Çin’in en büyük otomotiv şirketlerinden biri olan BYD, 2024 yılının temmuz ayında Türkiye’de 1 milyar Dolarlık bir yatırım yapacağını açıklamıştı. Bu karardan hemen önce Türkiye AB haricindeki ülkelerden ithal edilen araçlara ek vergiler getirmiş, Çin de bu önlemleri Dünya Ticaret Örgütü’ne taşıyıp Türkiye’yi şikâyet etmişti. Dışarıdan bakan birine karmaşık görünen bu iniş-çıkışlar, BYD’nin Manisa’da bir fabrika kuracağını duyurmasının ardından anlam kazandı. Ek vergiler Çinli şirketleri Türkiye’de üretim yapmaya teşvik etmek için koyulmuş, netice itibarıyla Ankara’nın “akıllıca planı” başarılı olmuştu. BYD kararının üstüne Chery adlı başka bir Çin şirketinin de Samsun’da fabrika kuracağı açıklanınca bu iyimserlik had safhaya ulaştı. Türkiye Çin’in “bıçak pili” teknolojisinden istifade ederek yerli otomotiv sanayisine çağ atlatmayı, BYD ise Türkiye’nin Gümrük Birliği anlaşması üzerinden Avrupa’ya bol bol araç satmayı hayal ediyordu. Ancak 2026 yılı sonunda 150,000 araç üretmesi planlanan BYD fabrikasının yerinde bugün itibarıyla yeller esiyor.
Hayallerini İnşa Et: Ama Türkiye’de değil
BYD, Çin’in bir zamanlar hayalden ibaret olan teknoloji liderliği vasfının otomotiv sektöründe vücut bulmuş hali. BYD kısaltması “Build Your Dreams” ifadesinin ilk harflerinden oluşuyor:Türkçesi “Hayallerini İnşa Et”. İklim değişikliği süreci, benzinli araçların yerine elektrikli araçları koyarken eski tip otomotiv sanayiindeki liderlik de Batılı şirketlerden Çin markalarına kaydı. BYD, tıpkı Huawei, Tencent, Baidu ve Alibaba gibi Pekin’in katma değerli, inovasyon odaklı üretime odaklanan yeni ekonomik modelinin başarı hikayelerinden biri.
Aslında bir on yıl önce BYD’nin yükselişi hiç de kaçınılmaz görünmüyordu. Ancak herkesin Elon Musk’ın Tesla’sını konuştuğu yıllarda BYD’nin batarya teknolojisinde gösterdiği ilerleme, Çin devlet sübvansiyonlarının getirdiği avantaj ile birleşince şirketin kaderi de değişmiş oldu. Sonuç olarak, BYD 2025 yılında Tesla’nın satış rakamlarını geride bırakarak dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi oldu. Aradan geçen zaman zarfında Tesla’nın yangına sebebiyet veren bataryaları BYD’nin yüksek ısıya dayanıklı “bıçak pili” teknolojisinin gerisinde kalmış; Çinli otomotiv şirketi maliyeti düşürerek Amerikalı rakibine fark atmıştı.
Çin’in Dördüncü Endüstri Devrimi’ndeki iddiasının sembollerden biri haline gelen BYD’nin merkezi, ülkenin Silikon Vadisi olarak bilinen Shenzhen (Şencen) kentinde. BYD yarı iletkenlerden batarya üretimine, tasarımdan satışa kadar her şeyi kendi bünyesinde halleden yatay bir üretim şemasına sahip. Şirketin Çin’in dört bir yanına dağılmış olan üretim ağının yanı sıra Güneydoğu Asya ve Latin Amerika’da da fabrikaları var. Çin’in ABD ve Avrupa Birliği ile olan gerilimi, elektrikli araçları jeopolitik bir manivela haline getirirken, gümrük tarifelerini aşmak için ticaret bloklarına yakın üretim yapma stratejisi de önem kazandı. BYD’nin henüz faaliyete geçmeyen Manisa fabrikası ile Macaristan’ın Szeged kentinde yapım aşamasında olandiğer fabrikası Çinli şirketin AB pazarına girmek için yararlanacağı birer “Truva Atı” olarak görülüyor.
