Dezenflasyonun Görünmeyen Gerilimi, Türkiye Ekonomisinde Likidite Neden Hâlâ Çok Güçlü?

Türkiye ekonomisinde son iki yıldır uygulanan dezenflasyon programı belirli sonuçlar üretmeye başladı. Enflasyon oranı geriliyor, döviz kuru görece kontrollü seyrediyor, kredi genişlemesi yavaşlıyor ve finansal piyasalarda daha öngörülebilir bir çerçeve oluşuyor. İlk bakışta tablo olumlu görünüyor.

Ancak verilerin biraz daha derinine inildiğinde, dikkat çekici bir kırılganlık ortaya çıkıyor: Geniş tanımlı para arzı (M2) nispeten yavaşlarken, ekonomide en hızlı dolaşan ve harcamaya en yakın para olan (M1) hâlâ çok güçlü artıyor.
Aslında bugün tartışılması gereken temel mesele tam da budur.

TCMB verileri incelendiğinde, 2025 başında hem enflasyon hem para arzı yüksek seyrederken, 2025 sonuna doğru enflasyonda belirgin bir gerileme yaşandığı görülüyor. Buna karşın M1’deki artış dikkat çekici biçimde hızlanmış durumda. 2026’nın ilk çeyreğinde de benzer eğilim devam ediyor: Fiyat artışları yavaşlıyor ama sistemdeki likit para büyümesi hâlâ oldukça canlı.

Bu durum ilk bakışta çelişkili gibi görünse de, aslında uygulanan para politikasının doğal sonucudur. Çünkü Türkiye’de bugün klasik anlamda parasal hedefleme uygulanmıyor. Merkez Bankası doğrudan “para arzını şu seviyede tutacağım” yaklaşımından ziyade; yüksek faiz, kontrollü kur, kredi sınırlamaları ve yoğun likidite sterilizasyonu üzerinden çalışan karma bir model yürütüyor.

Programın temel dayanakları üç ana sütunda toplanıyor:
Yüksek faiz politikasıyla iç talebin baskılanması. 
Kontrollü kur politikasıyla geçişkenliğin sınırlandırılması. 
Makro ihtiyati tedbirlerle kredi genişlemesinin frenlenmesi
Kısa vadede bu model belirli sonuçlar üretmiştir. Döviz talebinin kontrol altında tutulması, TL’ye dönüşün teşvik edilmesi ve kredi büyümesinin yavaşlaması bu çerçevede önemli kazanımlardır. IMF değerlendirmeleri de mevcut politika bileşiminin dezenflasyon sürecine katkı verdiğini teslim etmektedir.

Ancak burada kritik soru şudur:
Ortaya çıkan iyileşme ne kadar kalıcı ve sürdürülebilir?
Çünkü M2’deki yavaşlama, ekonomideki toplam likidite baskısının tamamen çözüldüğü anlamına gelmiyor. Tam tersine, likiditenin bileşimi değişiyor. Daha teknik ifadeyle; toplam parasal büyüme görece kontrol altına alınırken, işlem amaçlı kullanılabilen en likit para stoku yüksek hızda büyümeye devam ediyor. Bu da sistemin altında hâlâ ciddi bir parasal gerilim bulunduğunu gösteriyor.

Aslında mevcut modelin temel açmazı burada ortaya çıkıyor.
Eğer döviz kuru tamamen serbest bırakılırsa, kur geçişkenliği ve dolarizasyon üzerinden çok daha sert bir parasal genişleme riski doğuyor. Eğer kur kontrollü tutulup faiz yüksek seviyede kalırsa, bu kez ekonomi yoğun sterilizasyon ve düzenleme baskısı altında çalışıyor. Böyle bir ortamda M2’yi frenlemek mümkün olabiliyor; ancak M1’i aynı ölçüde baskılamak kolay olmuyor.

Yani sistem bir taraftaki baskıyı azaltırken başka bir tarafta yeni bir gerilim biriktiriyor. Bu nedenle bugün yaşanan durum basit bir “başarı” ya da “başarısızlık” tartışması değildir. Daha çok, uygulanan politika setinin doğurduğu zorunlu ödünleşmelerin sonucudur.

Üstelik mesele yalnızca para politikasıyla da sınırlı değildir. TCMB’nin kendi raporlarında da açık biçimde vurgulandığı üzere; bütçe açığı, kamu borçlanması, kamu iştiraklerinin finansman ihtiyacı ve maliye politikası dinamikleri para arzı ve likidite üzerinde doğrudan etkili olmaktadır.

