Kleptokrasi- “Hırsız Yönetim”

Anne Applebaum, 62 yaşında Amerikalı bir gazeteci ve tarihçi. Birçok kitabın da yazarı.

Geçen yıl yayınlanan “Otokrasiler” adlı son kitabında, Rusya’daki gibi yozlaşmış rejimlerin etkisiyle Batı’da bile yerleşmeye başlayan “kleptokrasi-hırsızlar tarafından yönetim” konusuna odaklandı.

Geçenlerde Le Monde gazetesi kendisiyle “Trump Rejimi” üzerine yapılan ve “Şimdi Washington’da her şeyin bir fiyatı var, hatta dış politika bile satılık” başlığıyla verdiği çok ilginç bir röportaj yayınladı.

Applebaum, Beyaz Saray’daki yolsuzluğun boyutunu vurgulayarak Donald Trump’ın kleptokratik bir devlet kurmaya çalıştığını iddia ediyor.

Bu iddia aslında Amerika’da genel bir kanaate dönüşmüş vaziyette. Örneğin, Amerikan İlerleme Merkezi’nin tahminlerine göre, Kasım 2024’teki seçimden bu yana Donald Trump ve ailesinin servetinde 2 milyar dolara yakın bir artış oldu.

***

Röportaj, Marc-Olivier Bherer’in kendisine yönelttiği “Amerikan başkanı Beyaz Saray’a döndüğünden beri sadece kişisel olarak zenginleşmekle kalmadı, aynı zamanda kleptokrasiye benzeyen yöntemlerle yönetiyor, diyorsunuz. Sizce bu tür bir rejimi ne karakterize ediyor?” sorusuyla başlıyor.

Applebaum soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Vladimir Putin’in Rusyası mükemmel bir örnektir: Liderlerin çıkarları ile devletin çıkarları arasındaki çizgilerin bulanıklaştığını ortaya koymaktadır. Siyasi kararlar, bütün bir yolsuzluk sistemine hizmet edecek şekilde alınmaktadır. Çok büyük bir servete sahip olan Rusya Devlet Başkanı, yakın çevresindeki kişilerin Gazprom doğalgaz şirketinin başına geçmesini sağlamıştır. Kendisine sadık yeni bir elit kesimi zenginleştirirken, Putin bu şirketi siyasi hedefleri için gerçek bir araç haline getirmeyi başarmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde aynı düzeyde yolsuzluğa ulaşmadık, ancak Donald Trump iktidara döndüğünden beri, dış politika da dahil olmak üzere kişisel çıkarlarına hizmet eden çok sayıda karar aldı. Bu nedenle, Amerika’da bir kleptokrasi kurmaya çalıştığı söylenebilir.”

Ve buna bir örnek veriyor:

“Başkan, konumundan faydalanmak için özellikle kripto para şirketi World Liberty Financial’a güveniyor.

Örneğin, Çinli girişimci Justin Sun, 2025 yılında bu şirkete 30 milyon dolar yatırım yaptı ve çok kısa bir süre sonra SEC (ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, ABD borsa düzenleyicisi), Joe Biden’ın başkanlığı döneminde kendisine karşı başlatılan soruşturmayı sonlandırdı.”

***

Röportajı yapan Fransız gazeteci, “hırsızlık” ile “ rejim” ilişkisini soruyor:

“Demokratik rejimin kleptokrasiye doğru evrimi, Amerika Birleşik Devletleri’nde otoriterliğin yükselişini nasıl teşvik eder?”

Yanıt şöyle:

“Amerika Birleşik Devletleri tarihinde hiçbir yönetim bu kadar çok rüşvet almamıştır. Büyük şirketler, örneğin Donald Trump’ın tasarladığı Beyaz Saray balo salonunun inşasını finanse ederek, kendilerini engelleyen düzenlemelerin kaldırılmasını veya devlet sözleşmelerinin güvence altına alınmasını sağlayabileceklerini biliyorlar.

