Futbolda 2025-26 sezonu geride kaldı. Galatasaray’ın ligi, Trabzonspor’un ise kupayı kazandığı sezonu, bayram vesilesiyle genel bir değerlendirmeye tabi tutmak ve Trabzonspor açısından geçmişi ve gelecek sezon için beklentileri yorumlamak isterim.
Rakamların dili ve son dört sezona panoramik bakış
Süper Lig’i bu sezon Galatasaray 77 puanla lider tamamlarken, Fenerbahçe ve Trabzonspor da son haftalara kadar şampiyonluk yarışının içinde yer aldı ve ligi ilk üçte tamamladılar.
Trabzonspor bir önceki sezonu (2024-2025) ise 51 puanla yedinci sırada tamamlamış, şampiyon Galatasaray’ın 95 puanla zirvede bitirdiği sezonda liderden tam 44 puan, ikinci Fenerbahçe’den ise 33 puan fark yemişti.
Bir önceki sezonu ise üçüncü sırada tamamlamasına rağmen, şampiyon Galatasaray’ın 102 puana ulaştığı sezonda liderden yine 35 puan fark yemişti. Şampiyonluğa ulaştığı 2021-22 sezonunun ardından gelen sezonda ise şampiyon takımın 31 puan gerisinde ligi altında sırada tamamlayabilmişti Trabzonspor.
Tüm bu rakamlar bize ne söylüyor? Son üç sezonda, ligi lider bitiren takımın 31 – 35 – 44 puan gerisinde kalmış bir Trabzonspor vardı önümüzde. Her sezonda liderden ortalama 37 puan fark yiyen bir takım 2025-26 sezonuna girerken ne yapabilecekti?
Pek çok Trabzonspor taraftarı gibi, ligin başladığı 8 Ağustos 2025 tarihinde benim zihnimdeki soru da tam olarak buydu. Bir önceki sezonda 36 hafta boyunca sadece 13 galibiyet alabilmiş ve ligi yedinci sırada bitirebilmiş bir takımdan ne bekleyebilirdik?
Sürdürülebilirlik: Planlama, finansal tablo ve saha sonuçları
Trabzonspor gibi, her sene zirveye oynamak isteyen –oynaması da gereken- ama imkânları sınırlı takımlar açısından en önemli mesele “sürdürülebilirlik.” Üstelik sadece sportif sürdürülebilirlik ve saha sonuçlarındaki istikrar da değil; finansal sürdürülebilirlik, taraftarla iletişimde sürdürülebilirlik, transfer politikası ve diğer kulüplerle ilişkilerde sürdürülebilirlik…
Tüm bu sürdürülebilirlik sarmalının neden önemli olduğunu şampiyon olunan 2021-22 sezonundan sonra hepimiz gördük. Rakamlar ortada; şampiyon olunan sezondan sonraki üç senenin her birinde liderin tam 37 puan gerisinde kalmış takım. Demek ki o sezon doğru yapılan her ne varsa bunu “sürdürememiş” bu camia.
Planlama olmadan bu tablonun düzeltilebilmesi zor görünüyordu. Camianın büyüğü Şenol Güneş’in son yıllarda Trabzon tribünleri ve şehriyle yaşadığı sorunların, başarısız da olsa yarım sezonluk bir teknik direktörlük deneyimiyle geride bırakılması ve o sayfanın muhtemelen bir daha açılmayacak olması, hemen tüm şehrin üzerinde uzlaştığı Fatih Tekke’nin önünü açtı. Uzun vadeli bir planlama vaadiyle Fatih Tekke 11 Mart 2025’te göreve başladı ve görevde –şimdilik- 14 ayı geride bıraktı.
Sportif başarı ve saha içi sonuçlar bu sürdürülebilirlik bahsinin en önemli ve görünür bileşeni. Fatih Tekke yönetiminde son 14 ayda çıkılan toplam 45 lig maçında 25 galibiyet, 13 beraberlik alındı ve 1,95 puan ortalaması yakalandı. Bu sezonki 34 lig maçında ise 2,02 puanlık bir ortalama elde edildi. Muhteşem olmasa da, şampiyonluk sonrası geçen üç rezil sezonun ardından, en azından içine girilen kaos ve fırtınanın dindiğinin ve kendini toparlama dönemine girildiğinin somut bir işareti bu.
