Çev. Tuğba Ece Aksakal
Prestijli Artforum dergisinin sahibi, “Filistin’in özgürleşmesini” destekleyen bir açık mektup yayınladığı için derginin genel yayın yönetmenini kovdu ve bu da yazar ve sanatçıların istifasına ve boykotuna yol açtı. Hollywood’un önde gelen bir ajansı, sosyal medyada İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını tanımlamak için “soykırım” kelimesini kullanarak görüntüler paylaştıktan sonra yöneticisi olduğu Creative Artists Agency’deki görevinden ayrıldı.
San Francisco’daki bir sanat müzesinin genel müdür vekili, İsrail’den tasfiye talebinde bulunan sanatçı ve çalışanların şahsına yönelik “kin dolu ve anti-semitik tepkiler” olarak nitelendirdiği açıklamaların ardından istifa etti. Ve geçen ay, PEN Amerika’nın uzun süredir genel müdürlüğünü yürüten kişi, ifade özgürlüğü grubunun İsrail’in eylemlerine karşı etkili bir duruş sergilemediğini söyleyen yazarların aylarca süren yoğun eleştirilerinin ardından istifasını verdi; pek çokları Yahudi olan eski yöneticiyi “Siyonizme, İslamofobiye ve Ortadoğu’daki emperyal savaşlara uzun süredir destek vermekle” suçlamaktaydı.
Savaşın şok dalgaları tüm kültür-sanat dünyasında hissedildi; film yapımları, müzeler ve kitap fuarları –üniversiteleri, enstitüler ve diğer tüm sektörlerden bahsetmiyorum bile– savaş ve direnişçiler hakkında neyin hoşgörülebilir söylem olarak nitelendirileceği konusunda sert tartışmalara sahne oldu. Ancak pek çok gözlemci, Hamas’ın İsrail’e saldırarak 1200 kişiyi öldürdüğü ve yaklaşık 250 kişiyi kaçırdığı, İsrail’in Gazze’de çoğu sivil on binlerce kişinin ölümüne neden olan askeri harekâtına yol açan 7 Ekim 2023’ten bu yana sanatsal alanlardaki söylemin daralmasının, kültür dünyasının özgür ve açık fikirli ifadeye olan geleneksel bağlılığı için iyiye işaret olmadığını söylüyor.
Pennsylvania Üniversitesinde tarih profesörü olan Jonathan Zimmerman, “7 Ekim’in küçük liberal çoğulculuk etrafında bir tür mutabakat sağlayacağını umuyordum; ancak bu mümkün olmadı” dedi. Penn’de, geçen yılki saldırıdan haftalar önce kampüste düzenlenen Filistin edebiyat festivaliyle ilgili tartışmalar daha sonra alevlenmiş ve bağışçıların isyanına yol açmıştı. Üniversitenin rektörü geçtiğimiz Aralık ayında Kongredeki bir oturumda, Yahudilerin soykırıma uğratılması çağrısında bulunan öğrencilerin cezalandırılması gerekip gerekmediğine ilişkin bir soruyu geçiştirir gibi olunca istifa etmek zorunda kalmıştı.

Geçtiğimiz yıl boyunca kültürel kurumlara bakıldığında şöyle bir model ortaya çıkıyor: İsrail’i eleştiren sesleri bastırmaya çalışanlar büyük ölçüde yöneticiler ve patronlar gibi kurumsal yönetim olurken, İsrail ile dayanışmayı ifade eden sesleri susturmaya çalışanlar genellikle alt düzey çalışanlar ve daha az tanınan sanatçılar gibi görünmekte. Örneğin geçtiğimiz aylarda Brooklyn’deki bir kitabevi çalışanı, muhataplarından birinin Siyonist bir haham olması nedeniyle bir kitap etkinliğini sekteye uğrattı ve iki yazar Albany Kitap Festivalinde İsrail yanlısı bir yazarla birlikte panele katılmayı reddetti.