Şimdi Washington’da her şeyin bir fiyatı var: Beyaz Saray’da bir görüşme, başkanlık affı… Dış politika da satılık.

Bu anlamda, Trump yönetimi zaten hukukun üstünlüğünün dışında, gizlice ve yalnızca kendi zenginleşme amacıyla faaliyet gösteren otokratik dünyaya aittir.”

***

Amerikalı yazar, “kleptokrasi” olarak tanımladığı rejimin nasıl çalıştığını Ukranya müzakereleri üzerinden örnekliyor:

“Trump’ın Ukrayna için sözde barış planı, Amerika’daki bu kleptokrasinin mükemmel bir örneğidir.

Emlak kralı Steve Witkoff ve Donald Trump’ın damadı ve iş ortaklarından biri olan Jared Kushner, müzakereleri yönetmekle görevlidir.

Rusya’nın devlet varlık fonunun başkanı Kirill Dmitriev ile görüşmelere başladılar.

Bu iki adam da diplomat değil.

Ve görüşmeler sadece savaşı sona erdirmeyi değil, öncelikle Donald Trump’a yakın şirketlerin Ukrayna ve Rusya’nın maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmalar yapmayı amaçlıyor.

Kremlin bunun farkında ve ‘barış’ satın almaya çalışıyor.”

***

Peki “Kleptokratik” bir rejim için Venezuela’nın önemi ne:

“Otokrasiler” kitabının yazarı çarpıcı bir yorum yapıyor:

“Donald Trump, Nicolás Maduro’yu kaçırdı, ancak yerine 2024’te meşru olarak seçilen Venezuela’nın asıl başkanı Edmundo González Urrutia’yı getirmedi.

Beyaz Saray bu operasyonu hiçbir zaman demokrasiyi yeniden tesis etme müdahalesi olarak sunmadı.

Bu operasyonun temel amacı petroldü.

Nicolás Maduro uyuşturucu kaçakçılığından kesinlikle adalete teslim edilecek olsa da Donald Trump bundan asla bahsetmiyor.

Çok özel nedenlerle petrole takıntılı kalmaya devam ediyor.

Venezuela petrolüne ayrıcalıklı erişim, bu ayrıcalığı John Addison’a borçlu olan Vitol şirketine verildi.

Addison, Donald Trump’ın kampanyasına önemli ölçüde katkıda bulunmuştu.

Ve Venezuela petrolünün satışından elde edilen ilk gelirin bir kısmı, herhangi bir açıklama yapılmadan, gizlice bir Katar bankasına yatırılıyor; bu da Beyaz Saray’ın bunu bir rüşvet fonu olarak kullanabilmek istediğini düşündürüyor.”

***

Röportajda Grönland konusu da var:

“Ocak ayında Peter Baker ile yaptığı yeni bir röportajda, Grönland’ı Amerikan toprağı haline getirme arzusunun ‘kendisi için psikolojik olarak önemli’ olduğunu ekledi. Dolayısıyla dünya haritasını yeniden çizmek, onun için egemenliğini ortaya koymanın bir yolu.

Ancak Grönland’a bu kadar ilgi duyan tek kişi o değil; ona yakın bazı zengin kişiler de bölgeye büyük ilgi gösteriyor.

Donald Trump’ı adaya ilgi duymaya ikna eden ilk kişi milyarder Ronald Lauder oldu çünkü Lauder’ın orada madencilik ve enerji sektörlerinde yatırımları olduğu söyleniyor.

Donald Trump’a bağış yapan diğer kişiler de Grönland’ı ele geçirme hayali kuruyor. Anti-demokratik görüşleriyle tanınan milyarder Peter Thiel de bunlardan biri.

Ona göre Grönland, başkalarıyla birlikte devlet kontrolünün dışında topluluklar kurmayı planladığı yerlerden biri.”

***

Bir diğer çarpıcı soruysa şu: “Liberal olmaktan çıkıp, kleptokratik bir mantıkla tanımlanan bir uluslararası düzene doğru mu ilerliyoruz?”