Finansal sürdürülebilirlik bu açıdan bir diğer önemli bileşen durumunda. Türk futbolunun içine battığı finansal krizi gösteren rakamlar, Dört Büyükler olarak nitelendirilen kulüplerin toplam borcunun 1,36 milyar Euro seviyesinde olduğunu gösteriyor. Galatasaray 440 milyon Euro, Fenerbahçe 430 milyon Euro, Beşiktaş 420 milyon Euro borç içindeyken, Trabzonspor’un borcu bu rakamların çok altında ve 75 milyon Euro seviyesinde.
Kulüplerin bu borçları nasıl çevirebilecekleri, ne zaman iflas bayrağını çekecekleri, kamu desteğiyle bu iflası ne kadar öteleyebilecekleri ise ayrı bir soru işareti. Ancak Trabzonspor’un sadece iki üç oyuncu satışıyla bu borcu kapatabilecek –en azından- bir perspektifi ve borcu 400 milyonlar seviyesine çıkarmama iradesi bulunuyor ki bunu da finansal sürdürülebilirlik ve dört takım arasında gelecek yıllardaki rekabetin gidişatı açısından önemli buluyorum.
Kadro planlaması ve yükselen umutlar
Fatih Tekke gibi camianın öz evladı gibi gördüğü bir isimle yakalanan sportif başarı, geride kalan 14 ay içinde iki Türkiye Kupası finali getirdi ve bu sezon da son haftalara kadar şampiyonluk yarışının içinde var olabilen bir kadroyu ortaya çıkardı. Ligin ikinci yarısında hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’yi mağlup eden Trabzonspor, İstanbul takımlarına karşı son üç sezondaki kazanamama serisini de geride bırakmış oldu.
Ligde genel olarak başarılı bir sezon geçiren takım, Türkiye Kupası’nı ise beş sezonun ardından yeniden müzesine götürebilmeyi başardı. Böylece 14 aylık Fatih Tekke döneminin ilk kupası da elde edilmiş oldu. Futbolcuyken bu kupayı Trabzonspor’la üç kere kazanan Tekke, teknik direktörlük kariyerinde de ilk kupasını kazanmış oldu.
Bu başarıda kamuoyunda en dikkat çekici olan husus ise Trabzonspor’un büyük takımlar arasında pek rastlanmayacak şekilde, geçen sezondan beri sürdürdüğü genç ve başarıya aç ama bir yandan da değer kazanabilecek yabancı oyunculara yapılan yatırım. Felipe Augusto, Christ Oulai, Benjamin Bouchouari, Tim-Jabol Folcarelli, Wagner Pina, Chibuike Nwaiwu, Arseniy Batagov gibi isimler transfer politikasının artık tamamen değiştiğini ve geleceğe yatırım vizyonunun ön plana çıktığını gösteriyor. Keza geçtiğimiz sezon U-19 takımının kendi yaş grubunun Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona ile final oynaması da kulüp içindeki değişim ve gelişim vizyonunun sonucuydu.
Sezonun başladığı Ağustos 2025 dönemi itibariyle Trabzonspor’un kadro değeri 85 milyon Euro seviyesindeydi ve ligde en değerli dördüncü kadro durumundaydı. Sezon bitiminde ise eldeki kadronun değeri 130 milyon Euro’ya çıkmış durumda. Yani Trabzonspor, transfer ettiği oyunculara seviye atlatan, mili takımlara taşıyan ve piyasasını yükselten, bunu yaparken de zirveye oynayan bir takım haline geldi. bu fevkalade önemli bir başarı aslında.
