO söylenenleri anlamamakta direnen, kapalı fikirli bir örgüt olmadığını Ankara Zirvesiyle kanıtladı. Yeni versiyonu 3.0 ile kendini yeniledi. Günün gerçeklerine uygun olarak modernize oldu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla 1991 yılında başlayan ve NATO’nun gerekliliğini sorgulayan soğuk savaş sonrası dönemi simgeleyen NATO 2.0’ı bir kenara bırakarak adeta soğuk savaş yıllarına geri döndü.

Zirve bildirisi

Zirve bildirileri, NATO’nun merkezi Brüksel’de hazırlanır. Önce Daimi Temsilci Yardımcılarından oluşan özel bir yazım grubunda müzakere edilir. Sonra da Büyükelçiler düzeyindeki NATO Konseyinde ele alınarak kabul edilir. Nadiren anlaşılamayan bir iki nokta parantezde kalırsa, Zirvenin yapıldığı merkezde son akşam Dışişleri Bakanlarının katıldığı yemekte görüşülür. Genellikle siyasiler kendilerine sorun bırakılmasını istemezler. Zirvede devlet ve hükümet başkanları kendilerine ayrılan sürede konuşmalarını yaparlar. Herhangi bir müzakereye girmezler.

Son birkaç Zirve öncesine kadar nihai bildiriler onlarca paragraftan oluşan uzun metinler olurdu. Özellikle ilgilenen uzmanları haricinde de kimse tarafından okunmazdı. Artık bu uygulamaya son verildi. Geçen seneki Lahey Bildirisi 5, Ankara bildirisi ise 6 paragraftan oluşuyor.

Ankara bildirisinin birinci paragrafında bir ülkeye yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağını vurgulayan ünlü Vaşington Antlaşması’nın 5.maddesi tekrar ediliyor. Bu paragraf ABD’nin NATO’ya olan yükümlülüklerinin devam edeceğini göstermesi açısından Avrupalılar için önemli. Ankara bildirisinde uzun dönemde Rusya’nın tehdit olmaya devam edeceği, Avrupalı Müttefiklerin NATO içinde daha fazla sorumluluk üstlenmesine yapılan atıf, İran’ın nükleer silahlara sahip olmaması ve Hürmüz boğazının serbest geçişe açık tutulması gerektiğinin kayda geçirilmesi Amerika’nın kazanımları. NATO’nun sadece Doğu’dan değil, 360 derecelik bir yaklaşımla her yönden gelecek tehditlere karşı duyarlı olacağı, müttefikler arasında savunma alanındaki ticari engellerin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalara devam edileceği muhtemelen bildirideki Türkiye’nin dokunuşlarını yansıtıyor.

Trump’ın Ankara ziyareti

Başkan Trump’ın ikili ziyaretine dönecek olursak; Vaşinton’dan ayrılmadan önce her vesileyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a övgüler yağdıran Trump, Türkiye’ye bir hediye de götüreceğini söylemişti. Bu hediyenin ne olacağı merakla beklenirken Trump 7 Temmuz günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesine girerken gazetecilerin önünde Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 füzeleri nedeniyle CAATSA yaptırımları uygulamasıyla dışlandığı F-35’lere yeşil ışık yaktı. Ancak bir gün sonraki basın toplantısında F-35’ler için henüz karar vermediğini ifadeyle bir gün önce yaktığı ışığı bu kez sarıya çevirdi. Hal böyle olmakla birlikte, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Peskov’un Zirveden hemen sonra 10 Temmuzda S-400’lerin üçüncü bir ülkeye devri konusunda Türkiye ile görüşmelerin devam ettiğini açıklaması, Trump’ın çok da boş konuşmadığının sinyallerini veriyor.

KAAN uçaklarının yapımında kullanılacak 80 adet motorun Türkiye’ye satılmasında ise bilindiği kadarıyla Kongreden kaynaklanan bir sorun yaşanmayacak.