Öte yandan Queens’teki Noguchi Müzesinde yöneticilerinin, çalışanların “siyasi mesajlar, sloganlar ya da semboller” içeren kıyafetler ya da aksesuarlar giymesini yasaklayan yeni bir politika uygulamaya başlamasının ardından üç işçi Filistinlilerin sembolü olan kefiye giydikleri için işten çıkarıldı.

Yahudi Kitap Konseyi İcra Kurulu Başkanı Naomi Firestone-Teeter, İsrail’i desteklemenin bazı çevrelerden dışlanma sebebine dönüştüğünü savundu. “’Siyonist’ ve ‘İsrailli’ gibi kavramları topyekun aşağılayıcı bir söz olarak görmek, kullanabileceğiniz bir kelime olarak normalleştiriliyor ve olumsuz bir şey anlamına geliyor, tüm bu farklı şekillerde dışlama için kullanılabilir… Bu çok cesaret kırıcı!” dedi. Ayrıca bunun kültürel ifade üzerinde de yıkıcı bir etkisi olduğunu sözlerine ekledi: “Biz çok sayıda sesi duyuran, diyalog ve tartışma imkânı yaratan bir edebi topluluğun bir parçasıyız.”
Stony Brook Üniversitesi’nde seçkinlerin söylemi üzerine çalışan sosyoloji profesörü Musa al-Gharbi, İsrail’e desteğin kültürel kurumlar arasında güçlü kaldığını, çünkü “bu denklemin İsrail yanlısı tarafının pratik kurumsal anlamda, karar vericiler üzerinde baskı kurma açısından çok daha iyi organize olduğunu” söyledi.
Genel olarak bakıldığında, kültür kurumlarında üst düzey pozisyonlarda çalışma olasılığı daha yüksek olan yaşlı Amerikalılar, genellikle daha alt düzey pozisyonlarda çalışan genç Amerikalılara kıyasla İsrail’in askeri operasyonunu daha fazla destekliyor. Pew Araştırma Merkezi’nin bu yılın başlarında yaptığı bir ankete göre, 30 yaşın altındaki yetişkinlerin neredeyse yarısı (yüzde 46) İsrail’in Hamas’ın ilk saldırısına verdiği yanıtı kabul edilemez bulurken, bu oran 50 yaş ve üzerindekilerde sadece yüzde 29 olarak görünüyor.
Daha önceki protesto hareketlerinde, Vietnam Savaşı ve Güney Afrika’daki apartheid sistemi karşıtı öğrenciler ve sanatçılar genellikle üniversite yönetimlerine ve büyük şirketlere karşı gösteriler düzenlemişlerdi.
Bu seferki dinamik ve genel olarak tutarlı olmakla birlikte, tekdüze görünmemektedir.
Oscar ödüllerini veren grup, bu yılın başlarında Hollywood’un Yahudi kurucularıyla ilgili bir serginin içeriğini, Yahudi profesyonellerin önemli stüdyo şeflerinin özellikle 7 Ekim saldırısı ışığında resmedilmesine yönelik itirazın ardından revize etti. Yüzlerce Yahudi oyuncu, yapımcı ve sektörün diğer temsilcisi, yönetmen Jonathan Glazer’ın Mart ayında Holokost’u konu alan “The Zone of Interest” adlı filmiyle Oscar ödülünü alırken yapmış olduğu konuşmada İsrail’i eleştiren sözlerini kınadı. (Diğer Yahudi sinema sanatçıları da Yahudi olan Glazer’ı savundu).
Ancak daha sık olarak, Filistin yanlısı sert söylemlerden rahatsız olanlar yöneticiler olurken, daha az etkiye sahip taraflar da bu durumdan rahatsız olmuş görünüyor. Manhattan’ın önde gelen kültürel mekânlarından biri olan 92NY’deki gelişmeleri düşünün.

Geçtiğimiz Ekim ayında, eskiden 92nd Street Y olarak bilinen Yahudi Kültür Merkezi 92NY, Hamas’ın saldırısının ardından İsrail’i eleştiren açıklamalarını gerekçe göstererek Pulitzer ödüllü romancı Viet Thanh Nguyen’in etkinliklerini belirsiz süreliğine erteledi. Bu olay, Nguyen’in açıklamalarını destekleyen diğer bazı yazarların da 92NY’deki etkinliklerini iptal etmelerine yol açtı.