Sezon başında piyasa değeri 600 bin Euro olan Christ Inao Oulai değerini 23 milyon Euro’ya çıkarıp, yıldızlarla dolu Fildişi Sahili Milli Takımı forması giymeye de başladı ki Dünya Kupası’nda da boy gösterecek. Benzer şekilde sezon başında 3 milyon Euro’ya transfer edilen Wagner Pina’nın değeri de 11 milyon seviyesine çıktı ve Yeşil Burun Milli Takımı ile Dünya Kupası’nda forma giyecek. Sezon başında değeri 2 milyon seviyesinde olan Felipe Augusto da değerini 15 milyon Euro seviyesine çıkarırken, Nijerya Milli Takımı’na Trabzonspor forması altında ilk kez çağrılan Chibuike Nwaiwu da piyasa değerini 6 milyondan 10 milyon Euro seviyesine çıkarttı.
Transferlerin tamamı bu şekilde verimli olmadı şüphesiz. Kendisinden zarar edilen veya beklenen performansı gösteremeyen oyuncular da sözkonusu ama Trabzonspor %70’ler seviyesinde başarılı olan bu transfer planlamasıyla, kendi gibi kulüplere ve Türk futboluna planlama ve finansal sürdürülebilirliğin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Türk futbolu kapatılması imkânsız borçlanma seviyeleriyle yoluna devam edemeyeceği için bir an önce bu vizyonun kulüp yönetimlerinde de yaygınlaşması, ancak bunu yaparken rekabetçi kalınabilmesi gerekiyor.
Camia adına gelecekten beklentiler
Trabzonspor bu sezon sadece erkek futbol takımında değil, diğer branşlarda da başarılı bir sezonu geride bıraktı. Trabzonspor’un kadın futbol takımı ligi ikinci sırada bitirirken Galatasaray ve Beşiktaş gibi takımları geride bıraktı. Avrupa’da da oldukça başarılı sonuçlar alan U-19 takımı ise son üç senedir üst üste lider tamamladığı kendi ligini domine ediyor ki bu seneyi de şampiyon tamamlamayı başardı. Trabzonspor’un basketbol takımı da bu sene yükseldiği süper ligde, normal sezonu altıncı sırada tamamlayarak play-off yarışına katılmayı başardı ve önümüzdeki sene Türkiye’yi yeniden Avrupa kupalarında temsil etme hakkı kazandı.
Ancak taraftar elbette gelecekte de bu başarıların sürmesini bekliyor. Trabzonspor adına önümüzdeki sezon şampiyonluğa oynayacak bir futbol aklı, kadro istikrarı ve oyun şablonu hâlihazırda elde mevcut. Yapılacak takviyelerle, yukarıda bahsettiğim kadro planlaması ve finansal sürdürülebilirlikten taviz vermeden ilk ikide olabilecek bir oyun ve son haftalara kadar yarışın içinde var olmak, en az şampiyonluk kadar değerli.
Bununla birlikte, yeni sezondan en büyük beklenti Avrupa kupalarında başarılı sonuçlar alabilmek ve zaten yükselişte olan oyuncuların piyasa değerlerini daha da arttırarak kulübe oyuncu satışından da yüksek seviyede gelir kazandırmak ve “Avrupa’da Mart ayını görebilmek.” UEFA Avrupa Ligi’ne play-off aşamasından da olsa katılabilmek bu açıdan önemli ki Türkiye Kupası’nı kazanarak sezonu biraz daha geç açabilecek olmak da bir kazanç. Ancak Avrupa Ligi’ne katılamadan elenilmesi durumunda Konferans Ligi’ne grup aşamasından katılmanın, takımın gücü ve gerçekçi planlama açısından daha makul göründüğünü de belirtmekte fayda görüyorum.
Fakat her halükarda Avrupa’da boy gösterecek olmak ve ligde son haftalara kadar yarışın içinde kalabilmek, uzun vadeli planlama açsından da makul ve rasyonel görünüyor.
Trabzonspor Fatih Tekke ile yeniden “hayal kurduran” ve Avrupa’da da başarılı olabilecek bir takım vadediyor ki 2021-22’deki şampiyonluk sezonundan beri camia yeniden kenetlenmiş durumda artık. Bu pozitif enerjiyi yeni başarılara çevirebilmek için Ağustos ayını şahsen iple çekiyorum.