Şüphesiz Trump’ın katıldığı NATO Zirvesi, Türkiye’nin diplomatik görünümünü hayli artırdı. 3-5 yıl öncesine değin İsveç Finlandiya’nın NATO’ya alınmasına taş koyduğu, Rusya’ya yönelik yaptırımlara iştirak etmediği, İsrail’in NATO faaliyetlerine katılmasını engellediği gerekçesiyle Türkiye NATO’dan atılır mı? tartışmaları yapılırken kısa sürede yine yeniden sadık müttefik haline geldi.

Bir iki hafta içerisinde tarihi Ankara zirvesi ve sonuç bildirisi tarih olup unutulur gider. Zirve’den akılda ne kalır diye soracak olursanız, İzlanda Başbakanı garibim Kristrun Frostadottir’in Cumhurbaşkanlığı Sarayını görünce şaşkın şaşkın bakışları, stil yapacağım diye ne yaptığını bilemeyen Arnavut Cumhurbaşkanı Edi Rama’nın beyaz sneaker ayakkabıları ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Mitsotakis’in mehterin önünden geçerken sahte kabadayı edasıyla yürümesi.

Tabii bir de Devlet başkanlarının aldıklarında ne yapacağını bilemedikleri hediye tabancalar.

Hasan Göğüş
Hasan Göğüş
Hasan Göğüş,1953 yılında Gaziantep’te doğdu. 1976 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. 1977’de Dışişleri Bakanlığına girerek diplomatik kariyerine başladı. Yurtdışında sırasıyla Yeni Delhi Büyükelçiliği’nde ikinci katip, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi Türkiye Daimi Temsilciliği’nde başkatip, Londra Büyükelçiliği’nde müsteşar, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Türkiye Daimi Temsilciliği’nde Daimi Temsilci Yardımcısı olarak çalıştı. Dışişleri Bakanlığı merkez teşkilatında Müşterek Güvenlik İşleri, Savunma Anlaşmaları ve Uygulama dairelerinde ikinci katiplik, Müsteşar Özel Kalem Müdürlüğü, Bağımsız Devletler Topluluğu Genel Müdürlüğünde Orta Asya Daire Başkanlığı, Silahların Kontrolü ve Silahsızlanma Genel Müdür Yardımcılığı, Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürlüğü, Avrupa Birliği ve Avrupa Ülkeleriyle İkili İlişkilerden Sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Merkezdeki son görevi sırasında Türkiye-Hollanda ilişkilerine katkılarından dolayı Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından “Oranje Nassau” nişanı ile ödüllendirildi. Büyükelçi sıfatıyla Türkiye’yi sırasıyla Hindistan (Nepal, Sri Lanka ve Maldivler’e akredite olarak), Yunanistan, Avusturya ve Portekiz’de temsil etti. 2018 yılında Dışişleri Bakanlığı’ndan emekliye ayrılan Hasan Göğüş, halen merkezi Roma’da bulunan Uluslararası Kalkınma Hukuku Örgütü Danışma Konseyi Başkanı ve OKAN Üniversitesi Mütevelli heyeti üyesi olarak görev yapıyor. 2021 yılı başından bu yana da çeşitli mecralarda dış politika konusunda köşe yazıları yazıyor. Hasan Göğüş’ün ayrıca 42 yıllık meslek anılarını derlediği Doğan kitap’tan yayınlanmış, “Zor Başkentlerde Diplomasi” ve İdeal Kitap’tan çıkan “Diplomasi Yazıları” isimli iki kitabı bulunmaktadır.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

İngiltere’ye Başbakan Dayanmıyor

Siyaset bilimi kitaplarında farklı tanımları olsa da, Antik Yunancadaki demos (halk) ve kratos (yönetim) kelimelerinin birleştirilmesinden türetilen “demokrasi”...

Bir Acayip Anlaşma

28 Şubat’ta ABD ve İsrail ikilisinin saldırılarıyla başlayan ikinci İran savaşında 107 gün sonra ABD ile İran arasında...