Bu nedenle Türkiye’de yürüyen dezenflasyon sürecinin en önemli eksikliği, yükün büyük bölümünün para politikasının omuzlarına bırakılmasıdır.
Eğer maliye politikası aynı ölçüde sıkı değilse, kamu harcamaları ve fiyatlama davranışları enflasyon hedefiyle tam uyumlu ilerlemiyorsa, Merkez Bankası yalnızca faiz artırarak kalıcı fiyat istikrarı üretemez. Bu durumda para otoritesi aynı anda çok fazla görevi üstlenmek zorunda kalır:
Enflasyonu düşürmek.
Kur geçişkenliğini yönetmek. Likiditeyi sterilize etmek.
Kredi kompozisyonunu düzenlemek. 
Finansal istikrarı korumak…

Böylesi bir yapı kısa vadede çalışabilir; ancak orta vadede maliyet üretmesi ve kırılgan hale gelmesi şaşırtıcı olmaz.
Nitekim bugün görülen tabloyu en doğru şekilde şöyle özetlemek mümkündür:
Türkiye’de uygulanan dezenflasyon programı kısa vadede belirli bir taktik başarı üretmektedir. Ancak bu başarı, tam anlamıyla bütüncül bir istikrar programından ziyade; yoğun müdahale, yüksek faiz, kontrollü kur ve sürekli likidite yönetimine dayanan karmaşık bir para politikası mimarisi üzerinde yükselmektedir.

M2’deki yavaşlama olumlu bir gelişmedir. Fakat M1’deki yüksek artış, ekonomideki en likit para stokunun hâlâ güçlü büyüdüğünü ve sistemin altında çözülmemiş bir likidite baskısı bulunduğunu göstermektedir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde dezenflasyon sürecinin hızlı ve düşük maliyetli değil; daha uzun, daha hassas ve daha kırılgan bir patika izlemesi muhtemeldir.
Sorun, Merkez Bankası’nın hiçbir şey yapmaması değildir.
Sorun, tek başına çok fazla şeyi aynı anda yapmak zorunda kalmasıdır.
Devam edeceğim..

Alican Taşçı
Alican Taşçıhttps://alicantasci.com.tr/
1957 yılında Samsun’da doğan Alican Taşcı, Ege Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Çalışma hayatına İzmir Tariş’te başlayan Taşcı, bankacılık kariyerine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda adım attı. Daha sonra Osmanlı Bankası’na geçerek burada İstanbul Bölge Müdürlüğü ve Şubeler Koordinatörlüğü görevlerine yükseldi. Mesleki kariyeri boyunca çok sayıda eğitim programına katılan Taşcı; İngiliz Hükümeti bursu ile Londra’da uluslararası bankacılık eğitimi aldı. Ayrıca İsviçre’de yöneticilik eğitimi, ABD’de ise Pennsylvania Üniversitesi Wharton School’da Executive Business Programı’nı tamamladı. 2000 yılında perakende sektörüne geçen Taşcı, İstanbul’da bir katlı mağazalar zincirinin Genel Koordinatörlüğü görevini yaklaşık on yıl süreyle yürüttü. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İstanbul’daki kuruluş çalışmalarında yer aldı. 2002-2009 yılları arasında AK Parti İstanbul İl Yönetimi’nde Yönetim Kurulu Üyesi, İl Başkan Yardımcısı ve İl Başkan Vekili olarak görev yaptı. 2011 Genel Seçimlerinde AK Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı oldu. Bugün, enerji, inşaat, sağlık, teknoloji ve perakende sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerde yönetim kurulu üyeliği ve danışmanlık görevlerini sürdürmekte olan Taşcı, iş geliştirme ve finans alanlarında danışmanlık hizmetleri sunan bir şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürütmektedir.

Diğer Yazılar

İlgili Yazılar

Daha Düşük Maliyetli ve Daha İnandırıcı Bir Dezenflasyon Mimarisi...

Türkiye ekonomisi son iki yıldır yüksek faiz, sıkı kredi politikası, kontrollü kur ve güçlü parasal daralma ekseninde şekillenen...

Sorun Dezenflasyon Değil, Pahalı ve Yavaş Dezenflasyon: “Para Politikası...

Son dönemde ekonomi tartışmalarında giderek daha yüksek sesle dile getirilen bir görüş var: “Bu dezenflasyon programı ekonomiye fazla...

Faizle Sıkışan Bütçe, Yatırımla Yavaşlayan Ekonomi: Nisan verileri bize...

Türkiye ekonomisinde yaklaşık iki yıldır uygulanan dezenflasyon programı artık yalnızca para politikası üzerinden değil, bütçe performansı üzerinden de...

Byung-Chul Han’dan Nurettin Topçu’ya Modern İnsanın Sessiz Krizi

Yorgunluk Toplumundan Anlam Arayışına, Byung-Chul Han’dan Nurettin Topçu’ya Modern İnsanın Sessiz Krizi   Yukarıda bahsettiğim, oldukça dikkat çekici bu söyleşi,...