NPR ve Hyperallergic’in haberine göre, geçtiğimiz aylarda Filistin yanlısı 92NY çalışanlarından bazıları, çalışanların siyasi görüşlerini ifade etmelerini yasaklayan yeni kurumsal politikalara uymak yerine istifa etti. Bu politika İsrail yanlısı görüşler için de geçerli olmakla birlikte, işten ayrılan işçiler esasen Filistinlilerle dayanışma göstermek isteyen kimselerdi.
Ağustos ayında 92NY’deki yarı-zamanlı öğretim asistanlığı işinden ayrılan sanatçı Hazel Elsbach, bir e-postada “Kurumun İsrail’e verdiği açık desteğin yanı sıra, soykırım mağdurlarıyla dayanışma ifade eden personele yönelik artan sansür ve misillemelere tanık oldum” dedi. 92NY, e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, kural nedeniyle kimsenin işten çıkarılmadığını söyledi ve bunu “her türlü siyasi savunuculuğu hedef alan geniş bir politika” olarak tanımladı.
İsrail yanlısı tutumun gücü, birçoğu Amerika Birleşik Devletleri’ndeki artan antisemitizmin ortasında kendini savunmasız hisseden Amerikan Yahudileri için mantıksız görünebilir. Geçtiğimiz Ekim ayındaki dehşetten sonra, kültürel kurumlardaki birçok Yahudi çalışan, Hamas saldırısını kınamayan meslektaşları tarafından ihanete uğramış hissetti.
Ancak Temple Üniversitesi’nde Yahudi hayırseverliği üzerine çalışan tarih profesörü Lila Corwin Berman, İsrail’e verilen resmi ve kurumsal desteğin, “örgütlü Yahudi toplumunun Amerikan yaşamının farklı kurumlarında yer alma konusunda ne kadar başarılı olduğunu” yansıttığını söylemekte. “Ve bu tesadüfi bir durum değil, bir güvenlik ve emniyet stratejisi” diye de eklemekte.
Culture Strike: Art and Museums in an Age of Protest kitabının yazarı ve Queens Müzesinin eski müdürü Laura Raicovich, Filistinlilerle dayanışmayı ifade etmek isteyenlerin önündeki başlıca engelin yapısal güç olduğunu söylüyor:
“İsrail ve Filistin arasındaki güç dengesizliği gerçekten çok açık ve bu çok açık bir şekilde görülüyor… (…) Duyurulmak istenen bir çaresizlik hissi var. Gücü dengelemeye çalışmak aptalca bir çabadır.”
Açık söylem taahhütleri ile İsrail’e duyulan sempati arasında denge kurmaya çalışanlar için geçtiğimiz yıl yaşanan çalkantılar derin bir ikilem yarattı. Ve bu durum belki de en çok, açık diyaloğu savunma içgüdüsüne sahip olsalar bile, bazı ifadelerden haklı olarak rahatsızlık duyan kültürel alandaki Amerikalı Yahudiler için can sıkıcı oldu.
Penn profesörü Zimmerman, “Özellikle Yahudiler için bir yol ayrımına geldik,” diyor, “Kültürel alanlarda Yahudiler ya incitici konuşmalardan korunmayı talep edebilir ya da özgür ve canlı tartışmanın bedeli olarak rahatsız edici söylemin sert ve yıpratıcı etkisini kabul edebilirler.”
Ve Zimmerman ikinci seçeneği tercih ediyor: “Bizim tüm projemiz,” diyor, kamusal düşünürler ve sanatçılar için, “fikir alışverişi üzerine kuruludur.”
________________________________________
Bu yazı İngilizce olarak The New York Times’ta 14 Kasım 2024’te yayınlanmıştır: https://www.nytimes.com/2024/11/14/arts/design/israel-gaza-war-art-culture-conflict.html