Amerikalı yazarın cevabı şöyle:

“Eski uluslararası düzen çoktan ölmüş durumda. Ruslar, Batı ülkelerinden hiçbir tepki almadan, bu düzeni zayıflatmak için her şeyi yaptılar. Fransa ve Birleşik Krallık gibi ülkelerin egemenliği artık garanti altında değil. Büyük güçler, uygun gördükleri her yerde siyasi ve ekonomik olarak müdahale etme hakkına sahip olduklarını düşünüyorlar. Rusya’da da durum böyle. Çin de agresif bir dış politika izliyor, ancak kendisini sorumlu bir aktör olarak göstermeye çalışıyor ki bu gülünç ve yanıltıcı.

Ancak şimdi Amerika Birleşik Devletleri de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurduğu uluslararası düzenden uzaklaşıyor. Küçük ülkelerin buna tepki vermesi gerekecek.”

***

“Otokrasiler” kitabı Türkçeye henüz çevrilmedi. Umarım çevrilir.

Kitap ve röportaj kadar Trump rejiminin ve benzerlerinin “Kleptokrasi” üzerinden tanımlanması da çok ilginç.

21. yüzyılda gele gele “Hırsızlar Yönetimine” gelmemiz insanlık için de sorgulanması gereken bir durum.

Umarım arınma, temizlenme, saydamlaşma, bu korkunç dönemin peşisıra gelir… Bugünden alınan derslerle daha iyi bir dünya yaratılır.

Gün ağarır.

Mehmet Altan
Mehmet Altan
Mehmet Altan (d.1953) gazeteci, yazar ve akademisyen. İlk, orta ve yüksek öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yükseköğrenimi sırasında özel sektörde ve Türk Haberler Ajansında görev yaptı. 1979 yılında doktora yapmak için Fransa’ya gitti. Paris I. Pantheon Sorbonne Üniversitesinde, Türkiye-IMF ilişkilerini inceleyen çalışmasıyla 1980 yılında uzman, Türkiye’nin ABD ve SSCB ile ilişkilerini inceleyen teziyle de iktisat doktoru oldu. Doktora eğitimi sırasında çeşitli gazetelerde çalıştı, Cumhuriyet Gazetesinin Paris muhabiri olarak görev yaptı. 1984 yılında Türkiye’ye dönen Altan’ın 1985 yılında, Paris’teyken yazdığı denemeleri Kanatlı Karınca adlı kitapta topladı. Akademi Kitabevi Deneme Ödülünü alan bu kitaptan sonra, tezini kitaplaştırarak Süperler ve Türkiye Türkiye'de Amerikan ve Sovyet Yatırımları adıyla yayınlandı. Altan'ın, Türkiye’deki devlet kavramını irdelemeyi amaçladığı Marks’tan Sevgilerle adlı kitabının yanında, askeri darbelerin ekonomik nedenlerini incelediği Darbelerin Ekonomisi ve Türkiye’den yeryüzüne bakmaya çalıştığı edebi yazılarını içeren Matadorun Ölümü adlı kitapları da bulunmaktadır.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

Dünya Nüfusunun Dörtte Biri…

Bir iki hafta önce Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği’nin 25 yıllık müzakerelerin ardından tarihi bir...

Verimlilik ve Siyaset

2024 yılında, Avrupa’nın rekabet gücü üzerine hazırlanan Draghi raporu, ABD'den daha yavaş büyüyen, inovasyona, dijital teknolojiye ve enerji...

Latin Amerika’da Hamle…

Ne kadar duyuldu bilmiyorum ama geçen hafta… Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği, 25 yıllık müzakerelerin...

En Sert Kürek Çeken…

Maduro’nun başına gelenlerin hemen ertesinde İran ile yatıp kalkar olduk. Artık kimse “sıra İran’da mı?” diye sormuyor çünkü herkes...