Dünya Yeniden Parçalanıyor: 5 Savaş Aynı Anda

Dalio’nun “5 savaş tipi” aslında bugün dünyanın röntgeni: 1) Ticaret Savaşı ABD–Çin hattında başlayan tarifeler artık küresel ticareti parçalıyor. “Ucuz...

Türkiye Aslında Sandığımızdan Daha Zengin Olabilir mi?

Türkiye ekonomisine dair hâkim anlatı net: düşük tasarruf, yüksek dış borç ve kronik kırılganlık. Ancak bu tabloyu yalnızca...

İç Tasarruflar ve Sermaye Birikimi

Türkiye’nin 24 Ocak Kararları ile hızlanan serbest piyasa sürecine rağmen hâlâ yeterli iç tasarruf ve güçlü sermaye birikimi...

Kriz Döngüsünü Kırarak Büyümek

Türkiye 2035–2045 Eşiğinde Yeni Bir Kalkınma Hikâyesi Yazabilir mi? Türkiye ekonomisi uzun yıllardır aynı temel soruyla yüzleşiyor: Yüksek büyüme...

Küresel Sermaye Çağında Kalkınmanın Finansmanı

Milli Tasarruflar, Sıcak Para ve Türkiye’nin Stratejik Seçimi Küresel ekonominin son kırk yılı, sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ve finansal entegrasyonun...

BlackRock Ziyareti: Türkiye Yeni Finans ve Enerji Merkezi mi...

A-Önce toplantıya Hazine Bakanımızın da katılması penceresinden bakalım; BlackRock CEO’su Larry Fink’in Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi, yüzeyde bir...

İran-İsrail/ABD Gerilimi, Küresel Ekonomi ve Türkiye’nin Stratejik Konumu

Toplumların kültürel ve dini ritimleri çoğu zaman tarihsel kırılmaların ortasında yaşanır. Bayramlar ise bu ritimler içinde hem bireysel...

Dünya Ekonomisi: Kırılgan Bir Dönüşümden Yeni Bir Düzene

2026 yılının başlarında dünya ekonomisi yalnızca rakamların değil, aynı zamanda güç dengelerinin yeniden yazıldığı bir dönemin içinden geçiyor....

Akışın İçinde Kalmak Ama Savrulmamak

Mevlânâ bize değişimi inkâr etmeyi değil, değişimin içinde merkezde kalmayı öğretir. Her şey akıyor; ama herkes aynı yere varmıyor....

Vakıf Aklı ve Yeni Bir Girişimcilik Tasavvuru

Lise yıllarımda iktisat kitaplarına merak saldığımda zihnimi meşgul eden soru şuydu: Ne yalnızca liberal reçeteler ne de sosyalist vaatler…...

Küresel Borç Düzeni Çatırdarken-IV

Türkiye İçin Üç Yol: Ayakta Kalmak mı, Sıçramak mı? Geçen hafta yazımızı şu cümleyle bitirmiştik: Yanlış pozisyon felaket, doğru pozisyon...

Küresel Borç Düzeni Çatırdarken III – Para Savaşları Kapıda...

Dünya ekonomisi bugün bir kriz yaşıyor gibi görünmüyor. Borsalar açık, ticaret sürüyor, merkez bankaları piyasaları sakin tutmayı başarıyor....

Küresel Borç Düzeni Çatırdarken-II Likidite Var, Güven Yok!

Türk İş Dünyası Bu Dönemi Nasıl Okumalı? Son aylarda küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler, ilk bakışta çelişkili bir tablo...

Küresel Borç Düzeni Çatırdarken: Türkiye Nerede Duruyor?

Küresel ekonomi bir süredir olağan dalgalanmaların ötesinde bir gerilim biriktiriyor. Bu gerilim ani bir çöküş manşetlerinden ziyade, bilanço...

Eğitimde Fırsat Eşitliğinden Sınıfsal Ayrışmaya…

Bir Zamanlar “Yoksul Ama Zeki Çocuklar” Vardı... Orta öğretimde yarı yıl tatili sürerken Milli Eğitim konusunda bir şeyler söyleme...

Tahkimat Çağında Türkiye Ekonomisi: Kırılganlık mı, Stratejik Dayanıklılık mı?

Yeni yıla girdiğimiz şu günlerde dünya ekonomisi artık “toparlanıyor mu?” sorusunu geride bırakmış durumda. Asıl soru şudur: Toparlanılan...

Venezuela Olayı

Aşağıda kaleme aldığım yazıyla, "Ekopolitik"in ABD’nin Venezuela’ya müdahalesinin hukuki sonuçları hakkındaki makalesinin doğruluğunu teslim ederken onu stratejik gerçeklikle...