BYD Yatırımı: Hayaller ve Gerçekler
Dünya otomotiv sektöründeki ağırlığın Çin’e doğru kayması, Türkiye gibi Amerikan ve Avrupalı şirket ortaklıklarıyla araç üreten ülkeler için de önemli bir kırılma. Türkiye’deki otomotiv sektörü 20. Yüzyıl boyunca piyasadaki makro eğilimlerin paralelinde gelişti: Batı şirketlerinin yatırımları bir noktadan sonra daha rekabetçi olan Japon ve Kore markalarına doğru kaydı. Bugün için ise en belirgin küresel eğilim Çin’in devasa bir araç üretim üssü ve otomotiv pazarı haline gelmiş olması. Bu eğilim 20. Yüzyılın efsanevi otomotiv şirketlerini bile zorluyor.Mercedes ve BMW gibi markalar, Çinli müşterinin araçlarında talep ettiği yapay zekâ desteği, yazılım vb. ihtiyaçları karşılayamadıkları için yakın zaman önce fabrika kapatmaya başladı. Elektrikli batarya teknolojisine geç intibak eden Japon şirketleri de Çin pazarında eskisi gibi rağbet görmüyor. Türkiye’nin sorunu ise çok daha farklı.
Türk şirketlerinin Çin otomotiv pazarında bir rolü olmadığı için, Ankara’nın esas meselesi Çin araçlarının Türkiye’deki iç piyasaya tamamen hâkim olmasına engel olmak. Bir diğer öncelik de dünyada otomotiv teknolojisinin dönüşüme uğradığı bir dönemde batarya ve yazılım konusunda rakipsiz hale gelen Çin şirketlerinden yatırım çekmek. Aslında buna mecburiyet de diyebiliriz çünkü Çin yatırımının olmadığı bir Türkiye orta vadede küresel otomotiv değer zincirinin dışına itilebilir. Nitekim bugün “yerli otomobil” TOGG’un dahi bataryası bir Çin şirketi ile ortaklık sayesinde üretiliyor. Yani BYD yatırımı Türkiye’yi 21. Yüzyılın Çin-merkezli dünya otomotiv haritasına yerleştireceği için de önemliydi.
Manisa’da 5,000 kişilik istihdam yaratacağı söylenen BYD fabrikası, en büyük heyecanı hiç şüphesiz bu yatırıma ev sahipliği yapacak olan kentte yarattı. Merhum belediye başkanı Ferdi Zeyrek’in kentte bir Çin Mahallesi kurma projesi bile vardı. Ancak 2024 yazından beri iş makinası fotoğrafları eşliğinde sunulan “fabrika inşaatı” haberleri bugüne kadar hep asılsız çıktı.Ortada fabrika yokken Çinli şirketin “yerli üretici” muamelesi görüp otomobillerini ek vergilerden muaf olarak satması da doğal olarak tepki çekiyor.
Süreçte hiçbir şeffaflık olmayınca boşluklar ister istemez dedikoduyla doluyor. Ortada BYD yatırımının neden geciktiğine dair birçok teori var. Bir görüşe göre, Çinli şirket yatırım planlarını süregiden ABD-Çin gerilimi yüzünden yeniden gözden geçiriyor. BYD’nin daha önce Şili ve Meksika gibi ülkelerde ilan ettiği yatırımları iptal ettiği ya da geciktirdiği vaki; yani durum buysa Türkiye ilk örnek olmayacak. Kimine göre, BYD istekli ama işe Çin hükümeti ket vuruyor; kimine göre ise Ankara bu süreçte yeteri kadar atak davranamadı. Daha da vahim bir iddia, Çinli şirketin bu yatırım sözünü Türkiye’nin 2024 yılında getirdiği ek vergilerden kaçmak için verdiği ama niyetinde samimi olmadığı. Bu olasılığın ciddiye alındığı, hükümete yakın gözlemcilerin yakın zaman önce aba altından sopa göstermeye başlamasından da belli.
Gazeteye düşen haberlere göre, BYD Türkiye’deki yatırım sözünde durmazsa bugüne kadar ödememiş olduğu ek vergiler kuruşuna kadar, hatta faiziyle birlikte geri alınacak. Geçtiğimiz ay BYD marka araçların gümrük kapısında bekletilmesi de işlerin beklendiği gibi gelişmediğini gösteriyor. Satın aldıkları araca sahip olamayan Türk müşteriler kaparolarını geri almak için BYD’nin kapısına dayanırken, resmi makamlar sorunun “teknik” bir aksamadan ibaret olduğunu açıkladı. Oysa Türkiye’nin Çin vatandaşlarına vize serbestisi getirdiği günlerde Çin’den gelen araçları gümrükte bekletmesi hayli sıradışı bir gelişme. Bütün bu karmaşanın sonunda BYD hayallerini Türkiye’de inşa etmek için hızla kazma küreğe davranırsa herhalde o da büyük bir sürpriz olacak…