Bir Yanım Venezuela Bir Yanım Silikon Vadisi

Kendi ülkesinde hukuku nişan tahtasına döndürmüş, halkını sefilleştirmiş bir zorba gece yarısı yabancı askerler tarafından derdest edilip yargılanmak...

“Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” mü?

Le Monde Gazetesi geçen hafta “Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” başlıklı beş gün süren çok çarpıcı bir yazı dizisi...

100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu?

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak...

Dünya Çip Etrafında Dönüyor

ABD’nin yıllık üretiminin parasal değeri 29.2 trilyon dolar… 112 trilyon dolarlık toplam dünya üretiminin üçte birine yakın. Çin’in toplam...

Küresel Ticaret Trump’a Direniyor…

2025 yılı da bizi terk etmeye hazırlanıyor. Bu yılın bitmesiyle birlikte 21. yüzyılın ilk çeyreği de geride kalmış...

Büyü ve Büyüme

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 3. Çeyrek Büyüme rakamlarını açıkladı. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan...

Yeni Çağı Anlama Kılavuzu

Ekopolitik'e yazdığım “Köpük Mü, Balon Mu, Çağ Gerçeği mi?” başlıklı son yazımdan sonra yeni gelişmelere şahit olduk. Yatırımcıların bazı teknoloji...

Köpük Mü, Balon Mu, Çağ Gerçeği Mi?

Bir önceki “Yeni ekonomi-Eski ekonomi” başlıklı yazıyı şöyle bitirmiştim: “Çağ derinden değişiyor ve sosyal bilim olan ekonomiyi de yeniden...

Eski Ekonomi – Yeni Ekonomi

Öncelikle yaşarken tanık olduğumuz tarihsel bir gelişmenin altını çizmemiz gerekiyor. Teknolojik inovasyon için “olmazsa olmaz” çipleri üreten Kaliforniya merkezli Nvidia...

İktisat Eğitiminin Kayıp Kavramları

Ekopolitik Düşünce Merkezi çok önemli bir iş yaptı ve bir “Ekopolitik Akademi” kurdu. Ekopolitik Akademi’de farklı disiplinlerdeki derslerle birlikte...

21. Yüzyılın çilingiri…


Joseph Schumpeter, teknolojik yeniliği merkezi bir konuma oturtarak dünya kapitalist sistemini sorgulamış çok önemli bir iktisatçı… Teknolojik inovasyonun...

İç Barış – Dış Barış

NATO üyesi ülkelerin askeri bütçeleri, ortalama olarak toplamda gayri safi yurt içi hasılalarının yüzde 2’sine tekabül ediyor. Ancak birkaç ay...

Çin Robotları Burada, Türk Robotları Nerede?

Günlük gündemlerin peşine düşmek yerine, olup biteni bir bütün olarak anlamaya çalışınca karşınıza kaotik karmaşasıyla 21. Yüzyıl çıkıyor. 2....

Orta Sınıf Eriyor mu, Büyüyor Mu?

Orta sınıflar dünyanın bel kemiğidir. Zafiyete uğrarsa dünya da yamulur. Bu nedenle ‘orta sınıf’ kavramı yerküreyi okumakta önemli pusulalarımdan biridir… Ayrıca...

Çin Birleşik Devletleri

Yazı şöyle başlıyordu: “Amerikalılar farkında olsun ya da olmasın, Trump yönetimi Amerika Birleşik Devletleri'nde kapitalizmi kökten yeniden inşa etmeye...

ABD Bir Hukuk Devletidir

Bir önceki “Yapay Zekaya Trump Damgası” başlıklı yazıda 21. yüzyılın en belirleyici teknolojisi olan yapay zekaya Trump yönetiminin damga vurma çabalarından...

Yapay Zekaya Trump Damgası

Yapay zeka konusundaki gelişmeler Amerika’dan başlayarak bütün dünyada hızlanıyor. Geleceği belirleyeceği anlaşılan “yapay zekanın” sınırlarının nasıl oluşturulacağı tartışılırken...