Başlarken…

Ekopolitik’in logosunda bulunan “arı”, kurumsal kimliğimizin en önemli alegorisidir. Zira Ekopolitik’te bir araya gelen araştırmacıların en değerli hususiyeti kolektif, üretken ve sürdürülebilir çalışmaların mimarı olmalarıdır. Ekopolitik araştırmacı ekibi, tıpkı bir arı kolonisi gibi, bireysel başarı yerine, kolektif faydayı önceliklendirmekte ve güçlü bir işbirliği kültürü oluşturmaktadır. Bilimsel çalışmalarında farklı disiplinlerin bir araya gelişi, Ekopolitik’in ruhuna hâkim olan karmaşık organizasyon becerilerinin bir ispatıdır. Diğer yandan, logomuzun “arı”sı modern kaligrafiyle klasik hat sanatının iç içe geçtiği, insanı temsil eden kalp ve onun sahibinin de adının yer aldığı, geçmişten geleceğe uzanan bakış açımızı ifade eden anlamlı bir mesaja sahiptir.

Ekopolitik, bir arı kolonisi gibi hareket ederken bireysel çaba ve katkıları kesinlikle gözardı etmemekte; aksine, bireylerin farklı yeteneklerini bir orkestranın enstrümanları gibi bir araya getirmektedir. Böylece, kaotik görünen bir dünyada uyumlu ve anlamlı bir melodi yaratmayı amaçlamaktadır. Zira Ekopolitik olarak bizim için en büyük başarı, bireysel yeteneklerin kolektif bir amaç doğrultusunda harmanlanarak topluma fayda sağlayan sonuçlar üretmesidir. 

Ekopolitik ekibi olarak biz, farklılıkların bir tehdit olarak algılandığı değil, bir zenginlik kaynağı olarak değerlendirildiği bir anlayışı savunuyoruz. Tıpkı arıların renkleri, cinsleri, mekânları dolaşarak farklı çiçeklerden topladıkları özleri bir bal mucizesine dönüştürmesi gibi, biz de bilgiye ve deneyime hammadde olarak bakıyoruz. Her disiplin, her kültür, her farklılık bir çiçektir ve Ekopolitik bu çiçeklerden aldığı özlerle toplumsal sorunlara karşı bir “bilgi balı” üretecektir. Bu bal, yalnızca sonuç değil, aynı zamanda yeni başlangıçlara ilham veren bir kaynaktır.

Ekopolitik’teki araştırmacı ekibimiz üretkenlik ve verimlilik odaklıdır; çalışmalarında Türkiye’nin ve dünyanın somut gerçekleriye uyumlu, somut ve ölçülebilir katkılar sağlamaktadır. Düşünce hürriyeti kurumsal ilkelerimizin başında gelmektedir. Bununla birlikte, entelektüel özgürlüğün kimi zaman toplumla kavga olarak algılandığı ülkemizde, insanların maddi ve manevi değerlerine saygıyı, toplumu yargılamayı değil anlamaya çalışmayı, toplumun üzerinde değil arasında olmayı, toplumun erdemlerini nitelikli bilimsel çalışmalarla taçlandırmayı temel misyonlarımız arasında görüyoruz. 

Ekopolitik Düşünce Merkezi olarak hem yerel dinamikleri destekliyor hem de küresel ölçekte etki yaratmayı amaçlıyoruz. Tıpkı bir arının en iyi balı yapmak için çiçek çiçek dolaşması gibi biz de hakikatin izini dünyanın bütün uygarlıklarında sürmeye talibiz. 

Dijitalleşen dünyada yaşanan yıkıcı değişimlerin farkındayız. Bu süreçte yenilikleri mutlak görmüyor, eskiyen her şeye de anlam atfetmiyoruz. Bu bağlamda geçmişten gelen neyin aslının korunmasını, neyin restore edilerek güncellenmesini ve neyin mâzide bırakılmasını anlamaya çalışıyoruz. Özetle; hayatı içinde barındıran tarih nehrinin akışını kavramaya ve elde ettiğimiz bulguları toplumla paylaşmaya gayret ediyoruz Başka bir ifadeyle; küresel ölçekte yaşanan değişimler artık bireysel ya da tek bir toplumun çabasıyla çözülemeyecek kadar karmaşık hale gelmiş durumdadır ve biz, Ekopolitik olarak, bu karmaşıklığı basitleştirmek yerine anlamlandırmayı amaçlıyoruz. Tıpkı arıların karmaşık doğa döngülerine adapte olarak yaşamlarını sürdürmeleri gibi, biz de karmaşık toplumsal ve ekonomik sistemlerin işleyişini kavrayarak daha âdil ve sürdürülebilir çözümler arıyoruz.

Gelecek yalnızca yeniliklerle değil, aynı zamanda geçmişin değerlerinin yeniden keşfiyle inşa edilebilir. Ekopolitik’te ele aldığımız her konuda doğru sorular sorup doğru cevaplar bulabilmek adına yüzümüzü hem geçmiş hem güncele, hem yerel hem de küresel bilgiye çeviriyoruz.

Ekopolitik’in arı ile özdeşleşmesindeki bir diğer maksat, geleceği tehlike altında olan yeryüzünü ifsad değil imar etmenin yollarını araştırmaktır. Çevre sorunları artık büyük bir kriz halini almıştır. Toplumun bütün kesimleri işbirliği yapmalı ve bu konuda ortak bir eylem planı hazırlamalıdır. Bizler Ekopolitik olarak bu konudaki küresel arayış çabalarını desteklemekle birlikte ulusal bir bakış açısına ihtiyacımız olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenle Ekopolitik araştırmacıları için cennet vatanımızın daima cennet gibi kalmasının yollarını araştırmak hayati bir önem arz etmektedir. Zira arının temsil ettiği değerlerden biri de dayanıklılık ve sürekliliktir. 

Ekopolitik Düşünce Merkezi, projelerinde kısa vadeli kazançlardan ziyade, uzun vadeli sürdürülebilirlik ilkesine dayanmaktadır. Kültürel, ekonomik ve ekolojik dengeyi gözeten politikalar geliştirerek bireylerin ve toplumun gelecekte karşılaşabileceği zorluklara hazırlıklı olmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Bu anlayış sadece bireylerin refahını değil, aynı zamanda yeryüzündeki tüm yaşamın devamlılığını hedefleyen bir etik sorumluluğu da bünyesinde barındırmaktadır.

Ekopolitik, yalnızca teorik bir düşünce platformu değil, somut projelerle topluma dokunmayı amaçlayan bir harekettir. Araştırmacılarımız, toplumun en güncel sorunlarına çözüm üretirken geçmişin birikimini ve geleceğin potansiyelini harmanlamayı temel almaktadır. Bu bağlamda, bilimsel çalışmalarımız ele aldığı konuları sadece analiz etmekle kalmaz; bir yandan da çözüm önerileri sunmakta ve bu önerileri sahanın aktörleri tarafından uygulanabilir hale getirmektedir. Tıpkı arıların bal yaparken çevreye katkıda bulunmaları gibi, biz de ürettiğimiz her fikrin topluma değer katmasını, aynı zamanda, geleceğin dünyasını şekillendirmek için bir yol haritası sunmasını hedefliyoruz. 

Geleceğin sürdürülebilir ve âdil bir dünya inşa etmek için ortak çaba gerektirdiğini biliyoruz. Bu yüzden, çalışmalarımızın her aşamasında bilimsel disiplinlerin ötesine geçerek insanlık değerlerini temel alan bir yaklaşım benimsemekteyiz. Hâlis niyetlerle çıktığımız bu yolculuğa başlarken, toplumumuzun her kesiminden bu çabaya katkı vermelerini bekliyor; daha yaşanabilir bir Türkiye için fikri olan herkesi yol arkadaşlığına davet ediyoruz.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

İki Yüz Yıllık Anayasa Arayışımız

1839 Tanzimat Fermanı’ndan günümüze kadar süren anayasa arayışları Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan uzun bir süreci kapsar. Bu dönemde,...